☘️🔆🌸☘️🔆🌸☘️🔆🌸 *GERÇEK DEĞERLİ KADINLAR :* Ahh! Ne KADINLAR gelip geçti şu fani dünyadan. Firavun gibi bir adamın karısıyken, sabrına mükafat cennetle müjdelendi : *ASİYE ANNEMİZ...* İftiralar atılarak tecrid edildi İSA'sı doğana kadar ; *MERYEM ANNEMİZ.* Sabrının meyvesiydi duvardan fışkıran hurmalar. Rabbimin mucizesiydi kundaktaki bebeği konuşturup, annesini aklayan... Çölde küçük İsmail'iyle tek başına tevekkülle kalan : *HACER ANNEMİZ.* Mükafatı çölün ortasında ZEMZEM'le vuslat..., Karnındaki yetimiyle kalan, Abdullah'ın hasreti ile yanarken EVLADI MUHAMMED'e (s.a.v) kavuşan ; *AMİNE ANNEMİZ...* Bütün varını MUHAMMED'ÜL EMİNE adayan fazilet timsali, en güzel eş, en iyi arkadaş ; *HATİCE ANNEMİZ...* En olgun haliyle anlayışı ve itikatıyla 40 yaşında Pergamberliğin gelişine ilk şahitlik eden. Genç yaşta RASÜLE yarenlik edip, sonrasında Ümmete Anne olan ; *AİŞE ANNEMİZ..* 25 yaşında ardında iki öksüz bırakarak babacığının ardından ebediyete göçen ; *FATIMA ANNEMİZ...*
Din İslam
Değerli Arkadaşlarım ; Bu ahlaksız hesap Mucahit beye (Sanal ismi ile - Muhterem) ahlaksız ve kirli iftiralar atmaktatır. Lütfen gelin el-ele verelim ve bu hesapı şikayet edelim. Aslında T.C Anayasasında birine iftira atmak bir cezadır.
Gönderi kullanım dışı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Ruhun İtirafı Kapat konuları bu lanetle, Ruhum sarılı ihanetle. Masallarım kaldı kıyamette, Saçımı okşayan olmadı, dersin bu ne? Kim olduğumu kimse bilmez, Korkak ruh içimden silinmez. Satılmış yeminler peşimden gelir, İçimdeki yük bir türlü dinmez. Günahı boynuna dolananların, “Kader” deyip sustuğu yerdeyim. Yanılmadım—içim karanlık, Sokaklarda gezen umut bendeyim. Zehirli bulutların ardındayım, Tarafsız değilim, saklamam. Günahımı sokaklara gömdüm, Eğildim mi—kendime bakamam. Kimsesiz değilim sandığın gibi, Ruhum karanlık ama diriyim. Rabbim bilir, işkencenin içinde Yırtık bir yürekle yürürüm. Hiç balık peşinde koşmadım, Karanlığı kendime ektim. Kendim için yaşamadım çoğu zaman,
1000Kitap
Gökyüzüne Konuşanlar Gözlerini kapa dediler özlediğin zaman, Ama ben gözlerim açık izledim, Kolay değil hayat. Kimin kolunda faça, kim babadan dayak, Kıyısında herkes biraz manyak. Sekiz yaşında dokuzsun, Umuduna dokunsun zaman. Azrail gelse kefen biçilmiş umuda, Yerde kalmışsın, umutsun. Ama sen de bir kartalsın, Gökyüzünde yıldızlara konuşursun. Elinde sapan büyüyen umutlarız biz, Konuştukça çoğalan bulutlarız biz. Silah değil, kelime taşırız, Kelebekle değil, gerçeklerle konuşuruz biz. Düşerim bazen, kalkarım yine, Aptalım belki, ama direncim var içimde. Bugün kibirliyim belki, Ama derviş gibi hesap sorarım kendime. Belki kırığım, belki eksik, Ama hâlâ insanım, Hiçbir zaman katil olmadım.
1000Kitap
Karanlık Sokakların Şairi Üstlerinde karanlığın içinde kalırsın, Bir mazi var, bir de kendini aldatırsın. Ey gönül, senin elinden ne çekti bu kalbim, Sihirlerle kalbinin içinde savrulursun. Sevdiğin vardı… Neandertal yaşındaydın, kavganın başındaydın, Silahlanırsın. Korkaktı ruhun, umuda aldanırsın, Bir bakarsın, bıçak saplanır… yine saklanırsın. Bir dünyanın karanlığını sırtladın, Ne oldu? Kendine mi saklanırsın? Ya saklanırsın, ya da yaşamaya silahlanırsın, Ama günahın şahidinde yine saplanırsın. Sakın uyma nefsine, ey gönül, Benim kadar sen de çektin ondan. Suçluyum evet, haklıyım belki, Ama günahsız değilim, günahkârım. Ellerimde tuzaklar, karanlıkta dudaklar, Onların günahı haramdan ibaret, Ben yalnız yaşamaktayım. Günahım varsa bir viski, Bir de katlanmış gecelerim. Ne psikopatım ne de yaşıyorum tam,
1000Kitap
BEDİÜZZAMAN, Hz. ALİ'NİN (r.a) VAHİY ALDIĞINI MI SÖYLÜYOR?
Nurcu olmak kolay değil! Dün de değildi. Bugün de değil. Sözgelimi: "Yaşa ki neler göresin!" kabilinden her yeni gün yeni iddialar/iftiralar ile karşılaşıyoruz. Bunlardan bir tanesi de şu: "Bediüzzaman Hz. Ali radyallahu anh'ın vahiy aldığını söylüyor!" Vay arkadaş. Öyle söylüyor ha! Peki nerede söylüyor? Çünkü, şunca yıllık nurcuyuz, bize böyle bir haber ulaşmadı. Efendim, uzatmayayım, bütün bu suizanların kaynağı olarak gösterilen metin Sikke-i Tasdik-i Gaybî'deki şurasıdır: "Hazret-i Cebrail'in, Âlâ Nebiyyina ve aleyhissalâtü vesselâm huzur-u Nebevîde getirip Hz. Ali'ye Sekine namıyla bir sahifede yazılı İsm-i Âzam, Hz. Ali'nin (r.a.) kucağına düşmüş. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrail'in şahsını yalnız alâimü's-sema sûretinde gördüm. Sesini işittim, sahifeyi aldım, bu isimleri içinde buldum!' diyerek bu İsm-i Âzamdan bahs ile bazı hadisatı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki..." Mevzuun peşine düştüğümde delil(!) diye karşıma çıkartılan hep bu oldu. Başka olmadı. Başka varsa, haberdar edilirsem, sevinirim. Analiz etmek isterim. Mezkûr metin eksenindeyse dikkatinizi celbedeceklerim şimdilik şunlar: 1) Göreceğiniz üzere burada Hz. Ali radyallahu anhın da vahiy aldığına dair hiçbir ifade bulunmuyor. Dile getirdiği böyle bir iddia yok. Yâni metin bunu anlatıyor değil. Bağlamı itibariyle konuşuyorum. "Peki 18. Lem'a'nın bağlamı nedir?" diye soracak olursanız girişinde kendisi söylüyor zâten: "Kerâmet-i evliyâ hak olduğuna kat'î bir burhan gösteren Hazret-i Ali'nin (r.a.) lâtin hurufunun kabulünü tam tarihiyle ve tarz-ı tatbikini iki kelimeyle göstermesidir. (...) Risale-i Nur şakirtlerine ve naşirlerine karşı Hazret-i Ali'nin (r.a.) irşadkârane ve teveccühkârane bakması ve işaret etmesidir." Yani demiyor: __"Hz. Ali radyallahu anh'ın da vahiy
Tefekkürât