...Dedik ki: "Öyle büyük zatlar size de geliyorlardır."
Hz. Pir cevap verdi: Bizde "bize" diye bir şey kalmadı ki. Hayli zamandır bizim "bize" diye bir şeyimiz yok. Şayet gelirlerse, onlar zihinlerinde hayal ettiklerinin ve güven beslediklerinin yanına geliyorlardır.
Bazı insanlar Hz. İsa'ya, "Sizin evinize geliyoruz" dediler. O ise, "Bu dünyada benim evim nerede ki ve ne zaman oldu ki?" diye cevap verdi.
Rivayet ederler ki İsa aleyhisselâm kırda geziyordu. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı. Hemen bir karakulağın inine girip bir köşede yağmurun geçmesini bekledi. Kendisine hemen şu vahiy geldi: "Karakulağın ininden derhal çık! Senin hatan yüzünden onun yavruları huzursuz oldu." Hz. İsa feryat etti: "Yârabbi! Karakulağın yavrularına bile bir yuva var, ama Meryem'in oğluna ne sığınak var, ne yer, ne ev, ne de barınak!"
Hz. Pir izah buyurdular: Karakulağın bir evi var ve o oradan böyle bir sevgili tarafından kovulmuyor. Sense, seni kovan birine sahipsin. Evin yoksa senin korkacak neyin olur ki? Çünkü seni kovan öyle birinin lütfûdur, öyle birinin ihsanıdır ki O seni kovulmaya değer bulup seçmiştir. Bu ise senin için yüz binlerce gökten de, yerden de, bu ve öteki dünyadan da, Arş ve Kürsî'den de daha değerlidir.