Günlerden bir gün, Fahr-i Kâinat aleyhi ve âlihi efdal-üt-tahiyyat efendimiz hazretleri, torunları Hasaneyn'i mübarek dizlerine oturtmuş, bâb-ı şefkatte onları okşuyor ve seviyordu. O, benim paçamdır buyurdukları kerime-i duhter pâkizeleri Hz. Fatıma'tüz-Zehra radıyallahu anha, o iki cennet gencinin gömleklerinin yakalarını dar dikmişti. Her ikisinin de bundan müteessir ve müte'ezzi olduklarını gören Nebiler serveri o iki şahzadenin yakalarının düğmelerini çözdüler. Bu sırada sevgili torunlarına karşı olan muhabbetlerinin, Allahu Tealâ'ya olan aşkları derecesine vardığını sezerek ürpermişlerdir ki, gerçekten Gayretullah'a dokunup o anda Cebrail aleyhisselâm elinde sarı, kırmızı ve siyah renkli üç şal olduğu halde nazil oldu ve Habib-i Edib-i Kibriya'ya, Allahu Tealâ ve tekaddes hazretlerinin selamlarını tebliğ etti ve emr-i ilahiyyeyi, daha doğrusu esrarı mübhaniyyeyi açıkladı:
-Ey Rusuller Resulü! Allah azze ve celle, zat-ı risaletpenahilerine selamlarını bildiriyor ve buyuruyor ki: Beni seven, benim de kendisini sevdiğim, âşık olduğum habibim, mâ'şukum olan nasıl olur da bana karşı, bana olan aşkı derecesinde aşk ve muhabbetle torunlarını, evlatlarını öper. Bu sarı şalı Hasan'a, kırmızı şalı Hüseyin'e ve siyah şalı da Resul-ü zişânıma gönderdim. Hepsi, bu şallara bürünsünler. Siyah yas ve matem alâmetidir. Hasan, zehirle ve Hüseyin hançerle şehid edileceklerdir. Hasan'ı ağzından ve Hüseyin'i boynundan aşk ve muhabbetle öptüğü için, kaderleri böyle tayin edilmiştir, dedi ve makamına çekildi. Filhakika, iş sonunda aynen böyle oldu. İmam-ı Hasan radıyallahu anh eşi eliyle ve zehirlenerek, İmam-ı Hüseyin Kerbela faciasında hançerle başı kesilerek şehit edildiler.