ignarus ignorantium

ignarus ignorantium
@ignarusignorantium
25 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Puan vermedi·311 syf.··
2026 7. kitabı
Gelecekte bir gün Solaris adlı bir gezegen keşfedilir. Bu gezegen o kadar ilginç özelliklere sahiptir ki birçok disiplinden bilim insanı, bu gezegenle ilgili araştırmalar yapar ve solarisbilim ortaya çıkar. Ama gezegen hakkında bilinen birçok şey teoriye ve uzaktan yapılan gözlemlere dayalıdır; çünkü bu gezegen, yörüngesine giren bilim insanlarına pek iyi davranmaz. Onlara halüsinasyonlar gösterir, duygularını ve zihinlerini manipüle eder. Uzun zaman sonra bir bilim-kurgu klasiği Solaris ile geldim. Birkaç sene önce filmini izlemiş, hayran kalmıştım. Çok ağır ilerleyen, kendini kolay izletmeyen bir filmdi. İzledikten sonra etkisi uzun sürmüştü. Kitabı ise insan ve insanın kavrayışını ele alıyor. Filmde, karakterin kız arkadaşıyla olan ilişkisi daha çok ön plandaydı. Kitapta insanın bilime yaklaşımı, bilimin çaresiz kaldığı durumlarda insanın maddeye ve çevreye karşı olan tutumu gibi konular daha çok göz önünde. Kitap, haraketi ve akıcılığı seven bilim-kurgu okurlarına hitap etmiyor. Ben okuduğum esnada birçok kez durup düşündüm, bilim ve insan adına sorgulamalara daldım. Kitabı okurken yazarın yaratıcılığına hayran kaldım. Benim için güzel bir okuma oldu ama çookkk bayıldım mı, hayır :) filmini daha çok sevmiştim :)
Solaris (SL10)Stanislaw Lem · Alfa Yayınları · 20221,583 okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
Sanat anlayışına güvendiğim birçok kişi önermişti bana bu kitabı. Her şeyin bi zamanı olduğu gibi bi kitabı okumanın da zamanı var. Sonunda geldi o zaman :) Kitap gerçekten sarsıcı. Anlatıcı Yozo'nun yabancısı olmadığı hiçbir şey yok bu dünyada. Toplum, ülkesi, bayrağı, ailesi, arkadaşları, insanî erdemler... Her şeye ama her şeye yabancı birisi Yozo. Evet bu tür kitaplarda topluma hiçbir faydası olmayan, kırılgan, depresif karakterlere çokça rastlıyoruz ve bazen bu anlayışa ciddi itirazlar da geliyor. İtirazları da yer yer haklı buluyorum ama bu insanlar yok mu hayatta? Korkunç acılar çeken, toplumla uzlaşamayan kırılgan insanlar... Kim bilir Yozo gibi Taxi Driver Travis gibi kaç insanla karşılaştık da biz onların içindeki koca dünyayı göremedik. Tuhaf ya da manyak deyip acılarına kulak vermedik. Bunu düşünmek bile beni ürkütüyor. Ayrıca İ.Y. gibi romanların insanın kendini keşfetmesine, içindeki madeni kazmasına çok yardım edeceğini düşünüyorum. Her toplumun içinde, geleneksel ahlak ve vicdan anlayışıyla uzlaşmayıp kendi bireysel yasalarını inşa eden insanlar mevcut. İşte onlara selam olsun çünkü B. Russell'ın dediği gibi "Devletin, dinin ya da ideolojinin doğru dediği değil, senin vicdanının doğru dediğine" yönelmelisin. Russell'in sözünü tam hatırlamasam da aşağı yukarı böyleydi :) O zaman size benden bir tavsiye sevgili okurlar; insanlığımızı yitirmeden içimizdeki bireye ulaşmak mümkin değil. İnsanlığı yitirin ama insan olmayı unutmayın :)
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Doğan Kitap · 202560bin okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 5. kitabı
Hani bir kitabı deli gibi merak edersin, kendini sevmeye koşullarsın, sonra okumaya başlayınca bi hayal kırıklığı yaşarsın ya... Hani o beklediğini bulamazsın... Hiçbir etki hissetmeden sadece bitirmek için okursun... Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor, olmasaydı sonumuz böyle dersin... Ama sonunuz öyle olur... Sebebi Faulkner değil. Sebebi hikaye de değil. Sebebi eserin biçimi de değil. Sebebi Murat Belge demeye de dilim varmıyor. Durumlar şöyle: Eser bir çiftçi aileyi konu ediniyor. Ailenin annesi ölüm döşeğindeyken "beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar" düsturuna uyarak memleketine gömülmeyi vasiyet ediyor ve biz kitap boyunca kadının naaşını millerce uzaktaki başka bir şehre taşıyan ailenin dramını okuyoruz. Konu güzel, peki. Hikaye, ailedeki ve çevredeki kişilerin ağzından anlatılıyor ve biz bu dramda herkesin bakış açısını öğrenebiliyoruz. İşleniş de gayet iyi. Gelgelelim çeviriye... Zaten zurnanın sipsisi burda kopuyor. Eserin İngilizcesinden anladığım kadarıyla yazar söz dizimiyle epey bi oynuyor. Karakterlerin eğitim ve bilgi düzeylerine, yaşlarına vesairelerine göre dil kullanımı değişkenlik gösteriyor. Karakterler pek de fasih bir İngilizce konuşmuyor çoğu zaman. E doğal olarak Murat Belge de metni Türkçeye bu şekilde aktarmak istiyor ve bence roman bundan dolayı okunmaz hâle geliyor. Anladığım kadarıyla bu eser, birçok Türk okuyucusu tarafından sevilmiş. O yüzden siz bana bakmayın, elinize alıp kurcalayın, belki siz seversiniz.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,641 okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2026 4. kitabı
Hisar'la ilk defa Yakup Kadri'nin anılarında karşılaşmıştım. Çok çekingen, mesafeli bir insanmış, kimseyle konuşmazmış ve herkese "siz" diye hitap edermiş. Sonra eserleri
Çamlıcadaki EniştemizAbdülhak Şinasi Hisar · Varlık Yayınları · 1967420 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2026 3. kitabı
"Sen halkın uyanmasını bekliyorsun, oysa o namussuzlar, geceyi uzatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu yüzden derim ki geceler çok uzun olacak buralarda" Ilgaz böyle diyor kitabında. Dediği de doğru. Bu öngörü için aydın olmaya gerek yok elbet. Ama Ilgaz geceyi yırtmaya çalışan, güneşi beklemeyen, güneşe koşan bir insandı. Bu yüzden de gerçek bir aydındı. Karasu'nun Gece romanında, geceyi yaratanlar, onu ilmek ilmek örenler vardır. Kim oldukları belli değildir bu insanların. Anlatının kendisi gibi muğlaktırlar, şekilleri şemalleri bile belirsizdir. Ülkede de yıllardır geceyi yaratanlar, onu ilmek ilmek örenler var. Bugün bile hâlâ en ufak bir aydınca fikir doğmadan katledilmeye, aydın insanlarsa kendi içlerine kapatılmaya çalışılıyor. Ama bir de kitabın karakteri Mustafa Ural gibi insanlar var. Eser tam bir klasik. 40'lı yılların atmosferini iliklere kadar hissettiriyor. Bir yanda memlekete zerre hayırları dokunmayan ırkçılar turancılar, diğer yanda memlekete, insaniyete bir şeyler katmaya çalışan yürek işçileri toplumcular... Bir taraftan süregelen bir savaş... Naziler ve Sovyetler çarpışıyor, Saraçoğlu hükumeti de karar mekanizmasını buna göre belirliyor. Mustafa Ural ise sokak sokak polisten kaçıyor, kireç çukurlarında, dost evlerinde, mahalle kahvelerinde saklanıyor... Geceleri karartma perdeleri çekiliyor, sıkı yönetim her bucakta varlığını hissettiriyor. Diğer yanda çay, ekmek bile bulamayan İstanbul halkı... 40'lı yılların ruhunu, aydınca yaşamanın ruhunu hissetmek isteyen tüm okurlara tereddütsüz öneriyorum bu eseri.
Karartma GeceleriRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20175,5bin okunma
Reklam