İblis'in en mühim bir desisesi: Kendini, kendine tâbi' olanlara inkâr ettirmektir. Lemalar - 82 Buradaki desise şudur: İblis, insanı doğrudan “bana uy” diye çağırarak değil; “Ben zaten yokum” fikrini yerleştirerek idare eder. Yani hedefi: kendisini gizlemek varlığına karşı değil, farkındalığa karşı savaşmaktır. “Kendini inkâr ettirmek” ne demektir? Bu ifade: “Şeytan yoktur” demekle sınırlı değildir. Daha derin mânâsı şudur: İnsan, yaptığı kötülükleri, gafleti, savrulmayı, iç dağılmayı şeytanla hiç ilişkilendirmemeye başlar. Her şeyi: psikolojiye, topluma, şartlara, çocukluğa, strese, travmaya bağlar… Ama: ➡ vesvese, ➡ iğva, ➡ telkin, ➡ saptırma boyutu silinir.
Şeytanla sarmaş dolaş ve sırdaş...
Ya Hû ! Şeytan ademi kucağına oturtmuş ha bire konuşturuyor ! Kendisini çaktırmadan allayıp pulluyor, az buçuk doğru bir buçuk yalan falan falan... Koyun sürüsünün kaval dinlediği gibi de dinliyor ahali, şeytanın o ademe söylettirdiklerini... Gak diyor huk diyor, vitrine cezbediyor, etrafı oyalıyor, arkadan malı da götürüyor, kayıkçı kavgasını seyredenlere çaktırmadan ! ★ Kukla insan mı yok bu dünyada, ip mi yok şeytan içün, ipi takmış kendi kullarının boyunlarına parmağında oynatıyor... Hele bir de bir kucaktan ötekine savurdukça o bendelerini, ne çok keyif alıyor iblis. Gün geliyor, şeytanın parlattığı ademoğulları, şeytanın pabucunu dama attıklarını bile zannetmeye başlıyorlar ki, şeytan perde ardından kahkahalar atıp göbeğini kaşıyarak sufle vermeye devam ettirdiğini çaktırmıyor bile o sırdaşlarına. Eeee şeytan bu... Şeytanla kolkola, koyunkoyuna, elele ademler arz-ı endam ediyorken yeryüzünde, öteki saflar ya görmüyor, ya görmezden geliyor, ya yalana ve sahteye inanıyor veya yediği kazıktan zevk alıyor(sa), ne diyelim ! Divan şairi Nâbî bir beytinde: "Aybdır âkıle şeytan beni aldattı demek Kendi nefsimdir eden nefsime ilkā-yı fesâd", diyor... Bize de gördüğümüzü söylemek kalıyor, dilsiz şeytanlardan olmamak içün... ★ Çoğunluğun şeytanın ayak izlerini (*) takip ettiği, şeytanla şeytani işler içün yarıştığı bir dünyada, iyiden, iyilikten, hayırdan bahsetmekte olan sahtekârlar da var tabiki, hem kabul de görürler ortamını bulunca, çün ki bu çoğunluktaki herkes orda siyâsa kurdudur, yekdiğerine nasıl kazık atacağı hesabını yapmakta da birer usta güreşçidirler... Nâbî bir diğer beytinde ise şöyle demiş: "Olmuş o kadar halk-ı cihan mekrde üstâd Kim sâbıka-i şöhret-i şeytan unutulmuş" Yoldaşı, sırdaşı, arkadaşı, fikirdaşı, eşi dostu şeytan olana bir de "iyi
Reklam
Rıza bazârı...
Gelmedi sanır adem, kendi gibi, kâ’inâta  Hayalatında sultan, hükmedermiş şol cihâna Bir adem ki mahlası kâmildir amma kendi hâm Süslü kaftan giyse n'ola, nâm-ı digeri bed-nâm Muhteristir, tapınır, her an mâl ü i’tibâra Zannı hep galip gelir, mutmaindir bu karâra Velisi vesvâsı olur, durmaz eder onu iğvâ Gönlü de teslim olmuştur hâm ma’nâlı iğvaya O ki, zikreder her daim kâr u bâr u mâlını Hiç mi hiç düşünmez acep kabirdeki hâlini Bura rızâ bâzârıdır bilki kimseye kalmaz Yine bil ki, bal kokmaz, asil ise asla azmaz İster isen düşer yolun bir gün semt-i safâya Def’-i teşvîş eylemezsen haydi başka kapıya Suat Kıyak
Modernite ve İğva
Bir yere varmayan koşuşturmalar, birikmeyen deneyimler, anımsanmayan hatıralar ve unutulan kadim sözler. Belagatli hatiplerin dillerinde eriyen bilgi. Konuşulan ve konuşuldukça yaşanmazlaşan ahlak öğretileri. Pişman ölüler ve ölülere gıpta eden diriler. Ve güçlünün ellerinde gariplerin, yetimlerin, mazlumların yo(ğ)rulduğu ahir bir dünya. VE BİZ
NİHİLİST: hiççi. EPİKÜR: filozof. TECVİZ: izin verme, uygun bulma. MÜKÂLEME: karşılıklı konuşma. NORM:kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilkeye ya da yasaya uygun durum. PROFAN: dinle ilgisi olmayan, din dışı. MÜTERADİF:anlamdaş,eşanlamlı. SPEKÜLASYON:eylem alanına geçmeyen, yalnızca bilmek ve açıklamak ereğini güden, kuramsal düşünce. TEFAHÜR: övünme. İĞVA: ayartma. MÜNCER: bir yana doğru sürüklenen. TEMERKÜZ: bir yerde toplanma. MÜNDEMİÇ: bir şeyin içinde saklı bulunan, var olan. İNHİTAT: çöküntü. DEMOSTRASYON: göstererek ders verme.
Şeytan Kadınları tuzak olarak kullanır
Şeytan) Dedi ki: “Rabbim, beni (nefsime ağır gelen imtihanla) kışkırttığın (Adem’e hürmet ve tâbiiyet emrinle beni hırçınlaştırdığın) şeye karşılık, andolsun ben de yeryüzünde onlara, (Adem’in evlatlarına Sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp saptıracağım.” hicr 39. Âyet meali Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesnadır. (İbadet ve hizmetleriyle sadece Allah’ın rızasını arayan ve ahiret hazırlığını öne alan kullarına etkili olamayacağım.)” Hicr Suresi 40. Ayet ➡️Eğer Sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, (her şeyi) İşitendir, (hakkıyla) Bilendir. (Şeytani düşünceleri giderecektir.) Araf 200. Ayet meali ➡️Gerçek şu ki müttakilere şeytan (tarafından ve tayfasın)dan bir vesvese ve tahrik dokunduğu vakit; (derhalAllah’ı) zikrederler (Kur’an’ın öğütlerini ve ölçülerini hatırlayıp gerçeği görürler) ve o zaman (iman ferasetiyle anında) basiret sahibi olarak (doğru yolu seçerler ve şeytanın vesvesesini defederler.) Araf 201. Ayet meali ➡️Gençlik delilikten bir şube ve kadınlar da şeytanın tuzaklarıdır"[sahihtir. İbni Ebi Şeybe(8/162) Hadis mesajı şudur şeytanlar kadınları erkekler için tuzak olarak kullanırlar. ➡️Kadın bir avrettir (kendisine karşı haya beslenen bir varlıktır). Dışarı çıktığında şeytan onu erkeklere süslü göstermeye çalışır.” (bk. Tirmizî, Rada’, 18; Tirmizî hadis hasen garip demiş, a.y) ➡️“Kadın bir avrettir. Kadının Allah’a en yakın olduğu yer kendi evidir. Dışarı çıktığında şeytan onu erkeklere süslü göstermeye çalışır.” (İbn Battal, 4/82-Şamile) Bu rivayetlerdeki açıklamalardan anlaşılıyor ki, kadınların lüzumsuz yere dışarıda gezmeleri uygun değildir. Çünkü cinlerden olan şeytanların tuzakları yanında, insanlardan olan şeytanlar
İnsan ve Duygular
Reklam
Reklam