Çocuk ailenin semptomudur
Dolto, 1941 yılında, II. Dünya Savaşı sürecinde izlediği bir vakada, altıncı sınıfta okuyan oldukça zeki bir çocuğun çok dilli bir aile içinde İngilizce öğrenmekte ciddi bir güçlük yaşadığını anlatır. Sorun, bilişsel bir yetersizlik değildir; çünkü çocuk genel olarak başarılı ve zeki bir öğrencidir. Ancak İngilizce çalışmaya başladığı andan itibaren geceleri altını ıslatmaya başlar. Yani öğrenme girişimiyle birlikte bir semptom ortaya çıkar. Dolto bu semptomu pedagojik bir güçlük olarak değil, aile ekonomisi içerisindeki öznel konumlanma bağlamında okur. Klinik araştırma ilerledikçe ortaya, İngilizce bilen baba, çocuğun bu dili öğrenmeye başlamasıyla birlikte kendi ayrıcalıklı konumunu kaybetme tehdidiyle karşı karşıya kaldığı çıkar. Baba için İngilizce, yalnızca bir dil değil, aile içindeki farklılığını ve işlevini belirleyen simgesel bir ayrıcalıktır. Çocuk ise bu yapıyı sezgisel olarak algılar. Eğer İngilizceyi öğrenirse, babanın bu ayrıcalıklı konumu sarsılacaktır. Dolayısıyla semptom burada bir öğrenme engeli değil, babanın simgesel yerini koruma girişimi haline gelir. Çocuk, dili reddederek babayı tutmaktadır. Bu noktada altını ıslatma semptomu régressif bir işlev kazanır. Enürezis burada bedensel bir bozukluk değil, öznenin simgesel düzeyde çözümleyemediği çatışmayı bedende yazdığı bir formdur. Çocuk dilde ilerledikçe, beden geriye çekilir. İlerleme ile regresyon aynı anda işlemektedir. Bu vaka Dolto’nun sıkça vurguladığı temel tezi açıkça gösterir: çocuk kendi semptomunu yalnızca kendi adına üretmez; aile yapısındaki semptomatik düğümlenmeyi bedeninde taşır. Çocuk bu sebeple ailenin semptomudur. Vakanın okumasını Lacanyen perspektife çektiğimizde bu formül çok daha radikal biçimde görünür olur: Çocuk semptomu, aile romansında işlenemeyen bir
￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶￶              ￶ ￶￶ ￶￶              𝐑𝐀𝐁𝐁İ𝐌İ𝐙 𝐁İ𝐙İ 𝐔𝐘𝐀𝐑𝐈𝐘𝐎𝐑 Ü𝐦𝐢𝐭 𝐤𝐞𝐬𝐞𝐧𝐥𝐞𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐨𝐥𝐦𝐚. | 𝐇𝐢𝐜𝐫, 𝟓𝟓 Şü𝐩𝐡𝐞 𝐞𝐝𝐞𝐧𝐥𝐞𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐨𝐥𝐦𝐚. | 𝐘𝐮𝐧𝐮𝐬, 𝟗𝟒  𝐇𝐚𝐢𝐧𝐥𝐞𝐫𝐢𝐧 𝐬𝐚𝐯𝐮𝐧𝐮𝐜𝐮𝐬𝐮 𝐨𝐥𝐦𝐚.| 𝐍𝐢𝐬𝐚, 𝟏𝟎𝟓 𝐂𝐚𝐡𝐢𝐥𝐥𝐞𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐨𝐥𝐦𝐚. | 𝐄𝐧𝐚𝐦, 𝟑𝟓 𝐆𝐚𝐟𝐢𝐥𝐥𝐞𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐨𝐥𝐦𝐚.  | 𝐀𝐫𝐚𝐟, 𝟐𝟎𝟓 𝐌üş𝐫𝐢𝐤𝐥𝐞𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐨𝐥𝐦𝐚. | 𝐘𝐮𝐧𝐮𝐬, 𝟏𝟎𝟓 𝐊𝐚𝐟𝐢𝐫𝐥𝐞𝐫𝐢𝐧 𝐝𝐞𝐬𝐭𝐞𝐤𝐜‌𝐢𝐬𝐢 𝐨𝐥𝐦𝐚. | 𝐊𝐚𝐬𝐚𝐬, 𝟖𝟔 𝐂𝐢𝐦𝐫𝐢 𝐝𝐞 𝐨𝐥𝐦𝐚 𝐌ü𝐬𝐫𝐢𝐟 𝐝𝐞 𝐨𝐥𝐦𝐚. | İ𝐬𝐫𝐚 𝟐𝟗 𝐀𝐥𝐥𝐚𝐡'𝐚 𝐨𝐫𝐭𝐚𝐤 𝐤𝐨ş𝐚𝐧𝐥𝐚𝐫𝐝𝐚𝐧 𝐨𝐥𝐦𝐚.|𝐄𝐧𝐚𝐦,𝟏𝟒 𝑉𝑒𝑙ℎ𝑎𝑠ı𝑙ı𝑘𝑒𝑙𝑎𝑚, 𝑏𝑢 𝑖𝑙𝑎ℎ𝑖 𝑖𝑘𝑎𝑧𝑙𝑎𝑟 𝑟𝑢ℎ𝑢𝑚𝑢𝑧𝑢 𝑢𝑦𝑎𝑛𝑑ı𝑟ı𝑟; 𝑏𝑖𝑧𝑖 𝑘𝑎𝑟𝑎𝑛𝑙ı𝑘𝑡𝑎𝑛 çı𝑘𝑎𝑟ı𝑝 𝐻𝑎𝑘𝑘'ı𝑛 𝑟𝑎ℎ𝑚𝑒𝑡𝑖𝑛𝑒 𝑒𝑟𝑖ş𝑡𝑖𝑟𝑖𝑟. 𝑂‌𝑦𝑙𝑒𝑦𝑠𝑒, 𝑡ü𝑚 𝑏𝑒𝑛𝑙𝑖ğ𝑖𝑚𝑖𝑧𝑙𝑒 𝑂ﷻ'𝑛𝑢𝑛 𝑟ı𝑧𝑎𝑠ı𝑛𝑎 𝑦ö𝑛𝑒𝑙𝑚𝑒𝑙𝑖𝑦𝑖𝑧. ￶￶ ￶￶￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶￶
Din İslam
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
#𝙕𝙐𝙈𝙀𝙍_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 📗 Bu kitap, kudreti dâimâ üstün gelen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olan Allah tarafından parça parça indirilmiştir. 1 Biz sana bu kitabı gerçeğin tâ kendisi olarak indirdik. Öyleyse sen de, her türlü şirk ve gösterişten uzak durup ibâdet ve taati yalnız Allah’a has kılarak O’na kulluk et. 2 #Tefsir: 📖 📖 Kur’ân-ı Kerîm Allah tarafından indirilmiştir. Dolayısıyla o, yaratılmış bir varlığın sözü değildir. Bu bakımdan onu çok dikkatli dinlemek ve buyruklarını büyük bir ciddiyet ve titizlikle yerine getirmek gerekir. Kur’an’ın, Allah Teâlâ’nın “Azîz” ve “Hakîm” isimleriyle yakın bir irtibatı vardır. اَلْعَز۪يزُ (Azîz), mutlak güç ve kudret sahibi, kudreti dâima üstün gelen ve asla mağlup edilemeyen demektir. Bu ismin tecellisi ile Kur’an’ın mesajı insanlığa ulaşacak, onun hükümlerinin geçerli olmasını hiçbir kimse engelleyemeyecek, emir ve yasakları sürekli yürürlükte olacaktır. اَلْحَك۪يمُ (Hakîm) ise verdiği hükümler, yaptığı işler her dâim hikmetli ve sağlam olan, tedbir ve yönetmesi bilgiye dayanan demektir. Bu ismin tecellisi ile de Kur’ân-ı Kerîm dil, belagat, fesahat, üslup, nazım ve ihata ettiği bilgiler itibariyle son derece sağlamdır. İhtivâ ettiği tüm hakîkatler nihâyetsiz hikmetlere dayalıdır. Kur’ân-ı Kerîm, gerçeğin ta kendisi olarak nâzil olmuştur. Yani ondaki bilgiler tümüyle doğrudur. İçinde herhangi bir yanlışlık veya şüphe yoktur. Rabbimizin kim olduğunu, O’nun muradını ve bizden nasıl bir kulluk istediğini açıkça beyân etmektedir. Doğru ile eğriyi, hakla bâtılı tüm netliği ile ortaya koymaktadır. O halde kula düşen vazife, Kur’an’ın tarif ettiği şekilde tam bir teslimiyet ve samimiyet içinde Allah’a yönelerek ve yalnızca O’nun rızâsını isteyerek Rabbine kulluk yapmaktır. Bu sûrede, “dini yalnız Allah’a hâlis kılarak
Sürgün edilen osmanlı ailesi Abdülhamid Hanın mirası Filistin bana atamın dedemin toprağı Torunlarıyız bizler Abdulhamid Hanın Varolsun ey Türk evladı şanlı bayrağın Saltanat kaldırılınca bir soralım Ne oldu hanın torunlarına bir bakalım Sürgün edilince koskoca aile Kimisi italyada kaldı kimisi pariste Nice kafileler göç etti kervanlarla Her yükselen bir gün yıkılır unutma Osmanlıya kalmamış dünya çok riyakâr Hanedan tounları şimdi sürgünde yatar Kimisi beyruttadır koskoca ailenin Gün gelir ülkene göz yaşı ile veda edersin Osmanlı hanedanı sürgünü Ailenin matemli ve acılı günü 3 Mart 1924 te veda ettiler ülkelerine Hiç bir paraları yoktu ceplerine Her yükselişin bir inişi olur Devletler yıkılır insanlar zeval bulur Ülkeyi terkediyor osmanlı ailesi Ne çabuk unuttuk o yiğit dedelerimizi Cumhuriyette osmanlıda bizim Onlara fatihalar okur yad ederim Atatürk ile Vahdettine rahmet okurum Ben bir osmanlı torunuyum Çok şükür Cumhuriyet çocuğum Bu gül vatanı onlara borçluyum
Şiir