10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:43
Tarihî olayları temel alan küçük hikâyelerden oluşan bu güzel eser, tarihî olaylar içerisindeki kronolojinin arasından insanı, duyguları, iç hesaplaşmaları çekip çıkarması ile gayet değerli. Yer yer üstü örtülü cemiyet eleştirileri de kitaba ayrı bir değer katıyor. İhtişam çağından seferberlik çağına Plevne'den Agra'ya, Türk insanının değişmeyen mizacını tüm açıklığı ile ortaya koyuyor. Çok kolay okunabilen çerez mahiyetinde bir kitap...
Taç Mahal’in MumlarıTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 202440 okunma
Puan vermedi·280 syf.·
2026 450. kitabı
Sınırlar, insanın hayatta kalmak için sınırlarını zorlamasını değil, sınırlarını tanımasını anlatır.” Roy Jacobsen Roman, II. Dünya Savaşı'nın son dönemlerinde, Ardenler bölgesinde (Lüksemburg ve Almanya sınırında) yaşayan insanların dramını merkeze alır. Bireysel Sınırlar: Sınır kavramı yalnızca jeopolitik olarak değil; insanların kendi ruhlarında, ahlaki değerlerinde ve toplumla kurdukları ilişkilerde karşılaştıkları zorluklar olarak işlenir. Sınırlar boyunca göç etme isteği, yerleşik hayatın zorlukları ve sınırları aşma/aşmama çabası gibi varoluşsal sorunlar sorgulanır. Roy Jacobsen bireysel yaşam öykülerini tarihi gerçekliklerle harmanlayan tarzının en etkili örneklerinden biri olarak kabul edilir Tarih severler Sınırlar
Edebiyat roman tarih siyaset politika
SınırlarRoy Jacobsen · Yapı Kredi Yayınları · 202519 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 18. kitabı
Bazen raflarda gezinirken yalnızca kapağına bakarak aldığım çok kitap oldu. Bazen de kapağı ya da ismi ilgimi çekti, raftan alıp arka kapağını okuduktan sonra karar verdim. Bu kitabın kapağı da ismi de oldukça dikkat çekici. Ama günümüz Türkiye’sinde yaşayan biri olarak arka kapağını okuyup bu kitabı almamak pek mümkün değil. 1500’lü yılların başında Michelangelo’dan II. Bayezid’e, Devlet-i Aliyye’nin seyfiye mensuplarından Galata’nın insanlarına, Konstantiniyye’nin limanlarından sokaklarına ve meyhanelerine uzanan bir roman bu. Tarz olarak Eric Vuillard’ın Yoksulların Savaşı’ndaki belgeye dayanan tarih anlatısıyla Reşad Ekrem Koçu’nun Patrona Halil’indeki tarihsel kurmaca arasında bir yerde duruyor. Enard, belgelerin açıklığa kavuşturmadığı çok kısa bir tarihsel aralığı, Koçu’yu hatırlatan bir İstanbul atmosferiyle genişletiyor. Ancak İstanbul, Koçu’daki gibi anlatının başlı başına kahramanı olmaktan çok, Michelangelo’nun korkularını, arzularını ve iktidar karşısındaki kırılganlığını görünür kılan bir alana dönüşüyor. Kitabı elime aldığımda klasik bir oryantalist metin okuyacağımı düşünmüştüm. Oysa Enard, Michelangelo’nun bakışına zaman zaman onu bozan ve dışarıdan kuşatan başka bir sesi ekleyerek iki katmanlı bir anlatım kuruyor. Böylece Michelangelo, İstanbul’u tanımlayan ve anlayan tek kişi olmaktan çıkıyor. Roman klasik oryantalist bakışı sorguluyor, ancak İstanbul’u egzotik ve hatta erotik bir atmosferde de gösteriyor. Ezcümle, yalnızca okunmaya değil, romanda geçen olayların ve karakterlerin peşine düşmeye de değer bir kitap. Michelangelo’nun İstanbul’a gerçekten gelip gelmediğinden, köprü meselesinin tarihsel arka planına kadar uzanan bu araştırma isteği de romanın en ilgi çekici taraflarından biri.
Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat OnlaraMathias Enard · Can Yayınları · 2024956 okunma
Puan vermedi·544 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Bazı romanlar okunmaz; yaşanır. Bülbül, sayfaları çevirdikçe beni savaşın gürültüsüne değil, sessizliğine götürdü. En ağır acılar bazen söylenmeyen cümlelerde, yarım kalan vedalarda ve bekleyişlerde saklıydı. Kristin Hannah, savaşın yalnızca şehirleri değil, insanların çocukluğunu, sevgisini ve umutlarını da nasıl yıktığını incelikle anlatıyor. Bülbül, bana cesaretin her zaman gürültülü olmadığını gösterdi. Vianne'in sessiz direnişi, Isabelle'in gözü kara mücadelesi kadar etkileyiciydi. Kitap boyunca savaşın yalnızca cephede değil; evlerde, vicdanlarda ve kalplerde de yaşandığını hissettim. En çok da insanların en karanlık zamanlarda bile umut etmekten vazgeçmemelerine hayran kaldım. Bu roman benim için sadece İkinci Dünya Savaşı'nı anlatan bir eser değil; sevginin, fedakârlığın ve hayatta kalmanın anlamını sorgulatan unutulmaz bir yolculuktu. Kitabı bitirdiğimde geriye yalnızca hüzün değil; insan ruhunun dayanıklılığına duyduğum derin bir saygı ve hayranlık da kaldı. Bazı hikâyeler okunup rafa kaldırılmaz; insanın içinde yaşamaya devam eder. Bülbül benim için tam da böyle bir kitaptı. Okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2026 6. kitabı
Puşkin’in Yüzbaşının Kızı adlı romanı, okura yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda bir çocuğun nasıl olgunlaştığını, zorlukların insan karakterini nasıl şekillendirdiğini de gösterir. Başkahraman Pyotr Grinyov, romanın başında babasının kanatları altında büyümüş, iyilikle kötülüğü tam olarak ayırt edemeyen ve hayatın ateşiyle hiç sınanmamış bir çocuktur. Onun yola çıkması, fiziksel bir yolculuktan çok, korunaklı dünyanın dışına atılan bir çocuğun hikâyesidir. Karşılaştığı ilk kar fırtınası, hayatın öngörülemezliğinin habercisidir. Pyotr alıştığı dünyanın dışında; onurunun, sözünün ve sevgisinin gerçekten ne anlama geldiğini öğrenir. Aşk, bu süreçte bir amaçtan çok bir aynadır; Maşa’ya duyduğu his, onun bencilliğini eritir, korkularını yüzüne vurur ve bir başkası için göze alabileceklerini test eder. Aşk uğruna verilen her mücadele, Pyotr’u kendi sınırlarının ötesine taşır ve onu, başkalarının hayatından sorumlu olmayı öğrenen bir adama dönüştürür. Romanın bana göre asıl anlatmak istediği ise hayatın zorlukları ceza değil, armağan olarak sunmasıdır. Pugaçov isyanı gibi yıkıcı bir tarihsel olay, Pyotr’un karakterinin en derin katmanlarını gün yüzüne çıkarır. İhanet, ölüm, kaos ve ahlaki ikilemler arasında sıkışıp kalan genç adam, her seçiminde aslında kendini inşa eder. Hata yapar, tereddüt eder, bazen doğruyu geç bulur ama hep dik durmaya çalışır. Pyotr’un başına gelen hiçbir şey anlamsız değildir; kaybettiği her şey onu daha sadık, aldığı her yara onu daha merhametli, verdiği her karar onu daha sorumlu kılar. Roman aynı zamanda, II. Katerina döneminde patlayan Pugaçov Ayaklanmasını yalnızca bir isyan değil, toplumun her kademesinde güvenin ve otoritenin sorgulandığı bir dönem olarak da ele alır. Soylunun köylüyle, devletin asiyle, resmî tarihin kişisel
Duygu ve Düşünce
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · Mavi Çatı Yayınları · 201836,9bin okunma
Heyyttt,var mı bana yan bakan :))))
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
SAYILI FIRTINALAR "Eski İstanbul Kabadayıları" REFİ CEVAD ULUNAY Sayılı Fırtınalar Refi Cevad Ulunay'ın Türk edebiyatında ve yakın tarih kitaplığında çok özel bir yere sahip olan, adeta bir "İstanbul folkloru" belgeseli niteliğindeki eseridir. Kitap, tarih kitabı ile roman arasında durur. Olayların önemli bir kısmı hakiki kişiler ve vakalardan beslenir; ancak Ulunay bunları roman tekniğiyle anlatır. Bu yüzden eser, tarihçiler tarafından tek başına belge olarak değil, dönemin sosyal hayatını anlamaya yardımcı bir tanıklık metni olarak değerlendirilir. Bir nostalji sever olarak, eserdeki İstanbul'un mekan hafızası beni en çok etkileyen yönlerden biri oldu.Kahvehaneler, meyhaneler, Direklerarası, arka sokaklar, tulumbacılar, zaptiyeler... Bugün büyük ölçüde kaybolmuş bir şehir kültürü adeta canlı bir dekor gibi anlatılırken ben de adeta içinde yaşadım. ***** Ulunay, bu kitapta Osmanlı'nın son dönemindeki İstanbul kabadayılık müessesesini anlatır.Yazarın bizzat şahit olduğu, dinlediği ya da içinde bulunduğu eski İstanbul sokaklarının yazılı olmayan kanunlarını kayda geçirir. Zincirleme bir hikaye anlatımıyla Abdülhamid döneminin son yılları ile Meşrutiyet İstanbul'unun yeraltı dünyasını ve sosyal hayatını resmeder. Sayılı Fırtınalar, bugün tamamen yok olmuş bir İstanbul alt kültürünü, o kültürün kendine has kodlarını ve insan tiplerini birer belge gibi günümüze taşıyan emsalsiz bir kaynaktır. Üsküdar'da sahafın vitrinde görüp hemen alıp keyifle okuduğum bir eserdir. Yeni basımı var mı bilmiyorum. Merak edersiniz sahaflardan temin edebilirsiniz. Gelelim esere... Kitap, önce kabadayılık, racon gibi kavramları açıklayarak başlıyor. Ardından anlatı, dönemin ünlü kabadayılarından Arap Abdullah'ın karıştığı 'Direklerarası Cinayeti' ile devam ediyor. (Güzel
Tarih
Sayılı FırtınalarRefi Cevad Ulunay · Bolayır Yayınevi · 197361 okunma