#72748848#129953523
Sevdiğim şeylerden bazıları;
Hız
Yükseklik
Kediler
Kitaplar
Sessizlik
~~~~~~
Bana göre para ile satın alabileceğiniz tek mutluluk kitaplardır...
El Kızı'nı bitirdiğimde içimde en çok kalan duygu hüzün oldu. Roman boyunca Nazan'ın yaşadığı yalnızlığa, çaresizliğe ve sürekli dışlanmasına tanık olmak beni derinden etkiledi. Onun için sık sık üzüldüm, hatta bazı bölümlerde çaresizliğine acıdım. Hacer Hanım ise uzun zamandır bir romanda karşılaştığım en öfke uyandıran karakterlerden biri oldu. Davranışlarını haklı çıkaracak bir neden bulamadım ve Nazan'a yaşattıklarını okurken sık sık sinirlendim.
Romanın ortalarında hikâyenin yön değiştirmesi bana sanki iki farklı kitap okuyormuşum hissi verdi. İlk bölümde Nazan'ın hikâyesine öylesine bağlandım ki ondan uzaklaşmak istemedim. Bu yüzden kitabın sonunda en çok merak ettiğim şeylerden biri Hacer Hanım'ın akıbeti oldu; keşke yazar bu konuya biraz daha yer verseydi.
Buna rağmen Orhan Kemal, karakterlerini ve onların duygularını öyle canlı anlatıyor ki kitap bittikten sonra bile Nazan'ı düşünmeye devam ettim. El Kızı, bende hüzün, öfke ve merhamet duygularını aynı anda uyandıran, unutulması kolay olmayan bir roman oldu.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
Leziz Kadavralar, okuru rahatsız etmeyi bilinçli olarak seçen güçlü bir distopya romanıdır. Agustina Bazterrica, insan etinin normalleştiği bir toplum üzerinden yalnızca şiddeti değil, insanların bir şeyi meşrulaştırmak için dili, ahlakı ve vicdanı nasıl dönüştürebildiğini sorgular.
Kitaptaki karakterler, korkunç bir sistemin içinde yaşamaktadır; ancak asıl dikkat çekici olan, insanların zamanla bu sisteme uyum sağlamasıdır. Roman, insanın en büyük gücünün olduğu kadar en büyük zayıflığının da alışabilmek olduğunu gösterir. Bir zamanlar kabul edilemez olan şeyler, yeterince uzun süre devam ettiğinde sıradanlaşabilir.
Bu bakışla eser, insan eti tüketiminden çok daha fazlasını anlatır: Acıya karşı duyarsızlaşmayı, bireyin sistem karşısındaki yalnızlığını ve ahlaki sınırların ne kadar esnek olabileceğini sorgular.
Belki de kitabın en ürkütücü yanı şudur: Romandaki dünya bize tamamen yabancı gelmez. Çünkü yazar, canavarları değil, sıradan insanları anlatır. Bu da okuru şu soruyla baş başa bırakır:
"Kötülük gerçekten olağanüstü bir şey midir, yoksa bazen sadece alışkanlıkların sonucu mudur?"
Romanın en çarpıcı yanı, korkusunu kanlı sahnelerden çok sıradanlaşmış vahşetten almasıdır. Okurken “Bu nasıl mümkün olabilir?” sorusu zamanla yerini “İnsanlar buna nasıl alıştı?” sorusuna bırakır.
Kısa bir değerlendirme yapacak olursam: Leziz Kadavralar, sadece bir distopya değil; tüketim kültürü, iktidar ve insanın etik sınırları üzerine karanlık bir alegoridir. Finali ise kitabın en sarsıcı bölümlerinden biridir ve okuru uzun süre düşünmeye zorlar. Okuyacak olanlara leziz okumalar dilerim.