Fransız elçilerinin gönderdikleri raporlarda kayda değer bir olay, Türklerin Kıbrıs'ı fethi sırasında yerli Rum halkının Venediklilere isyan ettikleridir ("presque tous les peuples d'icelle révoltéz contre la seigneurie de Venise": Charrière, III, s. 124, 5 Kasım 1570).
Sayfa 167 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Damadın aklı bir bok sarmay. Sen beni dinle.
"Peki, Ahuzar kızım, mehir olarak eşinden ne istersin?" Bana kalsa çanta, ayakkabı, kozmetik ürünleri ve kıyafet isterdim ama olayın ciddiyetini Aknene gözüme sokmuştu. Yanımdaki Timur'a bakmadan imama odaklandım. Çenem dikti. "Çaylığı ve bu evi istiyorum," dedim. Adem abi etkilenmiş bir ifadeyle dudak büzdü. Timur'un gözlerini üzerimde hissedince, dönüp ona bakma gereksinimi hissettim. Boş boş göz kırpıştırıyordu. Sessiz kelimeleri bu defa fazlasıyla netti. Af buyur, Ahu? "Kabul ediyoruz," dedi arkamdaki nene. Timur bu defa hafifçe nenesine döndü. Her zamanki sakin şaşkınlığı içindeydi. "Benim çaylığım mı var?" dedi. "Var tabii. Sus da önüne bak sen," dedi Aknene anında. Imam olduğu için daha nezih konuşuyordu ama ses tonundaki sessiz küfürleri duyabiliyordum. "Öyle olmaz, teyzem," dedi imam. "Senin değil, damadın kabul etmesi lazım." "İmam Efendi, damadın aklı bir bok sarmay. Sen beni dinle." Gülmemek için başımı dizlerime eğip başımdaki örtünün gölgesine sığındım. Timur önce derin bir nefes vermiş, daha sonra ise, "Kabul ediyorum," demişti. "Ev ve çaylık eşimindir."
Reklam
Ben bu adamı gönlüme kabul etmeyip kimi edecektim ki?
Kahvaltılıkları önüme yığdı. Ekmeğim bitmeden önüme ekmek bıraktı. Mısır ekmeği sert oluyor, yiyemiyorum diye her sabah kahvenin yanındaki inından ekmek alıp geliyordu. Ben bu adamı gönlüme kabul etmeyip kimi edecektim ki? Benim öpücüklerim onun ellerindeki kanı silmeye yetmiş miydi bilmiyordum. Ama onun sevgisi benim sırtımdaki ölümü hissetmemem için yeterliydi. O varsa ölüm olmazdı. O zaman onunla yaşayabildiğim kadar yaşamalıydım.
Aknene fav
"Hani imam? Nerede?" dedi benimki. "Cehennemin dibinde!" diye bağırdı nene. "Size orayı layık görmiş. Gelsinler, orada kıyalum nikahi, dedi." "Adres var mı?" "Sen daha iyi bilirsin adresini. Cehenneme kazık olma yolunda ilerliyorsun, malum." Eliyle Timur'u kışkışladı. "
Normal şartlarda az yemek yiyen bir adamdı. Sadece ona özel yapılan şeyleri böyle iştahla yiyordu. Heybetli bir adamdı ama ruhu gizliden başını okşayacak bir el, sadece ona ait olacak bir sıcaklık arıyordu. Kendinin bile sevmediği, yıllarca kimseye kabullendiremediği benliğini görenleri, gizliden ödüllendirmek ister gibiydi. Belki de içindeki açlığı doyuruyordu. Bu hissi çok iyi biliyordum.
Öyle gülmek mi olir? Ayaküstü soydun uşaği!
"Senin için." dedim, karalahana sarmasını önüne biraz daha itelerken. Sadece sessizce izliyordu ama bakışlarındaki duyguları artık ezbere biliyordum. Gözbebekleri titriyordu her hareketimde. Benim için mi yaptın der gibiydi. Aknene hamsileri ayıklama gereksinimi duymadan, bütün bütün yutarken. "Sarmayı gelin yaptı," dedi. "Ye bakayim, sevece misun oni?" Bakışları bendeyken imayla, "Severiz," dedi. Doya doya sarılıp öpmek vardı ama Rize'nin her yerinde bir göz varken imkânsızdı. Olduğum yerde süzülmek istedim ama pek beceremedim. Onun yerine cilveli bir gülüşle karşılık verdim. Nene tip tip baktığında ise ciddileştim. "Başlama yine, gelin!" Şaşkındım. "Yine ne yaptım?" dedim. "Gülmen yetiyor!" diye yükseldi bu defa da. "Öyle gülmek mi olir? Ayaküstü soydun uşaği!" Timur'un dudakları iki yana kıvrıldı. Hoşuna gitmişti. Ama ben mahcuptum. Ne alakası vardı? "Abartıma, nene," diyerek göz devirdim. "Ne yapayım? Tabağı kafasına mı fırlatayım?" "Ne kadan güzel olur biliy misin gelin?"
Reklam
Reklam