"Peki, Ahuzar kızım, mehir olarak eşinden ne istersin?"
Bana kalsa çanta, ayakkabı, kozmetik ürünleri ve kıyafet isterdim ama olayın ciddiyetini Aknene gözüme sokmuştu. Yanımdaki Timur'a bakmadan imama odaklandım. Çenem dikti. "Çaylığı ve bu evi istiyorum," dedim.
Adem abi etkilenmiş bir ifadeyle dudak büzdü. Timur'un gözlerini üzerimde hissedince, dönüp ona bakma gereksinimi hissettim. Boş boş göz kırpıştırıyordu. Sessiz kelimeleri bu defa fazlasıyla netti.
Af buyur, Ahu?
"Kabul ediyoruz," dedi arkamdaki nene.
Timur bu defa hafifçe nenesine döndü. Her zamanki sakin şaşkınlığı içindeydi. "Benim çaylığım mı var?" dedi.
"Var tabii. Sus da önüne bak sen," dedi Aknene anında. Imam olduğu için daha nezih konuşuyordu ama ses tonundaki sessiz küfürleri duyabiliyordum.
"Öyle olmaz, teyzem," dedi imam. "Senin değil, damadın kabul etmesi lazım."
"İmam Efendi, damadın aklı bir bok sarmay. Sen beni dinle."
Gülmemek için başımı dizlerime eğip başımdaki örtünün gölgesine sığındım. Timur önce derin bir nefes vermiş, daha sonra ise, "Kabul ediyorum," demişti. "Ev ve çaylık eşimindir."