Bu bölümün en ilginç öyküsü sanırım şudur:
"Ayazpaşa Câmii'nde müezzin ezan okuduğu zaman, oteldeki müzik susar, ezan bittiğinde orkestra tekrar çalmaya başlardı. Atatürk'ün Park Otel'de bulunduğu bir akşam da, tam dans edilirken, Carmen Pardy Orkestrası âniden durur. Atatürk müziğin niye birdenbire sustuğunu sorunca, kendisine nedeni anlatılır. İbâdet ve eğlence yerlerinin böyle yakın bulunmalarının doğru olmadığı mânâsındaki Atatürk'ün sözleri, “işgüzâr bir yetkili” tarafından yanlış tefsir edilerek, aynı gece minâre yıktırılır ve câmüi de kapatılır. Onbeş yıl kadar sonra minâre tekrar yapılmış, câmi de ibâdete açılmıştı.”
Hesabına bir bakınayım dedim de onundan dokuzu Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı beslemek üzerine okunmuş üstelik çabası da gösterilmiş sanki birşeyleri kanıtlamak istiyor gibisin cumhuriyetin kurulmasında öncülük eden birini kurduğun birkaç delilsiz saçma sapan hikayeleri benimseyerek alt edemezsiniz ve bunun adı eleştiri de değildir iftiradır kitapta geçen cümleyi alıntılayıp bakınız benim seviyem bu diye görünmekten başka bir şey değildir. Eleştirmek hakkınızdır özellikle düşman tohumuysanız. Dini benimsemiş gibi konuşuyorsunuz öyleyse eleştiriyle iftira arasındaki farkı biliyorsunuzdur öyleyse iftiralarınızın ahiretteki bedelini de hesaplamanız daha manidar olacağı fikrindeyim 🙂
İftira atmak diye yorum yapmak ve iftira atmakta çelişkisini kavrayamamış birisinin saçmalıklarını bir tarafa koymak ve bunu da ateist birisinin neler yaptıklarını kamalist ideoloji ile zihnini bu temelde doldurmuş ve anlayamamış birisine anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. Ayrıca ateist birisinin saçmalıklarını savunup bir de iftira için dini bir argüman ile belirtmek ve vebal altinda kalırsınız tasviri de kafanızın ne kadar çalışmadığını göstermesi açısından manidardır. Saçmalıklarınızı başka yerde anlatın.