İpek

İpek
Üç beş ruh hali kırıntısı.
öğretmen
Yüksek lisans
572 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2022 22:15
Kapağını açtığınızda her karakter için farklı bir dünyaya geçtiğiniz harika bir kitapla tanıştım, tanışın. Dorian Gray'in Portresi, kibir, vicdan, sonsuza dek güzel kalabilme arzusu, sanat ve alt metinde düşüncelerle dolu bir kitap. Dorian, güzelliğiyle herkesi etkileyen bir karakter, ressam Basil için modellik yapıyor. Ressamımızın eşcinsel olduğu aşikar. Kitap aslında ressam Basil'in Dorian'ı çizdiği bir portre etrafında dönüyor. Yardımcı karakter olarak Lord Henry, Dorian'ın düşüncelerine etki eden bir soylu. Diğer bir yardımcı karakter ise Sibyl Vane.. Dorian Gray'in aşık olduğu tiyatrocu kızdır. Aşıkken olmak istediğimizin dışına çıkarız, bildiğimizi unutur, saçma sapan hallere evriliriz. Sibyl Vane'in hatası romanda tam olarak buydu. Kitapta üzüleceğiniz diğer bir yardımcı karakter ise Sibyl Vane'in kardeşi James.. Talihsiz bir çocuk. Fena bir ölüm.. Roman hakkında daha fazla spoiler vermeden benim için açılan hoş dünyayı kapatıyorum. Son olarak, kibrinizin ve vicdanınızın kurbanı olmayın diyorum. Güzellik geçicidir. Kalıcı olan zeka, kişilik ve hislerdir. Ne güzelliğe, ne şimdiki sağlığa, ne mal mülke güvenmeyin. Hepsinin yok olması göz kapayıncaya kadar. Ne demişti usta, "Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa.." Kalbinizle kalın. Ve tekrar tekrar, kibrinizi yok edin. Okurken kendinizi kitabın bir yerlerinde bulmayı da unutmayııın.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Reklam
Puan vermedi·312 syf.··
2022 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2022 18:31
Kitap hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki.. Neyse ki sevgili yazar kitabının bir kısmında net şekilde içeriğini ifade etmiş. Çok fazla spoiler verip kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum. İncelememi yazarımızın sözleriyle aktarmak istiyorum. "Bazı insanlarda bu kitabı okuduktan sonra bir uyanış süreci başlayacaktır. Diğer bazıları için ise bu kitabın işlevi, onlara uyanmaya başlamış olduklarını fark etmelerine yardımcı olmak ve bu süreci güçlendirerek hızlandırmak olacaktır. Bu kitabın bir diğer işlevi, insanların içlerindeki, insanların içlerindeki egonun farkına varmalarına yardım etmek ve onun yükselmekte olan bilinci karartmasını ve kontrol altına almasını engellemektir." Egonuzun esiri olmamanız dileğiyle, iyi okumalaar.
Var Olmanın GücüEckhart Tolle · Koridor Yayıncılık · 20061,547 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 51. kitabı
"Bu kitabı kişisel gelişmeyin diye yazdım, toplumsal gelişin. Etrafa da gram katkınız olsun." Demiş yazar. Evet bu sözle başlamak istedim çünkü kitabı okurken beni en çok etkileyen cümlelerden biri oldu. Gerçekten de oturup düşündüğümüzde hep kişisel gelişim. Kendimizi geliştirmekte iyiyiz peki ya bu gelişimi neden topluma yansıtmıyoruz? Çoğu insan kendini geliştirmeyi sadece diğer insanların gözünde belirli bir statüye erişebilmek için yapıyor. Oysa herkes yaşadığı topluma bir şeyler katsa da toplumsal gelişsek. Pek tabii kitapta değinilecek bir sürü konu var. Zaten yazar bunları başlıklarla da çevrelemiş. Ben bu başlıklara değinmeden önce özellikle yazarın da bahsettiği çocuk eğitiminden başlamak istiyorum. Ne de güzel anlatmış, Alman çocukla bizim çocukların durumunu. Kitabın adında geçtiği gibi, ne yapmaya kalksak annemiz ya da çevremizdeki insanlar tarafından yapılmaya çalışılıyor. Önce çocuğu "onu yapamazsın, ben yapayım sen otur, senin yaşın uygun değil, sen yapmayı bilmezsin" gibi yargılarla köreltiyoruz. Sonraki dönemlerde de ya başkasından bekliyoruz ya da yapmamak için kırk takla aşıyoruz. Basit bir mevzu gibi görünen bu başlıca sorun ileriki dönemlerde toplumdaki rollerimizi yerine getirememizi sağlıyor. Türk toplumu olarak fazla sevecen insanlarız. E tabii bu sevecenlik boyutunu abartıp aşırı kollamacı bir hal alıyoruz. Aslında bu boyutta çocuklarımıza zarar verdiğimiz gerçeği ortaya çıkıyor. Ne demişti yazar; "kendi hayatını yaşayamayan insanlar çocuklarının hayatını yaşar." Çocuklarımızı onların istedikleri gibi değil de kendi istediğimiz şekilde yaşatmaya çalışıyoruz. Onlara danışmadan, fikirlerini almadan, neyi isteyip neyi istemediklerini sormadan kendimiz açısından doğru gördüğümüz hayatı dayatıyoruz. Hem de özgürlüklerini yok sayarak. Hayatlarını
Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi BağlardıAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20196,1bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2021 47. kitabı
Kadın olmanın büyük bir günah ve utanç olduğu bir ülke; Afganistan.. Farklı zaman dilimlerinde yaşamış iki kadının hikayesi. Aradan onlarca yıl da geçmiş olsa değişmeyen, benzer bir kader. Aile baskısı, şiddet, var oluş mücadelesi, birey olduğunu kanıtlama savaşı. Rahima ve Shekiba.. Ailesinde erkek çocuk bulunmayan Rahima, "bacha posh" adı verilen gelenek sayesinde bir günde Rahim'e dönüşür. Sokakta oynar, alışveriş yapar, okula gider. Ama bu mutluluk çok sürmez. Çünkü babası artık onu evlendirecektir. Ve tekrar Rahima olur. Tıpkı Shekiba iken Shekib olan sonra yine Shekiba olmak zorunda kalan büyük büyükannesi gibi. Para karşılığı kendinden yaşça büyük erkeklerle evlendirilen çocuklar, buna dayanamayıp hayatından vazgeçen küçücük bedenler, oyun oynaması gereken yaşta kendi çocuğuna bakmak zorunda kalan çocuk anneler. İki kadın üzerinden yola çıkılarak anlatılan birçok kadının çarpıcı gerçeği anlatılır kitapta. Kitapta eleştirilmeye açık fazlaca konu mevcut. Bunların en başında kadına yönelik yapılan davranışlar var. Bir kadın olarak kitabı okurken gerek Shekiba gerek Rahima yerine koydum kendimi. Zorlu bir yaşam mücadelesi vermeye çalışan bu iki kadını geleneklerin, kültürün, ailenin savuruşundan söz eder kitapta. Aslında bizi biz eden değerler vardır. Örf ve adetlerimiz, geleneklerimiz, yaşam tarzımız, aile yapımız ve dahası.. İnsan değerlerini yaşatır yaşamı boyunca. Ama bu değerleri insanlar çekip çevirirler ve kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirirler. Bunun yansıması kitapta anlatılan iki kadında da bariz şekilde bellidir.
Kabuğunu Kıran İnciNadia Hashimi · Arkadya Yayınları · 20191,550 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2021 20. kitabı
Küçük Ağaç'ın Eğitimi küçükken Kızılderili adetlerine göre yetişmiş yazarın otobiyografik bir romanıdır. Bu kitap insani değerleri, yaşamın kendisini, dostluğu ve barışı en çok da eğitimi sorgulamak için yazılmış samimi bir kitaptır. Kitapta ele alınacak birçok konu var. Bana göre bunların en önemlisi "eğitim". Günümüzde modern eğitim anlayışı içine düşmüş, okul olmadan, zorunlu eğitim olmadan bir şeyler öğrenemeyeceğimiz kanaatinde olan insan yığınıyız. Halbuki bu kitapla bunu aslında tersine çeviren şeyler mevcut. Okul ya da zorunlu eğitim olmadan insanın birçok şey öğrenebileceğini gözler önüne seren bir kitap. Kitap isminden de anlaşılacağı gibi çocukluktan yetiştirilen bir Çeroki çocuğun deneyim, gözlem ve taklit yoluyla aldığı eğitimden söz eder. Kitapta kahraman "Küçük Ağaç" diye geçmektedir. Bana göre kahramana takılan bu lakap aslında çocuklarımızın doğduğu andan itibaren bir eğitim içinde var olduğunu ve ilerleyen yaşlarında da çocukken aldığı eğitime gore hayat süreceğim gösteren önemli bir ipucu. Büyüklerimiz dediği gibi "Ağaç yaşken eğilir." Kitapta işlenen ana temanın bu söze çok uygun olduğunu düşünüyorum. Eğitim, sanılanın aksine hayatın her yerinde mevcut. Bir eğitime sahip olmak için ille de okulda bir öğretmen karşısında olmamız gerekmez. Kitapta Küçük Ağaç büyükbabası ve büyükannesi ile alıyor bu eğitimi. Aslında büyükbabası okuma yazmaya sahip değil. Buna keza büyükannesi ara sıra Küçük Ağaca kitap okuyabilecek kadar bilgiye sahip. Eğitimin okulda öğrenilen teorik bilgiden ziyade pratik yani tecrübe olduğunu savunan biri olarak kitabı bu yönden çokça tutuyorum. Büyükbabası her ne kadar teorik bilgiye sahip olmasa da yaşamı tecrübe etmiş bir bilgin. Küçük Ağaç'ın Eğitimi bir romandan çok daha fazlasıdır. Bu kitapta, her şey vardır. O dönemki
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,6bin okunma