Ama Engin de sözlerin altında yaşayan hareket eden kımıltılı dünyanın farkında değil. Yaşanmışlığı olmayan hiçbir cümle kalıbının hiçbir anlamı yüklenmediğini bir gün anlar mı acaba?
Engin gidince ağzına dek dolu kül tablalarına baktım. Fikirlerin, öfkelerin, kıvançların, yarım yamalak boşalımların birer kül tablasına sığınıp kendilerini orada özetlemeleri canımı sıkardı hep. Soyut olan her şeyin bu somut kalıntısını hemen götürüp çöpe boşaltmakta acele ederim.