i

9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2018 02:17
Kitapla ilgili anlatmak istediklerim öyle dağınık dağınık ki bir araya toparlamayı başarabilirsem incelemenin altından kalkabileceğim. Adım adım kendime not tutar gibi yazmayı deneyeyim. Kitapla ilgili elimizde olan veriler; - Öncelikle kitabı Varlık Yayınları -Nihal Yalaza Taluy çevirisi ile okudum, başarılı buldum okurken garip kelimeler ya da cümleler çıkmadı karşıma ya da cümleleri anlamakta zorlanmadım. - Dostoyevski'nin yazdığı 2.kitabı... - İnsancıklar ile yakaladığı büyük çıkış sonrası yazdığı bu kitap hiç beğenilmemiş. (Dostoyevski'nin düşmanlarının kurduğu tuzak olabilir mi?) (Nasıl pişmandırlar şimdi, böyle popüler olacağını düşünemedikleri için.) - Kitapla ilgili meşhur dövüş kulübü benzetmesi sebebiyle bütün kitap boyunca bunun ortaya çıkacağı sahneyi beklerken okumamın tadı kaçtı diyebilirim. - Dostoyevski neden edebiyatın peygamberi kabul edilir sorusunun cevabını bulabileceğimiz bir kitap olabilir bu, çünkü 19.yy da kişilik bölünmesi ve şizofreniyi böyle işleyebilmesi gerçekten saygı duyulası. Daha Freud portakalda vitaminken, Dosto psikanalizin temellerini atmış diyebiliriz. Memur Goladkin bir gece davet edilmediği doğum günü balosuna zorla sızıp, yaka paça dışarı atılınca kendisini bir böcek gibi hissederek yeraltındaki bir fare deliğine tıkılmak ister. (Evet evet biliyorum.) Balo günümüz tabiriyle sosyetik bir partidir, Goladkin ise sıradan, normal bir memurdur. Fakat o çevreye kendini kabul ettirmek istemektedir. Bu yüzden yaşadığı yerden taşınıp sosyete mahallesinde ev tutmuştur, hatta saygın kimseler gibi kendisine bir uşak tutar, kupa arabasıyla gezintiler yapıp pahalı dükkanları ziyaret eder ve alıcıymış gibi pazarlık yaparak gövde gösterisinde bulunur. O kadar ki büyük paraları cüzdanı şişkin gözüksün diye bozdurur. :) Gel gelelim yine de
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201830,5bin okunma
Reklam
Öteki, Doppelgänger ve Lacan
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 16:09
Nerden başlayacağımı bilemiyorum… Fyodor Dostoyevski öyle bir kitap yazmış ve öyle gerçekçi bir psikolojik tahlil yapmış ki kendisinden sonra gelen yazarları, psikologları hatta tüm insanlığı derinden etkilemiştir. Bir çılgınlık yapıp böylesine büyük bir yazarı kronolojik sıralama ile okumaya karar verdim. Henüz yazdığı ikinci kitabı olmasına rağmen ne denli doğru bir karar verdiğimi bu kitabında anladım. Şimdi ise biraz içeriğe geçelim. Her şeyden önce bir terimden bahsetmek istiyorum sizlere; Doppelgänger. Etimolojik olarak Almanca kökenli olup, Doppel (double) çift kelimesine gänger ise (walker) yürüyen kelimelerine gelmektedir, Türkçe’ye ‘’çift-gezer’’ olarak çevirebileceğimiz edebi bir terim. Avrupa mitolojisinde canlı bir insanın kendisine tıpatıp benzeyen görüntüsüdür, birnevi bir canavardır doppelgänger. Dostoyevski’nin 1846 yılında kaleme aldığı Öteki adlı kısa romanında, düştüğü sefalet ve karşılıksız aşk içinde deliliğe sürüklenen Golyadkin karakteri kendisinin başaramadığı her şeyi başaran ve kendisine her anlamda ikizi gibi benzeyen bir insanla yani bir doppelgänger'i ile karşılaşır. Doppelgänger bu kitapta başarılı bir motif olarak karşımıza çıkıyor. Romanın başlangıcında 9. Dereceden memur olan Golyadkin’in kendisinin hastalığı hakkında endişeli olan ve tehlikeli derecede antisosyal biri olduğunu düşünen Doktor Rutenşpits ile konuşması bizi karşılar. Doktorumuz Golyadkin’e biraz ‘’sosyalleşmesini’’ tavsiye eder. Ve kahramanımız da bunu denemeye karar verir, ama başarılı olabilecek midir? Burası tam bir muamma. Ki zaten aşağılık duygusu ile sosyal baskıların doğurduğu hastalıklı bir ruh hali olan Golyadkin, toplumda kendine bir yer edinemez ve bu durumu kendine zulüm haline getirir. Muzdarip olduğu psikolojik sıkıntının en nihayetinde delirir ve bir tür kişilik
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
Yusuf Atılgan- Aylak Adam Kitap İncelemesi
Puan vermedi·192 syf.··
2022 6. kitabı
Yusuf Atılgan; 1921 doğumlu Türk yazar ve öğretmendir. 1950-1980 yılları arasında yazıları bulunmaktadır. Bu dönemin ilk modernist yazarlarından sayılmaktadır. Ününü Aylak Adamla yaymış olan yazarın, Anayurt Oteli ve Canistan adlı romanları da bulumaktadır. Kitaba geçince üzerinde yazarın adı olmasa Oğuz Atay'ın eseri diyebilirdim. Kullanılan bilinç akışı tekniği, yazılan mektuplar, kişinin kendi iç konuşmaları, hep arayış içinde olunması, yapılan eleştiriler.. Her sayfasında bir Oğuz Atay üslubunu hissettiriyor. Ki araştırınca Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar adlı eserinde ilham aldığını öğrendim. Burda bir alıntıya yer vermek istiyorum: -İnsanın bir tutamağı olmalı. -Anlamadım. -Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına.(syf 183). Kitaba geçecek olursak karşımıza başkahraman olarak Bay C. çıkıyor. Küçükken babasına o kadar aşırı bir nefret duymuştur ki bu nefreti şu satırlar da görebiliriz: Okuldan suratımda çürükler, tırnak yaralarıyla döndüğüm günler babam, ''Görürsünüz, adam olmayacak bu çocuk,'' derdi. Konuşmazdım. Sevinirdim. Babam adamsa ben olmayacaktım.(syf 151). Babasından duyduğu korku ona karşı nefreti doğurmuştu. Küçükken teyzesinden gördüğü sevgi ise aklından hiç çıkmamış, hep onu aramasına sebep olmuştu. Bay C. bu dünya da tek arayış içerisinde. Onu da şuraya alıntılayayım: 'Ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlikte düşünen, duyan, seven bir kadın!''(syf 183). Böyle bir sevgi bulunabilir mi?
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
8/10
·78 syf.··
2020 20. kitabı
Anadolu kültürünü sımsıcak yansıtan 4 kısacık öykü ve yanında zweig tarzı nakledilmiş psikolojik bir dram dan olaşan bu nadide eserin herbiri toplumun kendi içerisinde sınıflara bölünürken onların diğer insanlara karşı olan tavrını yansıtmış. *Anadolu insanın saf temiz yüreğini yansıtan sivaslı Ali'ye ses olamaman pişmanlığı * * çobana biz senin ile aynı topraklardan geliyoruz deyipte fakat bi o kadar da kendi coğrafya insanına uzak olan egoist mühendisin içinde biriktirdiği kini zavallı köpekten çıkarması bize dedelerimizin şu sözünü anımsatıyor " okumuşsun fakat insan olamamışsın " * kocasına olan sadakati yüzünden kendinden vazgeçen Emine'yemi yansam yoksa devletin bel kemiği olan silahlı gücü kötüye kullanan şerefsiz devlet memurlarının kahpeliğnemi * sokağa düşmüş bir insanın çaresizliği ve ona yardım eden kenar dilberinin asilligi belki gözümüzde giyinişleri yüzünden dışladıgımız insanların iki göğsünün ortasında nasıl bir kalp taşıdıklarını nereden bilebiliriz ki ! * Evlilik vaadiyle söz verdiği insanı yarı yolda bırakan bi adamın yıllar boyu süren vicdan azabı ve iç hezayanları ile zindana dönen hayatı , Anadolu insanın sosyokonomik durumunu, çektiği ızdırapları farklı hayatlar içerisinde yaşayan insanların iç dünyalarını en ince ayrıntısına kadar anlatan bu kitabı mutlaka herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum . ses edebiyatımızda önemli yer tutan kitaplardan birisidir. ancak ben, kağnı’da yer alan öyküleri de fazlasıyla önemsiyorum. ıskalanmış hayatlar gün yüzüne çıkartılıyor. sabahattin ali, yaşamış olduğu bölgelerin hem coğrafyasını hem de insanını çözebilmiş bir yazar. insanın içine, iyi ve temiz şeylere yükleniyor. bunları süslemek, etiketlemek yerine, tıpkı yazdığı insanlar gibi net bir şekilde söylemeyi tercih ediyor. öykülerinde
SesSabahattin Ali · Ren Kitap · 20197,8bin okunma