i

i
24 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Yalnızız
Puan vermedi·416 syf.··
2025 20. kitabı
Kitabı ilk okumaya başladığım zamandan bitişine kadar heyecanım hep baki kaldı. Kitabı okurken beni bu denli içine çekeceğini hiç düşünmemiştim. İlk defa Peyami Safa romanı okudum ve gerçekten de bu zamana kadar neden okumadığımı sorguladım. Peyami Safa’nın kaleminde gördüğüm, fark ettiğim beni en çok etkileyen şeylerden biri cümlelerin basit ifadelerinden uzak olması, en sıradan cümleyi bile daha manalı hale getiren ve ifade ederken hiç düşünmediğimiz yönleri doğrultusunda icra edilen bir üsluptur. Bu, kitabı bir an önce bitirme isteğimi diri tuttu. Kitap benim için tutkuya dönüştü. Bir kitabı okurken genellikle benim hayatıma ışık tutabilecek, anlamlı ya da tavsiye veren cümlelerin altını çizen ben yazarın sıradan basit şeyleri anlattığı fakat mecazlarla söz sanatlarıyla süslediği cümlelerin altını çizdim. Bu şekilde bir ifade tarzı beni Peyami Safa okuru olmaya fazlasıyla yaklaştırdı. Kitabın baş karakteri olarak Samim herkesin saygı duyduğu bilgili, entelektüel bir insan ve onun hayalinde kurmuş olduğu, kaleme aldığı bir Simeranya ülkesi mevcut. Bu ülkede her şeyin adil olduğu, cinsiyetçiliğin, toplum baskısının aile problemlerinin olmadığı olsa bile ve çözümlerinin bulunduğu oldukça iç açıcı, ferah bir ülkedir. Safa’nın bu noktada da aslında hayalini kurduğu olmasını istediği bir ütopyasını görebiliriz. Romanda doğu batı sentezini çok net görebiliyoruz. Kendi köklerinden ayrılma, batılı olma tutkusunu Meral ve Feriha karakteri ile gözlemleyebiliriz. Yazarın Samim karakteri ile bize gösterdiği, anlattığı madde ve maneviyat arasındaki uçurumu ve insanlarımızın ne kadar maddecilik konusunda meraklı olduğunu çoğu şeyin anlamsız şekilde yapıldığını bize anlatıyor. İnsanın içindeki ben’lerden ve karmaşalarından tut felsefeye kadar, psikoloji, sosyoloji açısından birçok
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202527,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kürk Mantolu Madonna
Puan vermedi·192 syf.··
2025 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 21:08
Kitabı okumaya başladığımda sıkılacak gibi olmuştum. Ama daha sonra Raif Bey’in hikayesi sizde bıraktığı o buruklukla kendisini okumaya devam ettirecek. Yazar Raif Bey’i, içe kapanık dünyasını anlatır. Raif Bey pek nahif bir adamdır. Normalde de dış dünya ile ilişkisi kısıtlı olan bu adam güvendiği biri tarafından yüzüstü bırakıldığını zannettiği hissiyatlıyla daha da içine kapanık biri haline gelir. En güvendiğim böyle yaptıysa diğer insanlar neler yapar kaygısıyla ve yorgunluğuyla hiç kimseyle derin sohbetler içerisine girmez. Hatta elinden geldiğince diyalog içerisine girmez. Ekseriya karşı tarafı suçlu bulur ve bunun üzerinden insanlara olan güvensizliğinin altını doldurmuş olur Fakat işler onun düşündüğü gibi gitmemiştir. Daha sonra Raif Bey’i bilmediği ve henüz karşılaşmadığı gerçekler bekliyordur. Hâl böyleyken gerçeklerle yüzleşince kendisinin ne kadar yargılı ve kötü bir insan olduğunu düşünür ve kendisini suçlar. Daha sonra hiç beklemediğim bir sonla gözlerim dolu bir vaziyette karşılaştım. Duygusal açıdan beni etkileyen bir kitap oldu. Değinmek istediğim bir nokta daha var. Yazar sevme’yi nasıl doğru icra edeceğimizi açıklar. Kitapta şu cümleler geçer: “İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle olmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz.” Bu cümleler bana Erich Fromm’un Sevme Sanatı’nı okuyormuşum gibi hissettirdi. Erich Fromm’un bu eserinden çok önceleri yazılan Kürk Mantolu Madonna eserinde sevmenin gerçek anlamda nasıl sevme olacağı anlatılmış. Erich Fromm, örneğin sadece ailesini sevip başka hiç kimseyi sevmeyen birinin ailesini de sevdiği söylenemez der. Çünkü birini sevmek demek herkesi
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019375,8bin okunma
Kayıp Aranıyor
Puan vermedi·112 syf.··
2025 13. kitabı
Roman Nevin ekseninde döner. Nevin, erkek gibi yetişmiş ve zaman zaman erkek gibi konuşan bir kızdır. Alışılmışın dışında davranan Nevin, meyhanelere, kahvehanelere girip çıkar erkeklerle yakın durur. Yaptıklarının nasıl göründüğünü umursamaz. Hiçbir çekincesi yoktur. Bundan dolayı da kimse onun hakkında dedikodu yapamaz; çünkü sır denilebilecek bir durum yoktur. Nevin, gerçek duyguları arar ve içindeki boşluk hissini dolduracak bir şeyler bulur. Bu kimi zaman biletçidir kimi zaman balıkçıdır. Her şeyi olmasına rağmen, iyi bir tahsili, varlıklı bir aileye mensup olmasına rağmen huzur arayışındadır. Balıkçı Cemal’i aslında kültürsüz ve kaba bulur. Ama onunlayken huzurlu hisseder. Hep bir boşluk doldurma çabasındadır. Eşi Özdemir’i esasında sevmiyor ve onu heyecanlandırmıyordu. Bir gün eşi onu kendi evlerinde aldattı ve Nevin bu olayın tahribatını gerek psikolojik gerekse vücudunun fiziksel tepkiler vermesi şeklinde yaşadı. Nevin Özdemir’i sevmiyordu ama yalnız kalmaktan öylesine korkuyordu ki… Roman en sonda Nevin’in babasına bir mektup yazıp ortadan kaybolması ile sonuçlanır. Kitabın sonunda fiziki olarak kayıplara karışma isteğiyle ortadan kaybolsa da iç dünyasında zaten kendisini bulamamıştır.
Kayıp AranıyorSait Faik Abasıyanık · Can Yayınları · 20257,1bin okunma
Düşüş İncelemesi
Puan vermedi·104 syf.··
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 15:00
Clamence Amsterdam’da bir barda tanıştığı ismini bilmediğiniz bir kişiye anılarını ve iç dünyasını anlatır. Okurken karşı tarafın cevaplarını bekliyordum ilk başlarda ama Clamence’nin soru ve cevaplarından karşı tarafın ne dediğini anlayabiliyorsunuz. Clamence yaşadığı bir olaydan önce ne kadar iyi bir insan olduğundan ne kadar erdemli bir kişiliği olduğundan bahseder. Buradaki önemli nüans aslında o Clamence’nin maskesidir: İyi biri olma arzusu. Çünkü iyilik yaptıkça kendisini iyi hisseder, kendisini yüksekte görür, karşısındakini küçümser. Bu bakımdan karakterdeki narsistik özellikler göze çarpmıyor zaten gözler önüne serilmiştir. Karakterin bu düşünsel süreci günümüzdeki birçok insanla özdeşleşir. Karakterin farkı, erdeminin ve daima mükemmel olmak istemesinin nedenini anlamış olabilmesi. Kitabı okurken kendimize dahi itiraf edemediğimiz bazı yönlerimizi ya da çevremizde denk geldiğimiz kişilerle karşılaşabilmemiz mümkün. Camus’un Yabancı’sını da okumuştum. Orada da düşünsel süreçlerde karakterin iç dünyasıyla bağlantı kurabilmiştim. Düşüş’te de Clamence gibi kendime dair birtakım sorgulamalar yaptım. Düşünmek ve sorgulamak istiyorsanız kesinlikle okumalısınız.
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma