Kitabın 1999 gibi modern bir dönemde yazılmasına rağmen, işlediği "toprak kavgası" ve "imkansız aşk" temalarına yeni bir soluk getirememesi beni hayal kırıklığına uğrattı. İrlanda kırsalı ile Anadolu kırsalı arasındaki şaşırtıcı benzerlik, coğrafyalar farklı olsa da "erkeklik gururu", "toprak namusu" ve "kadın üzerindeki baskı" temalarının nasıl evrensel bir klişe haline geldiğini gösteriyor.
Kitaptaki en rahatsız edici unsurlardan biri, güçlü bir kadın figürünün eksikliği.
Breege, kendi iradesi olmayan, iki erkek arasındaki çatışmada ezilmeye mahkum, pasif bir "kurban". Diğer kadınlar da sadece fiziksel özellikleri, vücutları ve dedikodu mekanizmasındaki işlevleri üzerinden tanımlanmış; birer bireyden ziyade karikatürize edilmiş birer nesne gibi kurgulanmışlar.
Baş karakterlerden Bugler, okuyucuyu rahatsız eden bir karaktersizlik sergiliyor. Kimi zaman Breege’e derin bir aşk besliyor gibi görünürken, kimi zaman sadece bir "kadın düşkünü" ve istilacı gibi davranıyor. Aşkı için hiçbir şeyi göze almaması ve fedakarlık yapmaması, Breege'in ona duyduğu takıntılı hayranlığın karşılıksız ve "kullanılmaya dayalı" olduğu hissini pekiştiriyor.
Vahşi Aralıklar, yazarın şiirsel diline rağmen, karakter derinliğinden yoksun, kadın temsili açısından sorunlu ve beklentinin altında kalan bir kitap oldu benim için.