'O ayışığı küresinde, azizlerin ve şehitlerin taş tasvirleri arasında biraz daha kaldılar; kuşku duymadan, tereddüt etmeden, birbirlerinin heykel gibi yüzüne ilk ve son kez bakıyormuş gibi bakarak, tek bir söz söylemeden, mutluluk ve korkuyla dolu, aşk ve ölüm aynı şeymiş gibi.'
'Sonra benliğin yitip gittiği, ben ve ötekinin bir olduğu, soğuk ve gözü dönmüş ölüm ile soğuk ve obur hayata karşı birleştiği bu yeni doğan yakınlıkta, aşkı büyüleyen o sıcacık ışık halesinde, hem ebediyen onların olacak hem de karda büyüyen çiçekler misali asla onların olmayacak o vaatle sarıldılar birbirlerine.'
'Orada, büyük kentte, hemen hemen bütün doğa boyunduruk altına alınmıştı, serbest kalmış bir parçacık doğa kudreti varsa, insanlara düşman görünürdü. Oysa adadaki insanların hepsi doğayla dost oluyor, onun tarafında yer alıyorlardı.'
'Bir toplum zenginse, bireylerin elleriyle çalışmalarına gerek yoktur; kendilerini zihin ve ruh etkinliklerine adayabilirler. Gitgide daha çok üniversite, gitgide daha çok ögrenci olacak bizim toplumumuzda. Öğrenciler derece almak istiyorlarsa tez konuları bulmaları gerekecek. Dünya üzerindeki her şey hakkında tez yazılabildiğine göre, tez konuları da sonsuz sayıda demektir! Sözcüklerle dolu bir sürü sayfa; mezarlıklardan daha yaslı yerler olan arşivlerde üst üste birikiyor. Yaslı çünkü oraları kimse ziyarete gitmiyor, hatta Azizler Yortusu' nda bile. Kültür aşırı üretimden, sözcük çığından, nicelik çılgınlığından yok olup gitmekte. Senin eski ülkendeki bir tek yasaklanmış kitabın bile bizim üniversitelerimizde çiğnenen milyarlarca sözcükten daha değerli olması da bu yüzden işte.'
'Yalnızca en çocuksu sorular gerçekten ciddi olan sorulardır. Cevapları olmayan sorulardır bunlar. Cevabı olmayan soru, aşılamayacak bir engeldir. Başka bir deyişle insani olasılıkların sınırlarını belirleyen, insan varoluşunun sınırlarını saptayan cevabı olmayan sorulardır.'
'Ama güçlüler güçsüzleri incitemeyecek kadar güçsüz olunca, güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundaydılar.'
'...kişi, bir zamanlar kendisine görev bellediği şeyleri reddettiğinde hayattan geriye kalan şeydi.'