Bir zamanların en saygın mesleklerinden biriydi öğretmenlik. En serserimiz bile nerde görsek önümüzü ilikler, saygıda kusur etmezdik. Bilgi demekti öğretmen, ilerleme, gelişme demekti. Eti senin kemiği benim ( tam olarak taraftarı olmasam da) anlaşıyı ile teslim edilirdi öğrenciler öğretmenlere. Zira güven demekti öğretmen. Bugün ise, en küçük fırsatta ( tatilde, maaş konusunda) linçlenen, her gelen bakan tarafından itibarsızlaştıran, öğrenciler tarafından her gün zorbalığa maruz bırakılan, giderek değersizleştirilen bir mesleğe dönüştürdük el birliği ile. En nihayetinde okullarda öğretmeni öldürür de olduk... Eğitim yuvasında cinayet işler olduk! Bu çürüme bir gün her birimize dokunacak. Toplumumuzun iliklerine yavaş yavaş sinip bizi değerlerden, vicdandan, insani duygulardan yoksun birer ucubeye çevirecek. Giderek dilimize daha çok yerleşen küfür vicdanmıza sirayet edecek. Buna dur demek için her birimiz sorumluluk almalı, kendimizi, ailemizi, çocuklarımızı eğitmeliyiz. Geleceğimizi gözetmeliyiz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Geldim baktım, öldün mü kaldın mı diye.”
“Kaldım,” dedim. Maalesef ki kaldım. “Ölseydim bir şey değişecek miydi?”
“İki lokma ekmek fazla yerdim.”
Bir insanın hayatında iki lokma ekmek kadar yer kaplamak…
"Defolup gitsene Firuze ailenin yanına,"
"Gitmiyorum," diyerek daha sıkı oturdum banka. "Buraya git buraya gel. Gitmiyorum. Halka ait bir banktan da mı kovacaksınız beni?"
"Sen kendini halktan mı sayıyorsun?"
Ama her şey çok çabuk değişiyordu. Artık bunu anlamıştı.
Bir at bir gecede yaşlanıp sakatlanabilirdi. Bir arkadaş da aynı hızda bir yabacıya dönüşebilirdi.