İkbal Zeybek

İkbal Zeybek
7/10
·152 syf.··
2025 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 21:04
Molière’in “Hastalık Hastası” adlı oyunu, hastalık vehmiyle yaşayan Argan karakteri üzerinden dönemin tıp anlayışını, insanların zaaflarını ve çıkar ilişkilerini hicveder. Argan’ın sürekli doktorlara bağımlılığı, miras ve çıkar kaygılarıyla birleşince hem komik hem de düşündürücü bir tablo ortaya çıkar. Molière, bu hikâyeyle toplumun bencillik, para hırsı ve boş kaygılar gibi zaaflarını mizahi bir dille eleştirir.
Hastalık HastasıMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20258,1bin okunma
Reklam
Spoiler olabilir.
6/10
·210 syf.··
2025 43. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 01:12
Yu Hua’nın Yaşamak romanı, Fugui’nin gençliğinde yaptığı sorumsuzca ve aptalca hataların, hayatının geri kalanını nasıl etkilediğini çarpıcı bir dille anlatıyor. Başta ailesini kumar uğruna kaybeden Fugui, yaşadığı acılarla olgunlaşsa da kaderin zincirleme sonuçları peşini bırakmıyor. Özellikle oğlunun ölümü, kızını yaşlı bir çifte hizmetçi olarak satması, geçmişteki yanlışların geri dönüşsüz sonuçlarını ve hayatın acımasızlığını en yoğun hissettiren anlar oluyor. Fugui’nin değişmesine rağmen artık hiçbir şeyi düzeltememesi, okura derin bir çaresizlik duygusu veriyor. Roman, insanın hem hatalarıyla hem de kayıplarıyla yaşamak zorunda olduğunu gösteriyor. Dram sevenlerin daha çok bağ kuracağı bu hikâye, basit ama yürek burkan bir dille hayatın ağırlığını hissettiriyor.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
10/10
·360 syf.··
2025 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2025 15:04
Hakan Günday’ın Az’ı, baştan sona karanlık bir yolculuk. Roman boyunca en çok Derdâ’nın bölümlerinde sinirlerim bozuldu; ona yapılan iğrençlikler, yaşadığı travmalar, her satırda insanın içini daraltıyor. Okurken kimi yerde öfkemden sövdüm, kimi yerde “yeter artık” dedim, hatta bazı sahneler resmen sinir krizi geçirtir gibiydi. Derdâ’nın yaşadıkları karşısında çaresizlik hissiyle birlikte, insanın insana yapabileceği kötülüğün sınırlarını görmek gerçekten sarsıcıydı. Ama Derda’ya geldiğimde bambaşka bir şok yaşadım. Onun bölümlerinde kanım dondu, midem kasıldı. Özellikle birkaç sahnede kelimenin tam anlamıyla kitaba bakakaldım; Günday’ın dili öyle bir gerçekçilik taşıyor ki, insan o karanlığın içine hapsoluyor. Derda üzerinden anlatılan şiddet, nefret ve hesaplaşma, kitabın en ağır tarafını oluşturuyor. Tüm bunların ardından gelen final ise çok farklı bir etki bıraktı bende. Onca karanlığın, tiksintinin, öfkenin ardından ilk kez yüzümde bir tebessüm belirdi. Kitap boyunca tek bir kere bile gülümseyememişken, Derdâ ve Derda’nın son sahnesi bana küçücük bir umut, minicik bir aydınlık sundu. Sanki tüm o acıların içinde hâlâ insanca bir bağ kurulabileceğini gösterdi. Az, mideye yumruk gibi inen bir roman. Rahatsız edici, karanlık, öfke uyandırıcı ama aynı zamanda unutulmaz. Kitabı bitirdiğimde tek söyleyebildiğim şey “vay be” oldu. Çünkü Günday, insana hem en berbat hem de en insanca yanlarımızı aynı kitapta yaşatmayı başarıyor. Ayrıca sanırım, uzun zamandır aklımda olupta o kadar da ilgimi çekmeye bir kitap olan Tutunamayanları, yakın zamanda okumak için okuma listeme ekleyeceğim…
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,8bin okunma