Aldatmaca ile dolu olan bir dünya yarattığınızı bile bile, kime ve neden gücendiğinizi kestiremeden, tüm bu aldatmacalar, karışıklıklar arasında, bilinmeyenler arasında içiniz sızlar da sızlar. Üstelik bilmedikleriniz çoğaldıkça duyduğunuz iç sızıları da o denli artar.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, yine aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Ama buna yaşamak denir mi?.. Canlı bir mevcudu kendisine uygun olan iklimden ayırarak, birkaç meraklının keyfi için bu berbat şartlara tabi etmek bir nevi işkence değil midir?