İkra

7/10
·450 syf.··
2025 2. kitabı
Okuma Süresi: 3 Nisan – 5 Haziran Sayfa Sayısı: 416 Canan Tan’ın Eroinle Dansı, beni hem etkileyen hem de yer yer mesafede tutan bir okuma deneyimi sundu. Uyuşturucu bağımlılığı gibi ağır ve sarsıcı bir meseleyi merkeze alarak ilerleyen bu roman, özellikle genç yaşta yapılan seçimlerin nasıl birer dönüm noktasına dönüşebileceğini gösterme çabasında. Eylül ve Dünya karakterleri etrafında şekillenen hikâyede, ben en çok bu iki karakterin birbirine olan benzerliğini düşündüm. Hatta zamanla bu ikilinin, belki de tek bir ruhun farklı yüzleri olabileceğini hissettim. Dünya, bana göre Eylül’ün gölge yanıydı. Jung’un “gölge” arketipini düşündüren bir yansımaydı bu. Dünya’nın karanlığa çekilişi, Eylül’ün içinde bastırdığı, ama zamanla onunla özdeşleştiği bir içsel parçayı temsil ediyor gibiydi. Yine de Eylül’ün bu dönüşümünün anlatılış biçimi, bana yüzeysel geldi. Eroinle tanışma süreci, sanki sadece dışsal etkilerle şekillenmiş gibi yansıtılmış. Oysa ben karakterlerin iç dünyasını daha fazla anlamak, kararlarının ardındaki çatışmaları daha çok hissetmek isterdim. Belki bu beklentim, edebiyata olan ilgim ve karakter derinliğine duyduğum merakla da ilgilidir. Romanın sonu, benim için biraz belirsizdi. Dünya’nın ölümü ve Eylül’ün içe kapanışı, sarsıcıydı; ama bu sarsıntı, duygusal bir bütünlükle değil de ani bir kırılmayla verilmiş gibiydi. Yine de, kitabın bu tarafı bende bazı duyguların izini bıraktı: kayıp, çaresizlik, kimlik dağılması… Eroinle Dans, bana okuma süreci boyunca zaman zaman “neden?” dedirtti. Bu “neden”lerin bazıları yanıtsız kaldı, bazılarıysa beni kendi içimde başka yerlere götürdü. Kimi kısımlarına mesafeli dursam da, sonunda okuduğuma pişman olmadım. Belki de bazen bir kitabı anlamaya çalışmak, onu sevmekten daha derin bir bağ kurdurur insana.
Eroinle DansCanan Tan · Doğan Kitap · 201621,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·128 syf.··
2024 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2024 17:01
“İnsanlığımı Yitirirken” (Ningen Shikkaku), Osamu Dazai’nin hayatına ve düşüncelerine ayna tutan yarı otobiyografik bir romandır. Bu eserde Dazai, insanın kendi varoluşuyla, toplumsal rollerle ve başkalarıyla olan ilişkisiyle nasıl kopuk hissettiğini derinlemesine inceler. Kitap, “anlaşılmanın imkansızlığı” temasını temel alarak insanın içsel çatışmalarına, yabancılaşmasına ve toplumun baskısına karşı duyduğu çaresizliği işler. Anlatıcının Yabancılaşması ve Kendine Yabancılaşma Roman, ana karakter Yozo’nun toplum içinde bir yabancı gibi hissettiği ve bu dünyada yer bulma mücadelesiyle başlar. Yozo, sürekli maskeler takarak insanların beklentilerine göre hareket etmeye çalışır, ancak bu çabaları her zaman yüzeyde kalır. Hiçbir zaman kendisini tamamen ifade edemez ve içindeki gerçek benliğini gizler. Anlaşılma çabasının sürekli başarısızlığa uğraması, onun insanlardan kopmasına neden olur. Toplumsal normlar ve kişisel beklentiler arasındaki bu uçurum, Yozo’nun ruhsal çöküşünün temelini oluşturur. Anlaşılmanın İmkansızlığı Kitabın son sözünde vurgulanan “anlaşılmanın imkansızlığı”, Yozo’nun ve aslında Dazai’nin kişisel deneyimlerine dayanan, derin bir varoluşsal temadır. Yozo, insanları anlamak ve anlaşılmak için birçok yöntem dener; mizah yapar, yalan söyler, içki ve uyuşturucuyla kaçış arar. Ancak, bunlar onu yalnızca daha fazla izole eder. Toplumun onu anlamasını beklemek bir hayaldir ve kendini anlamaya çalıştığında dahi bu imkansızlık karşısında daha büyük bir boşluğa düşer. Dazai, bu noktada insanın yalnızca kendi zihninde yaşadığı dünyayı bile tamamen kavrayamayacağını, başkaları tarafından anlaşılmanın ise neredeyse olanaksız olduğunu ileri sürer. Maskeler ve Gerçek Benlik Yozo, sosyal kabul görme umuduyla sürekli maskeler takar, ancak bu maskeler altında
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
8/10
·319 syf.··
2024 4. kitabı
Matmazel Noraliya'nın Koltuğu: Bireyin Kendine Yolculuğu Kitabın Tanıtımı Peyami Safa'nın "Matmazel Noraliya'nın Koltuğu" adlı eseri, bireyin kendisini anlama ve keşfetme yolculuğunu anlatan derin bir roman. Bu kitapta, ana karakter Ferit'in modern dünyada kaybolmuşluğu, hayal ve gerçek arasındaki karmaşası ve sonunda dini bir perspektife yönelmesi işleniyor. Genel Tema Kitabın genel teması, bireyin kendisine bakışıdır. Ferit, başlangıçta o dönemin şartlarına göre modern olarak tanımlanabilecek biri olarak karşımıza çıkar. Ancak benim perspektifimden bakıldığında, Ferit sığ ve kaybolmuş bir karakterdir. Ferit'in Başlangıç Durumu Ferit, kitabın başında modern dünyaya uyum sağlamış gibi görünse de, aslında içsel bir boşluk içinde. Kendisini bulma çabası içinde, gerçekle hayali ayırt etmekte zorlandığı halüsinasyonlar yaşar. Bu durum, Türk kültüründe "karabasan" olarak bilinen vakaları andırır. Uykusunda ya da uyanıkken yaşadığı bu deneyimler, onun içsel karmaşasını ve huzursuzluğunu yansıtır. Dönüşüm Noktası Ferit'in hayatında önemli bir dönüşüm noktası, adada taşındığı köşkün ölmüş sahibi Matmazel Noraliya ile ilgili gördüğü rüyadır. Bu rüyadan sonra, Ferit dini bir perspektife kayar. Bu dönüşüm, onun karakter gelişiminde ve kendini bulma sürecinde önemli bir rol oynar. Kadına Bakış Açısı Kitapta, kadına bakış açısına dair bazı eleştirilerim var. Ferit, kadınların açık giyinmesi sonucunda erkeklerin arzularından başka bir şey düşünemeyeceğini savunur. Bu yaklaşım, kadının giyim tarzının erkeklerin davranışlarını belirlediği düşüncesini yansıtır. Bu, günümüz perspektifinden bakıldığında eleştirilebilecek bir tutumdur. Kadınların özgürlüğü ve kendi seçimleri üzerindeki bu tür yaklaşımlar, kitabın bazı bölümlerinde tartışmaya açıktır. Genel Değerlendirme "Matmazel
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 201710bin okunma