Mutluluk gelip geçen bir hissiyattı şüphesiz; anlık bir duygu...
O kısacık an, yine gelip geçmişti işte. Orada öylece kalakaldı, ne yapacağını bilemiyordu, bir eksik vardı o kalışta, aralarındaki mesafede, odaya düşen sabahta bir boşluk, tamamlanmamış bir şeyler...
Onun için bir cam parçası hiçbir zaman sadece bir cam parçası olmadı, ışığa müzik yapan sihirli bir mercekti şişe dipleri. Plajdaki taşlar, çıplak tenine dizdiği ateş böcekleriydi. Martılar çöplüğün uçurtmaları, yosunlar kayaların tüylü derisi. Her şeye büyük bir merak besliyordu. Gökyüzünü, açık denizi, karşı adayı, rüzgarın uyuduğu yeri ve daha çok şeyi... bilmek değil hissetmek istiyordu. Varlıktan çok yokluktu merak ettiği, hiçlik; tıpkı kendi gibi.
Gökyüzünü, açık denizi, karşı adayı, rüzgarın uyuduğu yeri ve daha çok şeyi... bilmek değil hissetmek istiyordu. Varlıktan çok yokluktu merak ettiği, hiçlik; tıpkı kendi gibi.
"Her şeyi yapabilirdi Adile. İsrafil'in normal bir çocuk olması için boynunu uzatıp kurban olabilirdi, fakat bu dünyada canının bir kıymeti olmadığını biliyordu."