Biliyor musun, bu olmadan evvel insan gündüzleri de yıldızları görür, göğün kapak olmadığını bilirdi. Sonra geceyi de zamana kattılar, yıldızlar dokunulabilir ama görülemez oldu. Gezegenler mıncıklanmış yüzeyleriyle nasıl da soluk ha, bir hayat izi uğruna. Bunlar hayatı içli dışlı bir şey sanıyor Moy, sahip olunacak bir şey, bu yüzden ölüleri de hayatını yitiriyor.
Sanki var olmak ya da olmamak ikilemi şu ya da bu mahkemenin kararıyla, şu ya da bu yasayla çözülebilirmiş gibi, sanki her yaratık bunu yalnız başına ve kendi için çözmek zorunda değilmiş gibi. Sanki gerçeğin öğrenilmesi hemen onun karşıtı bir gerçeğin olasılığını ortaya çıkarmıyormuş ve her ikisi de geçerli değilmiş gibi.
Bir kitapta okumuştum, çektiğimiz acının derinliğinin bilincine ancak, o acı bittikten sonra varırmışız ve büyük bir şaşkınlıkla, nasıl dayanabildim böylesi cehennem azabına, dermişiz.