İlayda Ayhanoğlu

İlayda Ayhanoğlu
@ilaydayhanoglu
Bunları sana anlatmaktan hoşlanıyorum, zira bana bu konuda söyleyeceklerini biliyorum: Çocuklar gibi hiçbir şeyi dert etmeyenler, oyuncak bebeklerini oradan oraya dolaştıran, giydirip soyan ve büyük bir saygıyla anneciğin şekeri kilitlediği çekmecenin etrafında gezinen ve arzu ettikleri şeyi ele geçirip avurtlarını şişirerek yerken "daha!" diye bağıranlar mutludur. Onlar mutlu yaratıklar. Rezilce işlerle uğraşan ya da tutkularına muhteşem isimler takıp bunları insan soyunun sağlığı ve mutluluğu için devasa girişimler olarak görenler de mutlu. Ne mutlu böyle olabilene! Ama alçakgönüllülükle her şeyin geçip gittiğini bilen kişi, bahçesini cennete dönüştürebilen her insanın ne kadar mutlu olduğunu, mutsuz olanın da yorulmadan sırtındaki yükle nefes nefese yolunda ilerlediğini, bu güneş ışığını bir dakika daha fazla görmenin herkesi aynı şekilde ilgilendirdiğini anlayan kişi - evet, o kişi de huzurludur, hem kendisinden bir dünya kurar, hem de bir insan olduğu için mutludur. Ayrıca ne kadar sınırlanırsa sınırlansın, bu zindanı ne zaman isterse o zaman terk edeceğini bildiği için yüreğinde her zaman tatlı bir özgürlük duygusu barındırır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Üst sınıfın insanları, alt sınıfa karşı her zaman soğuk bir mesafe içinde, sanki yakın davransalar bir şey kaybedeceklermiş gibi; bir de düşüncesizler ve başkalarına kötü niyetle takılmaktan hoşlananlar var, kibirlerini zavallı insanlara daha çok hissettirsinler diye onların seviyesine inmiş gibi davranıyorlar. Eşit olmadığımızı, olamayacağımızı çok iyi biliyorum, ancak saygı görmek adına alt tabaka insanlarından kendini uzak tutmak gerektiğine inanan kişi, yenilgiden korktuğu için düşmandan saklanan bir korkak kadar eleştiriyi hak eder.
Belki bu satırları okurken buruk bir gülümseme belirecek dudaklarında, belki inanmayacaksın yazdıklarıma ama doğru söylüyorum. Yanı başımda dikilen o incecik bedenin, ikinci bir yürekmiş gibi avucumda atan minicik elin... Keşke hep böyle olsaydı, keşke hürriyet için dövüşürken yanımda hep sen olsaydın... Ama olmadı, olmuyormuş işte... O zamanlar aksini düşünsem de şimdi anlıyorum ki, kader karşısında hep acze düşermiş insan. Vatanı kurtaracak iradeye sahip olsa bile, kendi ömür çizgisini değiştirecek kudreti bulamazmış kendinde. Mazeret olsun diye söylemiyorum, eğer peşimdekiler fırsat verir de, eğer ömrüm vefa eder de, aklımdaki ve yüreğimdekileri anlatabilirsem sana, daha iyi anlayacaksın ne demek istediğimi...
Sayfa 27·Kitabı okudu
Puan vermedi·126 syf.·
Beğendi
·
2022 3. kitabı
Johann Wolfgang Von Goethe
7.5/10 · 150,2bin okunma