“Benim için sakın üzülme Nilüfer,” diyor Aylin, “fırtına dindi, burası çok sakin, çok huzurlu. Ne kadar yorgunmuşum meğer. Dinleneceğim, haydi, bırak beni artık.”
Adından da anlaşılacağı üzere Aylin’in hayatını anlatan bu biyografik roman, okuru tamamen içine çeker nitelikteydi. Aylin’in neşesinin, enerjisinin, başarılarının, dik başlılığının çoğu okuru derinden etkileyeceğini düşünüyorum. Okurken Aylin’in başarılarına sevinip, inatçılığına sinir oldum; enerjisine imrendim. Onunla evlenip, hayal kırıklıkları yaşayıp düştüm kalktım. Tek aklıma takılan soru: bir insan gerçekten bu kadar mükemmel olabilir mi, yoksa Aylin’in kuzeni Ayşe Kulin tarafından yazılan bu biyografik roman çok mu yanlıydı? ( siz de bu konudaki düşüncelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim)
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Korku çağını anlatımıyla çok beğendiğim ancak nedense beni bir türlü içine çekemeyen bir kitap oldu. Kitaptaki belirsizlikler ve olayların kopukluğu okumamı güçleştirdi. Yine de dünya edebiyatındaki sarsılmaz yerinden dolayı okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.