İlay Sayar

İlay Sayar
@ilaysayar
Ben aşktan daima kaçtım. Hiç sevmedim. Belki bir eksiğim oldu. Fakat rahatım. Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde. Fakat daima ödersiniz. Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz…
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
erkekler neden böyle?
Kendi fotoğrafımı kitaplar elimdeyken, kitaplıkların içindeyken paylaşmaktan keyif alıyorum, orada olmak beni mutlu ediyor ve bununla mutlu olan insanlara da bir paylaşım bırakmış oluyorum... AMA! Şunu kabul edelim: Türk erkeğinin 'kur yapmak' ile 'taciz etmek' arasındaki ince çizgiyi ayırt etme yeteneği biyolojik olarak gelişmemiş. Fotoğraf paylaştım diye 50 tane mesaj atılması gerçekten rahatsız edici. Kitap alıntısı yazdığımda, inceleme yazdığımda mesaj atmayan, bunun hakkında konuşmayan insanlar, fotoğraflı ileti attığım için anında mesaj atar, ilgilenir oluyor nedense. Üstelik bir sonraki mesajında da "?" atıyor ya da "cevap yok mu" diyenler de bitmiyor. Bir kadının 'cevap vermemesi' de bir cevaptır. Bunu anlamayıp hala 'Neden yazmıyorsun?', 'Çok havalısın' diye darlamak özgüven değil, basbayağı yüzsüzlük ve ezikliktir... Hayır, ısrar edince şansınız artmıyor; sadece engellenme süreniz kısalıyor.
1000Kitap
Size de oluyor mu bu?
Çocukluğumdan beri kelimelerle aramda tarif edilemez, mistik bir bağ var. Ne zaman klavyenin başına geçsem dünya duruyor, zaman akmayı bırakıyor ve ben sadece üretiyorum. Çevremdeki herkes; arkadaşlarım, ailem, hatta yazdıklarımı okuyan profesyoneller bile sürekli aynı şeyi tekrarlıyor: 'Senin kalemin büyüleyici, konuları ele alış biçimin kusursuz, anlatım dilin insanı içine çekiyor.' İnsanların bu övgüleri, yazdığım her cümlede ne kadar haklı olduklarını bana hissettiriyor. Kendime güvenim tam, potansiyelimin farkındayım ve ürettiğim her içerikte o 'mükemmel' akışı yakaladığımdan adım gibi eminim. Bu yeteneği herkes görsün, herkes okusun diye büyük bir heyecanla en prestijli mecralara, dergilere, editörlere dosyalarımı gönderiyorum, o 'Tebrikler' mailini bekliyorum ama... Ne hikmetse o yere göğe sığdırılamayan 'kusursuz' yazılarımın hiçbiri yayınlanmaya değer görülmüyor ve sürekli reddedilmek artık canımı fena halde sıkıyor.
1000Kitap
Herkesin yere göğe sığdıramadığı ama sizin bir türlü sevemediğiniz, belki de yarım bıraktığınız o 'çok popüler' kitap hangisi?
1000Kitap
Kitap okuma alışkanlığımı nasıl düzenli hale getirdim?
"Başladığın kitabı bitirmek zorundasın" yalanını hayatımdan tamamen çıkararak. Çoğunuz bir kitabı sevmese bile suçluluk psikolojisiyle sürünerek bitirmeye çalışıyor, bu süreçte de okumaktan soğuyup haftalarca eline kitap almıyor. Ben ise 50. sayfada beni yakalamayan kitabı, yazarı kim olursa olsun anında bırakıyorum. Kitaplar kutsal emanetler değil, bana hizmet etmesi gereken araçlardır. Sırf para verdim ya da "bu bir klasik" diye sıkıla sıkıla okumaya çalışmak, kendinize ve zamana yapılan en büyük saygısızlıktır. Beğenmediğim kitabı acımasızca yarım bıraktığım gün, yıllık okuma hızım tam 3 katına çıktı. Hayat, vasat kitaplarla ya da "belki sonradan açılır" umuduyla vakit kaybedecek kadar uzun değil. Siz hala o sıkıcı kitabın 100. sayfasında debelenirken, ben o sırada hayatımı değiştirecek o gerçek kitabı çoktan bitirmiş oluyorum. Seçim sizin: Hamallık mı, okurluk mu?