Bu kitaba dair söylenecek şey zannımca başlığa da koyduğum "Eğri basma şöyle olur, doğru basma böyle olur..." ifadesinden anlaşılacağı üzere yahut da daha doğrusu benim anlamı oraya yakın bulduğum şekliyle hep bir ikilem içinde yaşamak zorunda kalan insanların hâl-i pür-melâli üzerine bir roman olduğudur.
İflahsızın Memmed için düşüncelerinde gezer yaşam çoğu zaman, yaşanmışcasına; virtüel... Meseleleri, davranışlarını, yapıp edeceklerini, konuşacaklarını düzenler durur. Düzenledikleri düzlüğe çıktıklarında lâkin nereye adım atacağını pek de bilemez. Romandaki birçok kahraman için böyle bu, farklı derecelerde olmakla birlikte....Aktüelin alanında, güçleri/kudretleri nispetinde eğrileri ve doğrularıyla vücut bulan insanlar arasında toplumsal açıdan kudreti itibariyle daha düşük konumlarda yer alanlar, eğrileriyle de doğrularıyla da ne yapacaklarını bilemezler; insanlık savaşının ortasında bir anda kendi olmaklıkları ile değil olması gerekenlerle karşı karşıyadırlar. Eğer kudret derecesi açısından yeğinlikli bir konumda değillerse, hangi alanda neyi yapacaklarının karar vericisi de kendileri değildir pek. Bazen eğri ile bazen doğru ile bir o yana bir bu yana çarpıp dururlar. Sırf bu yüzden roman kahramanları bazen yarattıkları eğrilik alanlarında rahatlığına kavuşurlar bir süreliğine...
Gariptir gibi gelse de pek garip değildir bu ülke kendini görünür alanında kendi öz yurttaşından sakınmıştır , hatta görünür alana çıkarmamıştır bile çokluk, geçmiş televizyon yayınlarımız bunun bizatihi örneğidir. Susuz Yaz filmi ve uğradığı sansür de bunun bizatihi örneğidir. Böyle bir Türkiye yok olamaz da... Böyle buyurdu kudretlilerimiz... Ülkenin asker ocağında, cephesinde, tarlalarında, inşaatlarında, ormanlarında, her türlü ağır iş alanlarında görünür olanlar kent meydanlarında