Ölüm Anım

Maurice Blanchot
Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı:
44
Basım Tarihi:
Şubat 2012
İlk Yayın Tarihi:
1994
Yayınevi:
Encore Yayınları
Orijinal Adı:
L'instant de ma mort
ISBN:
9786058768918
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"Ölüm anım"dan söz etmek mümkün mü?
Puan vermedi·44 syf.·
2020 167. kitabı
Ölmeden ölmenin anını, an be an bize aktarmada çok az söz kullanmıştır Blanchot. Üzerinde konuşulacak pek az şey varmış gibi.. Blanchot'nun eseri "ölüm anım", Blanchot'nun "ölüm anı", Blanchot'nun aslında ölmediği "ölüm anı", Blanchot'nun aslında ölmediği ama edebiyata mal ettiği "ölüm anı" ve sessizce benim gibi, bu cümleyi kuran, okuyan, tekrarlayan herkesin "ölüm anı"ndan birden söz eder gibi daha baştan... Yazarın hepi topu yirmi sayfası ancak var. Çok az bir betimlemeyle birlikte sek bir anlatımı var. Bizler doğduğumuz andan itibaren ölümü kabullenen varlıklarız. Ancak ne zaman olur.. doğal sebeplerden mi olur.. hastalık mı neden olur gibi nedenler türetmekle beraber; nasıl olacağını asla bilmediğimiz ama o an'dan da bizi beklerken asla kurtulamayacağız bir gerçek. Diyor ki; son söz üzerine Melih Başaran: "Fazlaca gecikmiş bu an Blanchot'ya artık ölmeyeceği, ölümün onu unutup geçtiği izlenimini verecek şekilde sürmektedir. Blanchot ileri yaşına rağmen ölmemektedir, bu an onu neredeyse ölümden kurtarmış, azade kılmış, ancak bir türlü yakasını bırakmamaktadır. Devasa bir edebi üretim o an'ın gölgesinde geçen bir yaşamda, ölümden sonraki yaşamda gerçekleşmiştir. Blanchot çekildiği edebi inzivada öyle bir yaşam sürmektedir ki, o zaten ölüdür. Ancak her geri dönüşüyle, edebi dünyaya kazandırdığı her eserle "olay" olmaktadır, algılanamaz, kavranamaz ama yok sayılamayacak yazınsal bir olay olmaktadır..." Üçüncü tekil şahısla yazılmış, ancak paradoksal olarak birinci ağızdan "Ölüm Anım" başlığını taşıyan bu yaşam ve ölüm'ün öyküsel metininde, Blanchot'nun ve ailesinin Nazi işgali yıllarında Fransa'da bir Şato'da kurşuna dizilecekken kurtulmaları hikayesi var. Sanki yazar "ölüm anı'nı" kaleme dökmesiydi.. birinci elden dokunmasaydı asla bilinemeyecek olan kendi doğrusu,
Edebiyat
Ölüm AnımMaurice Blanchot · Encore Yayınları · 2012245 okunma
benim sesimle konuşan birini duydum**
Puan vermedi·44 syf.··
2022 17. kitabı
“Ölümün bizzat kendisi tarafından ölmesi engellenmiş genç bir adam -henüz genç olan bir adam- ANIMSIYORUM.”* Başlığı kendisini, anlatısı ise genç bir adamı işaret eden bu kısa metinde her ne kadar kendisi bahsetmese de sondaki nottan ve incelemeden bu gencin Maurice Blanchot olduğunu öğreniyoruz. Eğer öğrenmemiş olsaydık bile bu metinde “ANIMSANAN” şey bizi uzağa mı götürürdü ondan? “Ancak ve ancak kendilikle tanıklık edilebilecek bir olay” şayet kurgu değilse bu “açıklıkla” dile getirilebilir. Öyleyse bu açıklıkla kendilik arasındaki “mesafe-kesinti” nereden kaynaklanır? Metinden çıkacak muazzam soru budur ve yine metnin sonundaki küçük kısımdan ve incelemenin verdiği bir detayı spekülatif bir biçimde açarak metni okumayı daha da muazzam biçimde saçaklanan bir uğrağa taşıyabiliriz. “Sonraları Paris'e döndüğünde Malraux ile karşılaştı; (kim olduğu bilinmeden) esir alındığını ve kaçmayı başardığını, o esnada bir elyazmasını kaybettiğini söyledi Malraux ona. "Sanat üzerine düşüncelerden ibaretti bunlar, kolaylıkla yeniden oluşturulabilir, ama bir elyazması için mümkün olmayacaktır bu". Paulhan'la birlikte sorup soruşturdu, ama bu soruşturmalar suya yazı yazmaktan öteye gidemedi. Bunun bir önemi yok. Bütün bir geriye kalan, ölümün ta kendisi olan o hafifleme hissidir, ya da daha doğrusu bundan böyle daima muallakta kalacak olan o ölüm anımdır.”* Blanchot da Malraux da bir el yazmasını kaybeder. Malraux yeniden yazabilir çünkü sanat üzerine düşüncelerdir. Blanchot ise yeniden yazamaz, geri dönüşsüz biçimde yitirmiştir. Yazı bir olay-yazıdır ve olayın kendisi yazmada vuku bulmuştur. Geriye kalanı anlatının başlığına taşır Blanchot, içinde kendisiyle arasındaki mesafeden kendisini anlatır. Daha doğrusu bu mesafe olayın artık tanıklığı olduğu için, tanık olunamayana
Ölüm AnımMaurice Blanchot · Encore Yayınları · 2012245 okunma
7/10
·44 syf.··
Beğendi
·
2021 619. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2021 22:25
Biraz daha bizim zaman zaman düşündüğümüz ama dile getirmediğimiz bir davranış olarak ele alınmış bir konu aslında. Biraz daha ölmeden ölmek diyelim de anlatalım. Ölmeyi bekleyen, ölümünün geciktiğini düşünen bir düşünce yapısıyla kaleme alınıyor eser. 20 sayfa falan yani öyle büyük bir olayı da yok ama. Vardır bizde de dişi ağrıyınca geceleri ölsem de kurtulsam diyen. Bizde psikopat o kadar çok ki başkalarının dertleri bize garip ve komik geliyor. İyi okumalar dilerim..
Ölüm AnımMaurice Blanchot · Encore Yayınları · 2012245 okunma
6/10
·44 syf.··
Beğendi
·
2019 104. kitabı
Bu bölümü sonradan ilave ediyorum . Ekşi sözlükten aldım. Yazarı biraz daha iyi tanımak için harika bir paragraf. Dil'de, gösteren ve gösterilenin örtüşmesinin mümkün olmadığını , dilin nesnelere tekabül etmediğini ve dilin görevinin nesneleri söylemek olmadığını çünkü dilin kendi kendisine konuştuğunu söylemiştir. dil vasıtasıyla öznenin asla kendini dile getiremediğini düşünür. bu sebeple insanın özgürlüğünün engelendiğini ve insanların aslında dil tarafından konuşulduğunu savunmuştur. Daha okuyamadığım, iz bırakmış kaç yüz ,kaç bin yazar vardır acaba ? Yine vakit geçirmek için kitapçıya girip aldığım ve zevkle okuduğum “ince kitaplardan” bir tanesi. Çok farklı bir kitapçık. “Son söz yerine” Melih Başaran’ın yaptığı inceleme, neredeyse kısa öyküden daha uzun . İşte size kitabın güzel bir tarifi; Bu metin Blanchot’un yazdığı en kısa metin gibi durmaktadır , ancak belirtik ve gizli içeriği onu Blanchot’un edebi külliyatının tamamından daha büyük ve neredeyse hepsini kapsayıcı bir niteliktedir. Peki o zaman küçük bir anının bütün anları , özellikle de bir kişin edebi üretiminin tamamının kapsaması ne demeğe gelir ? Bu anlatı bir kurgu değilse ve “ölüm anım” diyen ve bunu ilerlemiş yaşında , belki de ebedi üretiminin son metni olarak yazan kişinin- metinde denildiği gibi – yirmili yaşlarındaki “ölüm anının retrospektif bir anlatısıysa ,bu kişi bu varsayımsal andan ya ölmemiş ve bildiğimiz eserlerini vermeye devam etmiştir ya da gerçekten ölmüş ve bu eserleri o ölüm anının varoluş bilinciyle yazılmıştır.
Ölüm AnımMaurice Blanchot · Encore Yayınları · 2012245 okunma
Puan vermedi·44 syf.··
2019 24. kitabı
Çok kısa, küçük bir kitap. Neredeyse 10 sayfa hikaye 20 sayfa da çevirmenin notu. Bu kadar anlaşılmaz bir yoruma gerek var mıydı bilemiyorum. Belki de ben anlamadim emin değilim. Boyutu da normal kitaplar kadar değil. Ben internet üzerinden almıştım adı ilgimi çektiği için bu yüzden benim yolumdan gidenlere bir ön bilgi olsun istedim. İçeriğe gelirsek sanirsam yazar kendi hayatında yaşadığı bir anıyı aktarmış o kadar kısa bi hikaye ki yarin tekrar okuyacagim. Naziler zamaninda ölümden nasıl döndüğünü ve sonrasini çok kısa anlatıyor. Aşırı kısa. Ne oldu demeden bitti. Gelelim asıl konuya ölümün oldugu yerde yaşam bitmez mi? Ölüm anımızı yazabilir miyiz? Varlık ve yokluk karşı karşıya ama bence yokluk varlığı yutar ve ne anı ne yazi ne düşünce kalir geriye. Yazarın ne demek istediğini gercekten anlamak isterdim ama ne yazik ki anlamadım. Anlayacagina guvenenler okusun diyorum. İyi geceler
Ölüm AnımMaurice Blanchot · Encore Yayınları · 2012245 okunma
mourir sans mart
8/10
·44 syf.··
2020 54. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2020 22:56
Geç dönem eseri ''öyküsel metin'' olan Ölüm Anım, üçüncü tekil şahısla yazılmış, paradoksal olarak birinci tekil şahısla okuduğumuz bir metindir. Ayna etkisi vardır, Blanchot kendi gerçekliğini yansıtır. Ölüm anının bu kadar az cümle ile okuyucuya aktarılması bizlere daha çok düşünme alanı bırakıyor.
Felsefe
Ölüm AnımMaurice Blanchot · Encore Yayınları · 2012245 okunma
5/10
·44 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
"Yaşıyor, ama artık yaşamıyor. O zaten ölü olduğundan, yaşamsız bir yaşamdır bu. Blanchot'nun yorulmadan "X olmadan X" modeli içinde kurduğu bütün deyimler ('yaşamadan yaşamak [vivre şans vivanf],' 'öl-meden ölmek [mourirsans morf],' 'isimsiz isim,' 'mutsuz olmadan mut-suzluk,' 'var olmadan var olmak,' vs.) olabilirliğe sahiptir. Biçimsel bir olasılık değildir bu, bizzat o gün, o anda olan şeyin olabilirleştirilmesine dair bir olaydır,... onun için, bu genç adam için, onun tanığı için ve yazar için ölümsüz bir ölüm ve dolayısıyla yaşamsız bir yaşam olacaktır."
1000Kitap
Ölüm AnımMaurice Blanchot · Encore Yayınları · 2012245 okunma

Yazar Hakkında

Maurice BlanchotYazar · 16 kitap
1907'de Fransa'da, Saône-et-Loire'da doğdu. Roman, anlatı ve deneme yazarı. Ancak bu türler arasındaki ayrımları ve sınırları ortadan kaldıran bir tarzda yazdı. Georges Bataille'ın kurduğu Critique dergisinde Marcel Arland, Raymond Aron, Fernand Braudel, René Char, Michel Deguy, Michel Foucault gibi yazarlarla çalıştı. Daha çok edebiyat ile dil arasındaki ilişkiyi ele alan denemeleriyle tanınmıştır. Melville, Kafka, Bataille, Sade, Artaud, Proust, Musil ve Nietzsche gibi yazarlar ve Mallarmé, Char, Lautréamont, Rilke ve Hölderlin gibi şairler üzerine incelemeleri vardır. Blanchot'ya göre dil, dış dünyayı, gerçekliği yansıtmanın bir aracı değildir; aksine dil, edebiyatın nesnesi olarak, gerçekliği yıkar. Edebiyatın konusu da gerçekliğin yokluğudur. Dolayısıyla yazma eylemi, kelimelerin içlerinde barındırdıkları ölüm vasıtasıyla yokluk ve hiçliğe varır. Eleştiri ancak eserin özünde var olan sessizliği dile getirebilir. Hayatını bütünüyle edebiyata ve kendine özgü o suskunluğa adamış olan Maurice Blanchot, Bataille, Barthes ve Derrida gibi dilin özünü, yapısını ve sınırlarını tartışarak, yazma eylemini ve edebiyatın sorduğu "soru"yu sorgular.