Yani şimdi insanlar, önceleri -kimi filozoflar "boşluk"tam bahsetmiş olsalar da- yapamadıkları bir şeyi yapıyor, boş bir mekânı tasavvur edebiliyorlar. Eskiden insanlar, hortır vacui ya anılan boşluk korkusuna sahipti. Şimdi korkularını unutuyor, sonunda ortada kendilerinin ve dünyalarının boşlukta var olduğundan başka bir şey bulamıyorlar. 18. yüzyıl Aydınlanma yazarları, en başta da Voltaire, ilmen ispatlanabilir öyle sonsuz, boş mekândaki dünya tasavvurundan gurur duymuştur. Yine de gerçekten boş bir mekânı tasavvur etmeyi dene! Yalnızca havasız değil, aynı zamanda her tür maddeden tamamen boş bir mekânı! Tasavvurunda mekân ve maddeyi gerçekten ayırt etmeyi, ikisini birbirinden ayırmayı, birini diğeri olmadan dü-şünmeyi bir dene! Mutlak hiçliği de düşünmeye çalışabilirsin. Aydınlanmacılar o horror vacuiye çok güldüler. Ama belki de o, yalnızca hiçlik ve ölümün boşluğu, nihilist bir tasavvur ve nihilizm karşısında hissedilen kavranabilir ürpertiydi.