Pierre Rivière

Pierre Rivière
@ilcavaliereinesistente
Tabii paganlar, Hıristiyanların tüm evrenin yok olmasına yönelik 'dinsiz tutkularından dehşete kapılır. Eski Ahit'in eski Yahudileri bile ne kadar dehşete düşerlerdi kim bilir! Çünkü onlar için bile Ulu Tanrı tarafından muhteşem bir şekilde yaratılmış yeryüzü ve güneş ve yıldızlar sonsuzdu. Ama hayır, bu küstah şehitler, her şeyin duman olup uçmasını görmeliler. Ah, bu Vahyin Hıristiyanlığı, orta tabaka kalabalığının Hıristiyanlığıdır. Ve itiraf etmeliyiz ki, iğrençtir. Bütün hepsinin altında yatan, kendini üstün görmek, kendini beğenmişlik, kendine fazla önem vermek ve gizli kıskançlıktır. İsa zamanında, aşağı sınıf ve bayağı insanlar, hiçbir zaman kral olma şanslarının olmadığını, hiçbir zaman gezinti arabalarında oturmayacaklarını, hiçbir zaman altın kupalardan şarap içemeyeceklerini anlamışlardı. Peki o zaman bütün bunları yok ederek intikamlarını alırlar. 'Büyük Babil çöktü, çöktü ve şeytanların mekânı oldu. Ve sonra bütün altın ve gümüş ve inci ve değerli taşlar ve zarif kumaşlar ve kraliyet kaftanı, ipek ve al renkli kumaşlar ve tarçın ve tütsüler, buğday, hayvanlar, koyunlar, atlar, arabalar, köleler, insanların ruhları, hepsi yok edildi, büyük Babil de yok edildi insan, haseti ne kadar da iyi duyuyor, bu zafer şarkısında gıcırdayan sonsuz hadeti!
Sayfa 137 - Telemak Kitap·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
...Sınırsız olan Gece, Sınırını Ateşte bulur. Aralarında karşıtlığın doğurdduğu bir gerilim olan bu iki ana formun tekliği kendi karşıtlıklarıyla onanır. Herakleitos, her şeyin ateş için verilen bir bedel olduğunu ve güneşin her gün yeni olduğunu söyler. 'Şafağın ve akşamın sınırı Ayı'dır, ve Ayı'nın karşıtı parlak Zeus sınırıdır.' Parlak Zeus'un burada parlak mavi gökyüzü olduğu kabul edilmektedir, böylece onun sınırı ufuktur ve Herakleitos, büyük bir ihtimalle, "Ayı'nın karşısında, aşağıda, yeryüzünün öbür ucunda her zaman gecedir ve Gece, Günün ölümünü yaşar, Günün, Gecenin ölümünü yaşadığı gibi" demek istemiştir.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Atlar, her zaman atlar! At, eski ırkların, özellikle Akdeniz ırklarının aklına nasıl da hükmetmişti! Eğer atın varsa tanrı oluyordun. Geride, ruhumuzun o çok karanlık derinliklerinde at koşar. Baskın bir semboldür: Bize tanrılığı verir: ilk hissedilir ve canlı bağ ile bizi iktidarın al ışıltılı Yaratanına bağlar: Hatta bizim cismani tanrımızın başlangıcıdır. Ve bir sembol olarak ruhumuzun yeraltındaki karanlık çayırlarını dolaşır. Senin ve benim ruhumuzun karanlık tarlalarını ezer ve döver. "Yeryüzüne inen ve insanoğlunun kızlarını tanıyan ve büyük Titanların babaları olan Tanrının oğulları; onlar atların azalarına sahipti," der Hanok. Son elli yıl içinde insanoğlu atı kaybetti. Şimdi insanlık kayboldu. İnsan, hayat ve güç adına kayboldu - aşağılık ve müsrif hale geldi. Atlar, Londra caddelerini çiğnerken Londra yaşıyordu. At, at! insandaki kabaran iktidarın ve devinim gücünün sembolü. At, kahramanların üzerine bindiği. İsa bile eşeğe binmişti, alçakgönüllü bir gücün binek hayvanı. Ama at, gerçek kahramanlar içindir. Ve farklı güçler, farklı kahramanca ateşler ve itkiler için farklı atlar. Beyaz at üzerindeki binici! Peki o zaman o kim? Bir açıklamaya ihtiyacı olan insan hiçbir zaman bilemeyecek. Açıklamalar bizim sonumuzdur.
Sayfa 86·Kitabı okudu
Antik bilincin her seferinde bir şeyin olduğunu görmesi gerektiğini hatırlamalıyız. Her şey somuttur, soyut hiçbir şey yoktur. Ve her şey bir şey yapar.
Sayfa 77 - Telemak Kitap·Kitabı okudu
Bilinç, kendi içinde bir sondur. Bir yere varmak için kendimize işkence ederiz ve vardığımız zaman orasının hiçbir yer olmadığını görürüz, çünkü varılacak hiçbir yer yoktur.
Sayfa 75 - Telemak Kitap·Kitabı okudu