Ne zaman Güney Kore yapımı eserlere maruz kalsam benzerliğimize şaşarım. Bu kadar uzaktan aynı ülke olmayı başarmamız çok enteresan. Bu benzerliğin arasında 80 darbesi olması da çok enteresan. Merak ettiğim bu konuyu okuma fırsatı bulduğum için çok heyecanlıydım. Ne yazık ki okuduğum ilk Han Kang kitabı olan Vejetaryen gibi Çocuk Geliyor da benim için bir hüsran oldu. Cümlelerin arasında kayboldum ve bu kayboluş iyi manada değildi.
Mayıs 1980'deki Gwangju Ayaklanması sırasında iktidara el koyan ordu, öğrenci ve işçi eylemlerini bastırmak adı altında binlerce insanı öldürür ve sayısız insana işkence eder. Birkaç gün içinde bir şehirdeki ölü sayısının binleri bulması ise morg yetersizliği, çalışan insan yetersizliği gibi pek çok sorunu beraberinde getirir. Cesetler hastaneler, cenaze evleri, morglar yerine vilayet evinde, ticaret odasında toplanır.
Her bölümde farklı insanlar tarafından bu olaylara şahit oluyoruz. İlk bölüm, ölülerin kimlik tespiti için gönüllü çalışan ortaokul üçüncü sınıf öğrencisi Dong Ho'nun ev sahipliğinde gerçekleşiyor. Kore eğitim sistemine göre 15 16 yaşında olduğunu anladığımız bir çocuğun böyle bir işe gönüllü olmasının ne kadar korkunç olduğunu ilk sayfalarda anlıyoruz. Yazarın küçük bir çocuğu böylesine korkunç bir göreve koşması ise tarihsel gerçekliğin yanı sıra psikolojik ve metaforik olarak da çok şey anlatıyor. Anlatıyor da tüm çabamla konsante olup her cümleyi iki kere okursam anlatıyor.
İkinci bölümde olaylar sırasında ölmüş birinin ruhunun hatıralarına misafir oluyoruz. Ama maalesef bu misafirlik sanki ev sahibinin bizi istemediği bir misafirlik. Çay acı, muhabbet kötü, saat tik takları kulakta...
Üçüncü bölüme gelemiyorum. Çünkü hayat kısa, kuşlar uçuyor. Kitaplığımda okumam gereken ve muhtemelen bundan daha ilgi çekici kitaplar