Şimdi bu düşmanlarımız, görünüşe bakıp kendilerini güçlü zannetmektedirler. Oysa asıl güçlü olan devrimcilerdir. Çünkü tarihin çarkı, devrimcilerden yana dönmektedir.
Yeryüzünde zenginler ve yoksullar oldukça, yeryüzünde ezenler ve ezilenler oldukça herhalde onların düşüncesi sürekli gündemde kalacaktır. Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu anlayışta gençlik önderleriydiler. Bu bakımdan geçerlilikleri bugün de varlığını koruyor ve son derece önemli şekilde koruyor.
Histerik hastaların ve diğer nevrotiklerin inelenmesi sonucunda bu kişilerin, kabullenemedikleri arzuya dair düşünceyi itmekte başarısız oldukları görülür. Onu, bilincin ve hafızanın dışına sürüklemeyi ve kendilerini büyük bir haz yitiminden alıkoymayı başardıkları doğrudur. Ne var ki arzu içeren ve itilan içtepi bilinçdışında var olmaya devam eder.
İnsanın sömürüldüğünü anlaması aslında oldukça kötü bir hakikattir, ama bunu anlamış olmanın, nasıl büyük bir kıvanç verdiğini ben, işçilerde kendi gözlerimle gördüm.
Rejim ne kadar çürümüş olursa olsun yönetim krizi ne kadar büyük olursa olsun, hatta buna karşı dikilen halk güçlerinin öfkesi ve şiddeti ne ölçüde yüksek olursa olsun, burjuva kapitalist sistemin yıkılabilmesi için, onun ulaştığı örgütlülük ve etkinlik düzeyini, sistem çapında parçalayacak güçlerin proletarya ekseninde birleşik ve bütünsel bir siyasal eylemi ortaya çıkmadıysa bu krizin devrime dönüşmesi olanağı da yoktur.