• GDO, insanlık için tarifsiz bir musibettir. Çünkü GDO demek:
    Sayısız hastalık demek,
    Kölelik demek,
    İnsanlığın ortak mülkü tohumları birkaç küresel gücün insafına terk etmek demek,
    Bağımsızlığından vazgeçmek demek, Kısırlaştırılmayı kabul etmek demek...
  • "Dünya; kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir."
    Albert Einstein
  • Beyin Dalgalanmaları ve İnsandaki Yansımaları

    Bugün 4 adet beyin dalgalanması tespit edildi. Bu dalgalarla nasıl senkronizasyon edildiği ve beyinde nasıl uyarıldıkları da tespit edildi. İşte bu tespitler üzerine de sibernetik tıp yerleşti. Siz tehlikenin ne kadar büyük olduğunu anlıyor musunuz? Atom bombasının tehlikesi bile bunun yanında nerede kalır?

    Beta dalgalanmaları: Beta dalgalanmaları 13-20 Hze kadardır. Beta dalgalanmaları normal insanların hipotalamusunda olan dalgalanmalardır. Normalde her beyin bu dalgalanmalarda çalışır. Ama bazı kişilerde, derin anlayışa sahip olanlarda 13 Hzde, daha yüzeysel anlayanlarda ise 20 Hzde çalışır. Bu hâl, çalışma ve fikir üretme hâli, normal insanın hâlidir ve iyi bir hâldir. Beyin dalgalanmalarının 20 Hz'den 30 Hz'e yükselmesi ise çok kötü bir hâldir. Bütün kronik hastalıkları olan, istirap verici hastalıklar içinde olanların beyni, hipotalamusu 20-30 Hz'e kadar çalışır. Hiperaktivite, otizm ve bütün nörolojik, psikolojik ve ruhsal problemler 30 Hz'e yakın dalgalanmalarda olur. 20-30 Hz'e, özellikle de 25-30 Hz'e kadar olan dalgalanmalara dayanabilmek mümkün değildir. İnsanlar o zaman muhakkak ruhsal krizler geçirirler. 30 Hz en yüksek dalgalanma ve en kötü durumdur. Bundan daha yüksek, hipotalamus dalgalanması yoktur. O yüzden bütün ruhi problemler buraya dahildir. Bizim uygulamalarımızla insan çok kolay bir şekilde 30 Hz'den 13-20 Hz'e geçer. Daha ilk haftalarda bile kendini o kadar rahat hisseder, düşünmeye ve algılamaya başlar. Sinir krizleri yok olur veya azalır ve kişi kendine gelmeye başlar. Benim hacamat yapmaya izin verdiğim insanlar, inşallah beta dalgalanmaya geçtiler. Veya beta dalgalanmada en iyi pozisyon olan 13 Hzdedirler, 20 Hzde değil. Bu olabilir çünkü onlar tedaviden geçtiler. Aslında hacamattan hacamata, kimin yaptığı ve yapanın da ihlaslı olup olmaması fark eder. Ben hangi şartlarda insanın hacamat yapmasına izin veriyorum? Öncelikle kişi nasıl namaz kılıyor ve nasıl düşünüyor ona bakarım. Sonra o kişi devamlı açlık yapıp tesbihte olmalı ve muhakkak iyi bir cemaate dahil olmalıdır.

    Binöral Alfa dalgalanmaları: Alfa dalgalanmaları 8-13 Hz'e kadar olan dalgalanmalardır. Bu beyin dalgalanması müminlere aittir. Müminlerin beyni bu dalgalarda çalışır. Mutmain bir kalp, Allah'a tevekkül, işi Allah’a bıirakmak ve huzur içinde yaşamaktan bahsedilir. İşte bunlar bu dalgalanmalar içinde gerçekleşir. Huzurlu olmak, güzel ve renkli rüyalar görmek bu dalgalanmalara aittir. Derin öğrenme ve hikmet hâli de bu dalgalanmalarda olur. Bu çok güzel bir hâldir. Beyin 8-13 Hzde çalıştığında o insanda kronik, yakıcı ve rezil edici değil, geçici hastalıklar olur. Beynin bir kısmı değil de bütünü alfa dalgalanmalarda çalışırsa insan çok mutlu olur. Mümin insan daima huzur bulur. Bu huzur ilahî ve rahmanî olduğunda ne kadar da güzel olur. Açlıkla insan beta dalgalanmadan alfa dalgalanmaya geçer. Alfa dalgalanma 8-13 Hz arasıdır ve bu da büyük mesafedir. Açlıkta alfa dalgalanmalara geçildiğinde hangi Hz'de olunacağı insana bağlıdır. Mesele açlığın uzamasıyla daha derine, teta dalgalanmaya geçmek değildir. Bu, kişiye özel bir durumdur. Sadece açlık da yeterli değildir. Açlığın yanında namaz kılmak, Kur'an okumak ve daima tefekkürde olmak gerekir.

    Teta dalgalanmaları: Teta dalgalanmaları 4-8 Hze kadar olan dalgalanmalardır ve bu çok derin bir hâldir. Ben bütün bu anlattıklarımı bana geldiği için biliyorum.
    Ayrıca hiçbir İslam kitabını da başından sonuna kadar okumadım. Daha fazlasını bilmiyorum. Bunu da bilin. O yüzden teta dalgalanmalarını kendi örneğim üzerinden anlatacağım:

    Ben hacca gittiğimde Arafat'ta secdeye kapandım ve her şey yok oldu. Ben ve dünya vardık ve dünyadaki bütün halkları görüyordum. Dünyayı 3 taraftan görüyor ama alttan görmüyordum. İnsanların hepsi kendi işleriyle meşgullerdi. Bir anda dünya hızlıca öne doğru gitti geldi. Bu korkunç bir hareketti. O zaman dünyanın yörüngeden çıktığını anladım çünkü insan o hâlde her şeyi anlıyor. Dünya yörüngeden çıktığı için gündüz ve gece de buna bağlı olarak kısaldı. Ve sadece birkaç insan "Lâ ilahe illallah" dedi. Birkaç taraftan ve alttan da bu ses geldi. Ama kimden geldiğini bilmiyor, sadece işitiyordum. Bir müddet sonra da daha kuvvetli bir sarsıntı oldu. O zaman kimse "Lâ ilahe illallah" demedi. O zaman ben. O zamana kadar ben öleceğimi orada bildim. Zaten anladım ki üçüncü sarsıntıda kıyamet kopacak ama ben onu görmeyeceğim. Bunlar çok derin hâllerdir. Benim yaşadığım 8 Hzde veya ona yakın gibiydi. Derin değil, en hafif hâliydi. Ama derin hâllerde insan o durumda her şey anlaşılıyor. Bu hâller teta dalgalanmalarda olur. Bunlar çok derin hallerdir. Benlm yaşadığım 8 Hz’de veya ona yakın gibiydi. Derin değil, en hafif haliydi. Ama derin hallerde insan kendi içini ve bütün organları görür. İsterse her hücreyi gezebilir, kendi DNA’sını düzeltebilir ve istediğini yapabilir. Şunu unutmayın ki biz iki hâl hakkında konuşuyoruz. Onlar; melekî, rahmanî, ilahî hâl ile şeytani hâldir. Eğer böyle bir hâl ilâhî olursa çok büyük hayır olur. Ama eğer şeytanî olursa korkunç bir şey, cehenneme götüren bir hâl olur.

    Her müminin beyni diğer beyin aktivitelerinde olduğu gibi, teta aktivitede de çalışabilir. Teta aktivitede çalışması çok büyük mutluluktur. Ama alfa dalgalanmada çalışması da çok güzel ve yeterlidir. Müminlerin alfa dalgalanmada olmaları çok iyi bir durumdur. Ama teta dalgalanmaya geçmeleri ve orada alfa dalgalanmanın da olması en iyi durumdur. Teta dalgalanma uyur uyanık hâlde olur. Bu, yakaza hâlidir. Bu insanlara hikmet geliyor. Mesela benim bir hastamda reyno hastalığı vardı ve ben onu nasıl tedavi edeceğimi bilmiyordum. O hasta için çok üzülüyor ama onun için hiçbir şey yapamıyordum. Sonra bana Peygamber Efendimiz (sav)'den bu hastalığın hangi ilaçla tedavi edileceği hakkında haber geldi. O da soğan filizlerini toplamak, suyunu sıkmak ve o suyu hastaya içirmekti. Ama ilkbahar filizleri olmalı çünkü onlar arteriolleri açar. Reyno hastalığında arterioller kapalı olur ve kan dolaşımı durur. Kan dolaşımı durduğunda ise insan kangren olur ve ayakları kesilir. Ben sonra Hz. Muhammed (sav)'in tavsiye ettiği ilaçları araştırırken soğan suyunu buldum. Ama o kadar detaylı değildi. Bu yakaza hâli, teta dalgalanma hâlidir. Bu hâl 4-8 Hz arasıdır. 8 Hz en yüzeysel, 4 Hz ise çok derindir. O yüzden 8 Hz dalgalanmada yakaza hâli olabilir ve bu da çok kıymetli bir hâldir. Eğer burada alfa dalgalanmalar da olursa insan devamlı bu hâlde yaşayabilir. Alfa dalgalanmalar teta dalgalanmalar ile birlikte olursa insan uyanıkken de hikmet sahibi olur ve çoğu bilinmezleri bilebilir.

    Delta dalgalanmaları: Delta dalgalanma 0-4 Hz'e kadardır ve bu dalgalanmada kişi çok derin bir konsantrasyondadır. Delta dalgalanmalarda Budistler meditasyonda, müminler de zikirde çok nadir de olsa olabiliyorlar. Delta dalgalanmalarda siz Peygamber (sav)'i görebilir, hatta konuşabilirsiniz. Büyüklerimizle görüşebilir ve konuşabilirsiniz. Bu, o kadar derin bir hâldir.

    Son zamanlarda beynin çalıştığı beşinci bir dalgalanma daha tespit edildi. O da gama dalgalarıdır. Aslında gama dalgalarının ne olduğunu hâlâ kimse bilmiyor. Ama bu dalgaların x-ray veya röntgen ışınları ışınları olduğunu söylüyorlar. Atom bombası patlayınca etrafa alfa dalgaları sıçrar. O, alfa dalgalarının parçacıkları gibidir. Gama dalgalarının yeri belli değildir ve hâlâ da tespit edilememiştir. Ama bu dalgaların üçüncü gözden, hipotalamustan çıktığını söylüyorlar. Bu dalgalar insanı çok etkiliyor. Korku filmlerinde gözlerden kırmızi işıklar çıkar ve insanı etkiler. İşte gama dalgaları bunlardır. Peki, gama dalgaları kimde olur? Şeytanî insanlarda. Onlar büyücüler, ekstrasensler, kristaller, yani insan olmayanlardır. Rahmanî taraftan da çok büyük zatlar gama ışıkları saçabiliyorlar. Bazen "Bir mürşit beni irşat etti." diyorlar. İrşadın da bu şekilde olduğunu söylüyorlar.

    Bu beyin dalgaları rahmanî olarak insana nasıl girebilir? Tabii ki zikirle girebilir. Hz. Muhammed (sav) "Size iki emanet bırakıyrum." diyor. O da Kur'an ve Peygamber (sav)'in sünnetidir. Bunları uygulayıcıları da vardır.

    #AidinSalih, Son Söz Cilt 2
    Maur Yayıncılık, 6. Baskı: Eylül 2020, syf: 354-355-356-357-358
    Aidin Salih
    Sayfa 354 - Maur Yayıncılık, 6. Baskı: Eylül 2020
  • Dünya nüfusunun kontrol altında tutulmasını arzulayan çevreler, insan sağlığının bozukluğunu kazanç kapısı olarak gören ilaç üreticileri, bunların verileri ile beslenen teknik ve akademik çevreler ve de varlıklarını bunlara borçlu olan bü­rokrasi, bu durumun sürmesi için var güçleri ile çalışıyorlar.
    Kontrollerinde veya ellerinde tuttukları araçları ile insan zih­nini kirletmekte hatta iğfal etmekteler. Bilgi kirliliği ile gerçe­ğin üstünü tümüyle örtmekteler.
  • Çoğu kimsenin tenezzül edip yemediği kurtlu meyveler, artık ekolojik marketlerde daha yüksek be­dellere alıcı buluyor. Hatta bu ürünlerin devlet başkanları, üst düzey bürokratlar, GDO'lu tohum ve ürün üreticisi şirketle­rin seçkinleri ile kirli oyunun arka planını bilen kimselerce tüketildiğini belirtmekte yarar vardır.
  • "Son ağaç kesildiği, son nehir kuruduğunda beyaz adam paranın yenilemeyeceğini anlayacak."
    Kızılderil Şefi Seattle
  • Elbette, kuş gribi diye adlandırılan bir virüs vardı. Ancak bu virüs, belirli çıkar çevrelerinin laboratuvarda ürettikleri özel bir virüstü, tıpkı do­muz gribi virüsü gibi.