Her ulus, tek gerçek dine inandıklarını, tek mantıklı hükümet sistemine sahip olduklarını “biliyor”. Hepsi, kendilerinin de berbat olduklarından şüphelenmeden diğerlerini küçümsüyor. Hepsi, kafalarındaki, üstün oldukları hayaliyle gurur duyuyor. Hepsi Tanrı’nın en çok onları sevdiğine emin. Hepsi savaş zamanında şüphe etmeden, kendilerine güvenle O’na yakarıyorlar. Hepsi O, düşmanın tarafını tuttuğunda şaşırıyor fakat alışkanlıktan bunu mazur görüp O’na methiyeler düzmeye devam ediyorlar. Kısacası, tüm insan ırkı memnun. Daima, bıkıp usanmadan, yıkılmaz şekilde memnun. Dini ne olursa olsun, başındaki efendi kaplan da ev kedisi de olsa hep mutlu, minnettar, gururlu… Gerçekleri söylüyor muyum? Bunu yaptığımı biliyorsun.
Öyleyse insanı aşağı seviyeye çeken, sensin. Sahip olduğu her değerli şey için övgü, yaltaklık, şan talep etmesini istiyorsun. Onların hepsi ödünç alınmış şeyler oysaki.
Paranın maddi değeri yoktur. Eğer manevi değerini çıkarırsan, arkada sadecce posası kalır. Her şeyde durum aynıdır. Küçük ya da büyük, görkemli ya da önemsiz, fark etmez. Hiç istisna yoktur. Taçlar, asalar, peniler, el yapımı mücevherler, çevrede ün salmak, dünya çapında şöhret... Hepsi aynı, hiçbirinin maddi değeri yok. Ruhu tatmin ettiklerinde çok kıymetliler, bunda başarısız olduklarında on para etmezler.