Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. Ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz: Siz bu sevginin içinde yarattığınız duyguları seviyorsunuz!
Hiç kimsenin bir şeyi sırf başkası için yapmadığını görüceksiniz. İnsanın bütün eylemler kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendisine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir.
Aslına bakılırsa, yaşamımızın büyük bir kısmı içgüdülerimizle yaşanıyor olabilir. Belki bilinçli zihinde temsil edilenler, sonradan akla gelen şeylerdir; güç ve kontrol gibi yanılsamalar sağlayan eylemlerden sonra düşünülen fikirler.
Ruh, tek bir mevcudiyet olarak işlemiyor. Zihnimizin bir bölümü diğerlerinden bağımsız hareket ediyor olabilir. Belki 'ben' ve bedenim, zihnimin arkasından bir dolap çeviriyordur.
Ölümün sizi tehdit etmesi gibi bir durum büyük bir lütuf: Hiç durmaksızın yazdım durdum, çünkü yazmam gerekenleri bitiremeden öleceğimi sanıyordum. Felaketle sonlandığında o eser daha büyük olmaz mı? Ölümün ağzımdaki tadı bana hem bir yön çizdi hem de cesaret verdi. En önemlisi bana kendim olma cesaretini verdi. Ben bir profesör müyüm? Filolog muyum? Filozof muyum? Kimin umrunda?"