Candide, Voltaire’in en ünlü eserlerinden biridir. Romanın başkahramanı Candide, bir baronun şatosunda büyür ve hocası Pangloss’un öğretileriyle yetişir. Pangloss’a göre “Bu dünya mümkün olan dünyaların en iyisidir” ve yaşanan her şey sonunda bir iyiliğe hizmet eder. Candide de bu düşünceye inanarak hayata umutla bakar. Ancak baronun kızı Cunégonde’a âşık olmasıyla şatodan kovulur ve kendisini hiç beklemediği olayların içinde bulur.
Şatodan ayrıldıktan sonra savaşlar, depremler, salgınlar, idamlar ve ihanetlerle dolu uzun bir yolculuğa çıkar. Sevdiği kadına yeniden kavuşmaya çalışırken Avrupa’yı ve Güney Amerika’yı dolaşır; kölelerle, din adamlarıyla, soylularla ve hatta krallarla karşılaşır. Yolculuğun en ilginç duraklarından biri, altının neredeyse değersiz kabul edildiği Eldorado ülkesidir. Candide’in yaşadığı tüm bu sıra dışı maceralar, Pangloss’un öğrettiği iyimserlik anlayışını sürekli sınarken, roman da okura bu kısacık sayfasına rağmen dev bir hikaye sunar.
Kitap, İstanbul’da rastladığı bir bahçıvanın hayat görüşünden etkilenmesiyle biter. Bahçıvan tüm bu yolculukta rastlamadığı bir görüştedir. Yaşayışta sadelik, iç huzurda ihtişam… Bahçıvanla sohbetinden sonra orada kalırlar ve bir hayat mottosuyla; ‘Bahçemizi yetişmemiz lazım.’
•Bahçeni yetiştir