“Sana verebileceklerimin sınırı olmadığı gibi zamana da ihtiyacım yok. Bu dünya yıldızların arasında unutulmuş bir parça toza döndüğünde bile seveceğim seni.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Dünyayı,"dedi Aelin, "Hayalciler kurtarıp yeniden inşa edecek Rolfe."
"Dünyayı savaşçılar, uğruna kanlarını dökenler kurtaracak. Boş vaatler ve yaldızlı hayaller değil."
Aelin ellerini masanın üzerine yasladı. "Belki de. Fakat bu savaşı kazanırsak yeni, özgür bir dünya olacak."
Bugün size Chaol’un sabrımı zorladığı Şafak Kulesi ile geldim. Chaol’un genelde sevilmediğini biliyordum fakat ben her zaman ona karşı sabırlı ve anlayışlıydım. Bu kitap ise ondan soğumam için yeterli oldu. Sinirimi dile getirirken spoiler vereceğim maalesef. Bu yorum spoilerlı bir yorum olacak. Kitabın konusuna geçmeden bu kitapta Aelin’in, Rowan’ın falan filan olmadığını söylemem gerekiyor. Kitap Chaol, Nesryn ve Yrene’nin gözünden, Aelinlerden uzakta bir yerde geçiyor.
Konuya geçelim.
“Chaol ve Nesryn, Erilea’yı kurtarmak için, son umutlarına doğru yola çıktılar. Güney Kıtası’nın Kağan’ının devasa ordusuna ihtiyaçları var. Chaol’un iyileşmeye, Nesryn’ın kararlı bir ilişkiye ihtiyaç duyması gibi. Işıltılı kent Antica onları bekliyor. Burada sadece Erilea için değil kendileri için de şifa arayacaklar ve keşfettikleriyle baş etmekte çok zorlanacaklar. Chaol, Adarlan’dan nefret eden şifacısı Yrene ile anlaşmaya çalışırken Nesryn bir ittifak umuduyla prens Sartaq’la konuşuyor. Bu sırada Asya ve Türk kültürünün esintileriyle yaratılmış yeni toprakları keşfediyoruz.”
Kitabı iki kelimeyle tanımlayacak olsam ‘karşılıklı aldatma’ diyebilirdim sanırım. Nesryn ile Chaol’un dengesiz ilişkileri, Chaol’un kendine acımasından ve boş gurur yapmasından kaynaklı. Kendine acıması bile Nesryn’i kendinden uzaklaştırması için bir neden değildi. Yrene, Chaol’a her anlamda şifa olurken Chaol bir ilişkisi olmasına rağmen Yrene’ye yaklaşımı… Sabır diledim gerçekten. Nesryn’e tam üzülürken bunu fark edip hiçbir şey dememesi ve gurursuzca Chaol’da fark ettiklerini sineye çekmesi… Aşk üçgeni beni bitirdi gerçekten. Chaol’dan soğudum bu kitapta.
Bir de Prens Sartaq var… Nesryn gerçekten öyle birini hak ediyordu. Sartaq o kadar tatlı ki! Onun olduğu kısımları okurken çok büyük bir zevk
Herkese selam! Size çok severek okuduğum bir mangayla geldim. Konusuna ve yorumuna geçmeden önce yorumda spoiler OLMADIĞINI, sadece sekiz cildi okuduğumu da söylemem gerekiyor. Seriyi arkadaşımdan ödünç alıp okudum ama keşke benim olsa diyeceğim kadar güzeldi. Şimdi konusundan başlıyorum anlatmaya.
Edward ve Alphonse iki erkek kardeştir. Küçükken annelerini kaybettiklerinde simya çalışıp annelerini bu yolla diriltmeye çalışırlar fakat bir şeyler ters gider. Bunun sonucunda Alphonse’nin bedeni kaybolur ve Edward sağ kolunu bedel olarak ödeyerek karşılığında onun ruhunu metal bir bedene bağlar. Daha sonra iki kardeş her şeyi eski haline döndürmek için yemin eder. Bedenlerini nasıl eski haline döndürebileceğini öğrenme konusunda daha geniş imkanlara kavuşabilmek için devlet simyacılarına katılırlar. Bir süre sonra ise ‘Metal Simyacı’ lakabının duyulmaması imkansızdır.
Konusu aşırı güzel. Simyadan tutun kütlenin korunumu kanunlarına ve genelde cadılıkta gördüğümüz ‘ne verirsen onu alırsın’ olaylarına kadar simya kısmı çok güzel işlenmişti. Tabii bunu bilimsel olarak hayal etmeyin. Daha çok simyanın kullanımı büyüyü andırıyor. Maddeleri bazı yollar tarafından aşırı hızlı bir şekilde dönüştürüp bu yolla dövüşebiliyorlar.
Karakterler çok güzel. Ana karakterlerimizin dostluğu ve kardeşliği, ikisinin de karakter tasarımı çok güzeldi. Mükemmel karakterler. Hiçbir kararları beni rahatsız etmedi. Onlarla özdeşleşebildim.
Kötü karakter takımının amacını 8 ciltte daha anlamamış olsam da karakter tasarımlarının ve verdikleri havanın baya iyi olduğunu söylemem gerekiyor. Favorim Envy oldu kötü karakterlerde.
Shounenlerin klasiği olarak ‘ana erkek karaktere vurmayı seven kız’ Winry’miz vardı seride… Shounenlerde en sevmediğim olay olduğu için bazı yerlerde rahatsız etse de