Müslüman kendini inkara şartlandıran bir ateiste, Allah Azze ve Celle'nin varlığını gaye, imkan, hudûs gibi delillerle ispat etmek yerine, ondan bu alemin (iddia ettiği gibi ) tesadüfen nasıl olduğunu izah etmesini, bu izahı da dünyanın bir benzerini tekrar icat ederek ispat etmesini talep etmeli...
En son hangi acı seni uykusuz bıraktı,en son hangi coğrafyaya gözyaşı döktün, en son hangi cümle beynini darmadağın edercesine odanın duvarlarında yankılandı ?
İnsan çok uzaklara gitmeye karar verdiğinde denizi tercih etmeli bana kalırsa.
Kara gözden kayboluncaya kadar denizde yolculuk etmeli.
İnsanlar sevdiklerinden ayrıldıklarında bir gün geri dönebilirler hiç şüphesiz. Ama sevgiliden ayrılmak bir deniz yolculuğuna çıkmaktır.
Deniz kör eder,mavi kör eder, Ufuk kör eder, martılar kör eder, gece kör eder, bir daha göremez insan.
Uzaklara gitmek için denize açılan kör olmayı seçmiştir herhalde.
Bir daha görememeyi yani.
"Bilesin kavuşmak yok islamlıkta/kavuşan kısmı ancak gavurdur! Diyor şair.
Sevgiliden ayrılmak bir iman teslimiyetidir belki de...
Eğer kalbinizde birikmiş cümleler, aklınızı işgal etmiş fikirler kağıda dökülmezse, bir başkasına aktarılmazsa, içten içe sizi çürütmeye başlar.
Paylaşılmamış hakikatler, insan kalbini Metin vücudunu zamanla kemirmeye, içten içe aşındırmaya başlar .
Hakikatin ağır yükü altında ezilen ruh, bir başka ruhla ilk teması kurabilirse, yeniden dirilir. Aksi halde yalnızlık telaşı insanı kendisinden bile şüphe ettirecek kadar içimize sirayet eder.