Kemal Varol... Babamın Bağlaması...
.
Zor bir klasik okumasını bitirmiştim. Savaş ve Barış. Yılmadan. Bazı günler bana sadece beş sayfasını sunsa da aradığım "o hissi" bulma ümidiyle okudum. Sadece okudum. Sayısını hesap edemediğim yığınla karakter döndü durdu sayfalarda. Bu kimdiye girmeden, hani dedim ya, "o hissi" aradım. Araya başka kitaplar da girdi. Onlar bitti ama ben hep o savaş ve barış ın içinde aradığımı bulmaya çalıştım. Evet bitti o binler eden sayfalar. Yıpratmamak için sayfalarını, hep masa başında geçti okumalarım. Masa başında da sonlandırdım. Bir yorum yazamazdım. İnceleme yazmaya tabii ki kalkışmadım. Son alınan kitapların en üstünde öylece durmuş "Babamın Bağlaması" nı aldım ve uzandım kanepeye. İlk on sayfanın sonunda gözyaşım sis oldu göz bebeklerime. Akıtamadım. Yutkundum. Yapma dedim. Burdan buraya nasıl geldin? Aradığım, hep yanımda duran; savaşım ve barışım... İçinde hiç aramadığım bu kitapla uzandı yanıma. Kırgınlıklarım ama kırılmamış gibi davranışlarım. Var olan ama kimliğime işlememek için uğraşıp kaçtıklarım. Yollarım. Varmak için çıkıp dolanışlarım. Yarayla doğmalarım. Söndürülmüş bir sigaranın tekrar yakıldığında asla eski tadını veremeyeceği gibi ağzımda acı tat bırakan sönmüş sevdalarım. Taş toplayıp cebime attığım günlerin bende bıraktığı ağırlıklarım. Savaşım ve barışım. Yan yana duranım. Kocaman kahkahaların arkasına saklananlarım. Ama en çok da kulağımda yankılanan sesi ayrılığın.
.
Affettikce iyileşir insan. Affettikce aşk bile biter. O yangın affettikce soğur. Affetmek içinse biraz görmek en azından görebilmek için bakmak lazım.Gerçek ayrılık iyileşen insanlar arasında olur. Birileri seni kurusun diye gömerken birileri yeşersin diye bırakır toprağa. Kuruyanı da yeşerini de aş eder ya toprağa. Sen aşk olursun kurusan da