Hayatın perdelerinde dolanırken ara sıra bir akor yakalar, ne güzelmiş deriz. Bazen olur, sesler kulağımızı tırmalar da zıpladıkça zıplar, bir tonu yakalama isteğimizden kaçıverir, hayatın telsiz kısımlarında tek bir tonu bulmakla huzuru keşfederiz. Bir saat sesi kendimize getirir de zamanın ne kadar basit bir sesi olduğunu anlarız. Tik tak tik tak... işte bu kadar basit. Belki de insan olalım diye zorluyordur bir ses bizi. Ondandır ki huzursuz nefeslerimiz olur hayatta. Üflemelilerden çıkan sesin ahengi ruhumuza ne kadar benzer oysa. Durmak. Kalakalmak. Hiç. Hiçliği var edip içinde nefes almak.
.
Doppler o hiçliği bir kere yaşadı işte. Döner mi tellerin üstüne? İçindeki hayvanı insanlaştırmak mıydı yoksa içinde ki insanı hayvanlaştırmak mıydı yaptığı bilinmese de kendi doğrusunu bulmuş olacak ki anıtını dikmenin huzurunu yaşar.
️Gülümseyerek okuduğum su gibi kitaplardandır. Devamını merak etsem de bir süre daha bekleyecektir.
.
Alıntılar:
"Dünya insanlara ait değil, insanlar dünyaya ait."
"Bu çok, çok kötü bir dünya. Sana kendini
savunma firsatı bile tanımadan iyi niyetini
sorguluyorlar."
"Kendi kendimeyken bile, akıllı olmamaya karar vermişken bile akıllıyım. Bu bir hastalık."