ilkayca1yorum

ilkayca1yorum
@ilkayca
Akın Olgun... Kül Sesleri...
Puan vermedi·168 syf.··
2025 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2025 01:37
Zamansız ve mekansız öykülerini okurken, kapanmış fontanelinizin doğum anında acınızın katlanabilir olmasını sağlaması gibi yaşamın katlanılamaz acılarından nasıl sağ çıkabildiğimizi anlatmıştır, Kül Sesleri. Hayat bize öyle garip boşluklar verir ki, bedenimize hapsolmuş ruhu boğum boğum boğarken bir taraftan nefes alıp verişimize güler öylece. . Yıldızları bir elmaya benzetir, uzansam toplarım dersiniz. Sadece bunu hayal etmek bile kirpiklerinize indirir yıldızları. Kırpmaya korkarsınız gözlerinizi. Uğur böceği parmağınızdan uçmasın isterken, dileğinizi iletip onun gerçekleşmesini sağlaması için uçmasının lazım geldiğinin sindirilmesiyle öylece beklersiniz. . Bir örümcek merkeziniz olur, ona sırlarınızı anlattıkça içinizdeki çekim gücünü sorgulayıp bir ağa neden ihtiyacınız olamadığını kesfedersiniz. O merkez başka bir zamanda sırtınızda taşıdığınız enstrümanınız olur. Sadece merkeziniz değil, dostunuz, sırdaşınız hatta azgın sularda sizinle can vereniniz olur. Bir boşluk olur, ürettiğiniz bir şarkı zamanda ölümsüz olur. . Yangınlar olur. Yakanlar ve yananlar da olur. Bir boşluk olur, yüzünüzden boynunuza yakan alev orda durur, iz olur. O boşluk, sizi tanıdık hikayelerdeki bir yabancı oldurtur. Gökkuşağının altından geçmenin cinsiyetini değiştireceğini söyleyenler , kim bilir bir boşlukta altından geçmiştir de ondan söz ediyordur. Acının sonunda ağış olmayı başarmak için acıyı mutlulukla yoğurmak lazım gelirken, bir boşluk olur, yağmur yağar, anne ile ıslanan yavrular yaş olur okuyanın gözünde, yüreğinde. . İtilen, ötekileştirilen, gönderilen, görülmeyen, bilinen ama söylenmeyen insan hikayelerini okudum on beş öyküde. Akın Olgun'un abartısız cümleleriyle, tasviri kısaltıp bu kadar iyi anlaşılır öyküler sunması ancak yüreğinin gözlerini sunmasından kaynaklıdır diye
Kül SesleriAkın Olgun · Tekin Yayınları · 202012 okunma
Reklam
mağdurun dili
Puan vermedi·176 syf.··
2025 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2025 01:39
İnsan neden yazar? Görülmek için, duyulmak, anlaşılmak, sevilmek, beğenilmek ya da para kazanmak için... Sevdiği için, öz güven sahibi olduğu için, yetenekli olduğu ya da zeki olduğu için mi? Bunların cevabına okur karar veriyor sanırım. Yazılanlara sahip olan kişi artık karar merci oluyor, yazılanların o an ki sahibi olarak, iç dünyasına kattığı satılarla yazara bir elbise dikiyor. İşte bu durumda da yazar beni anlayamazsınız egosuna ya da beni kimse anlayamıyor mağduriyetine erebiliyor. . Nurdan Hanım dilin ve kavramların mağduriyetten doğuşunu Dostoyevski, Oğuz Atay, Cemil Meriç ve Yusuf Atılgan üzerinden sunmuş. Büyük bir birikimin eseri de diyebiliriz kitap hakkında. Eserlerini incelemenin de ötesinde iç dünyalarını satırlarının hücresiyle aydınlatmış sanki. Bu yazarlara ilginiz varsa ve eserlerini okuduysanız harika bir deneyim olacaktır size de. Cemil Meriç'e olan ilgisizliğime bile sıcak bir çorba sunmuştur, Mağdurun Dili. Belki birkaç kaşık alırım, tadımlık. . Hayranlıkla, sindire sindire okuduğum, ceplerime yeni çakıl taşları eklememi sağlayan bir kitap oldu #mağdurundili .Teşekkürler . Nacizane tavsiye: Eserlerinde mağduriyetlerini yansıtan kahramanlara sahip olan bu nadide yazarların kitaplarını okumadıysanız, öncelik olarak kültleşmiş eserlerini okuduktan sonra bu kitaba elinizi uzatın. Haa, diyelim okudunuz, hemen ama hemen bu kitabı edininiz. Alıntı: "Herkesin beni görmesini istiyorum, diyor gibi Dostoyevski kahramanı; gör beni, madem kahraman olarak görmüyorsun, alçak olarak gör, ama mutlaka gör!" " Eğlendirici degilsem kapkaranlığıma dayanamıyorlar der Vüsat O. Bener kahramanı." . . #ilkaycabiryorum #kitap #kitaptavsiye #okuduklarım #kitapyorum #tavsiyekitap #bookstagram #keşfet #reklamdeğil #nurdangürbilek nurdan Nurdan Gürbilek Mağdurun Dili
Mağdurun DiliNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 2008337 okunma
Doppler
Puan vermedi·124 syf.··
2025 12. kitabı
Hayatın perdelerinde dolanırken ara sıra bir akor yakalar, ne güzelmiş deriz. Bazen olur, sesler kulağımızı tırmalar da zıpladıkça zıplar, bir tonu yakalama isteğimizden kaçıverir, hayatın telsiz kısımlarında tek bir tonu bulmakla huzuru keşfederiz. Bir saat sesi kendimize getirir de zamanın ne kadar basit bir sesi olduğunu anlarız. Tik tak tik tak... işte bu kadar basit. Belki de insan olalım diye zorluyordur bir ses bizi. Ondandır ki huzursuz nefeslerimiz olur hayatta. Üflemelilerden çıkan sesin ahengi ruhumuza ne kadar benzer oysa. Durmak. Kalakalmak. Hiç. Hiçliği var edip içinde nefes almak. . Doppler o hiçliği bir kere yaşadı işte. Döner mi tellerin üstüne? İçindeki hayvanı insanlaştırmak mıydı yoksa içinde ki insanı hayvanlaştırmak mıydı yaptığı bilinmese de kendi doğrusunu bulmuş olacak ki anıtını dikmenin huzurunu yaşar. ️Gülümseyerek okuduğum su gibi kitaplardandır. Devamını merak etsem de bir süre daha bekleyecektir. . Alıntılar: "Dünya insanlara ait değil, insanlar dünyaya ait." "Bu çok, çok kötü bir dünya. Sana kendini savunma firsatı bile tanımadan iyi niyetini sorguluyorlar." "Kendi kendimeyken bile, akıllı olmamaya karar vermişken bile akıllıyım. Bu bir hastalık."
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,7bin okunma
Figen Şakacı... Kesekli Tarla...
Puan vermedi·163 syf.··
2025 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2025 22:11
Ters köşe eden öyküler. Birinde bir yumruk yiyorsunuz boğazına bir digerinde gözyaşlarınız camdan damlıyor. Terliklerinizi elinize alip parmak uçlarınızda kaçmak istiyorsunuz mahalleden. Duyan olmasın diye boşta kalan elinizin işaret parmağının ikinci eklemini, dişlerinizin arasında sıkıştırıyorsunuz. Nefesiniz tükenmiş hissediyorsunuz bir başka öyküde. Öyle koşmus ki satırlar.... Onlara yetişebilmek için ve tanıyorum seni diyebilmek için nefes nefesesinizdir. . Tahammül edemeyişlerini saklayan ana babaların aynı evde yabancılaşanların, yabancılaşmanın manasını en sessiz anlarda kafasına vuranların, aidiyet duygusunu yaşayamamış insanların, köksüzlerin ve daha nice insan şakırdamalarının olduğu, muzip, acıtan ama bir taraftan da güldüren öyküleri okursunuz bu kitapta. . Biraz ilkayca karalamalar yaptırdığı için teşekkürler. Keşke silgim yanımda olsaydı demiştim karalarken. Koltuğa öyle bir yayılmıştım ki bacağımı kolçaktan indirmeye mecalim yokken uyuşmamış sağ elimle diğer kolçakta bir şeyler karalıyıvermiştim. Silgim olsaydı daha mı güzel olurdu? Sanmam. Çok farklı olurdu, o kadar. . "Tarla mı kesekli yoksa biz mi yürümeyi bilemedik?" F. Şakacı Figen Şakacı Kesekli Tarla
Kesekli TarlaFigen Şakacı · İletişim Yayınları · 2020130 okunma
Özgür Taburoğlu. Bilge Karasu-Dirim Belirtileri
Puan vermedi·114 syf.··
2025 11. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2025 22:45
Özgür Bey, bir yazarın kaleminden dökülenleri farklı bir boyuta yansıtıp maddenin maddesellikten çıkışını, hislerin ise nasıl maddeselliştiğini aktarırken, anlaşılması zor görünenin, kalıpsız nöronlarımıza dokunabilecek kadar hassas bir dille yazıldığını aktarmış bu deneysel çalışmasında. . Deneysel ifadesi bu eser ve benzer deneysellikleri kullandıgı diğer anlatıları için de tanımlanmıştır. Bu şekilde tanımlanmasının sebebinin, Postmodern romanın en başarılı temsilcelerinden olan bir yazarın anlatımını, bilimsel bir buluşun hassas bir deneyi gibi hesaplanarak yazarın yaşamöyküsüyle ilgilenmeden, anlatılarındaki dirim, ışık, zemin, hayvan kavramsallıklarının zamansızlıkta kıvrılışını melodisel bir şekilde aktarıldığından ötürü olduğunu düşünüyorum. . ️Şahsi mesleği bilgisayar mühendisliği olan Özgür Taburoğlu'nun hayranlık uyandıracak bir zekaya sahip oluşunun verdiği doyumla bitirdim eseri. Karasu'nun çığlığının rengini daha ayrıntılı görmeme vesile olduğu için ise kendimi şanslı hissettim. . İki kalemi cebime attım. Arada sırada oradalar mı diye yoklayıp, gözlerimi gökyüzene dikip, ruhumu emanet bırakacağım sayfalarındaki izlerini koklayacağım. Alıntılar: Işığın varlğı da yokluğu da derttir. Daha doğrusu Platon'un pharmakon'u gibi, hem dert hem devadır. En basit ifadesiyle, çok olunca terletir, ciltte yanıklara neden olur, az olunca üşütür. . Karşılaşmalar, birleşme veya çcoğalmaya değil genellikle "eksilme"lere neden olur. Özellikle insan, kendi türüyle bile eksilmeden nasıl bir arada durur bilmez. Dolayısıyla bu zafiyete yol açan muhtemel durumları anlatmak icin yüklemler de noksanlğı, azalmayı ifade edecek sekilde seçilir; "koparmak" gibi. . İçeriye kapanmadan böyle yazıları bulmak mümkün değildir. Karanlıkta, gün içinde, aydınlıkta, renkler, ışık, ses, koku,
Bilge Karasu – Dirim Belirtileri: Işık, Zemin, Hayvan Anlatı Desenleri - 3Özgür Taburoğlu · DOĞU BATI YAYINLARI · 03 okunma
Reklam