İlker Güçer

İlker Güçer
@ilkergucer
müslümanca yaşamanın haysiyetine talip.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
130 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
"Köpoğlusu sanki İstanbul."
Güneş açtı, Sabahattin, Mehmet Ali, Adalet, yârân-ı ba-safa, güneş açtı. Canım güneş. Canım aydınlık... İnşallah tamamdır bu. Ve ben fanilaları yeniden çıkarırım. Can sıkıntısı, sabırsızlık gider, perdenin arkasında Paris diye bir şey, çok güzel, kavranamayacak, ana rahmi gibi sıcak, sevilen kadın göğsü gibi uyuşturucu bir şey var, ona kavuşurum. Pencereyi açtım ve baktım gök tertemiz. Köpoğlusu sanki İstanbul.
Sayfa 95 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
Klee'nin ofortlarının, desenlerinin sergisinde müthiş canım sıkıldı. Be pezevenk kumaş deseni yap, muşamba yap, halı yap, resim senin nene? Resim yapacaksan hakikaten yapabileceğini, yapmak için doğduğunu yap, çünkü belli ki ressam doğmuşsun. Ama ressam dünyayı değiştirmez, değiştiremez. Sakal kılıyla resim olur mu? Hiddet içindeyim hâlâ.
Sayfa 93 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
Paris çok güzel. Benim değişen ruh hâllerim bile bu güzelliği örtemiyor. Burası evvelâ vitrinler memleketi. Yalnız çok rahat ayakkabı lâzım. Mütemadiyen yürünüyor. İki vasıta arasında yine sekiz dakika olsun yürüyorsunuz. Yürümek esas. Şimdi İstanbul'daki hayatımızın ne kadar tembelce bir şey olduğunu anlıyorum. Biz yürümüyor, gezmiyor, kendimizi taşıtıyormuşuz. Sokaklar dümdüz. Yalnız gürültü fazla. Vitrinler müthiş. Hele kadın eşyası... Harikulâde.
Sayfa 77 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
Maarifte bizim için tek çıkar yol liselerin haysiyetli ve hakikaten garptaki liseler ayarında lise olmalarıdır kanaatindeyim. Türkiye için selâmeti, hakiki münevver yetiştirmekle, sanayileşmek işinde görenlerden olduğumu bilirsiniz.
Sayfa 75 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
Yahya Kemal: "Şiir benimle bitti!.."
Sana biraz havadis: Geçen akşam Yahya Kemal'i gördüm, yanımda Muhip de vardı. Sofraya: Bezm-i safaya sâgar-ı sahba gelir gider Güya ki cezr ü meddile deryâ gelir gider beytini okuyarak geldi, biz derhal komplimanı yapıştırdık; "Bu sizin gelişiniz beyefendi!" dedik ve iyice dalkavukluk ettik. Üstad sarhoştu, açıldı. Sağa sola bastı küfürü. Nihayet bir yarım saat kadar da bizim nesirleri medhetti, sonra "şiirden vazgeçin" dedi. "Onu yapmayın, o benimle bitti. Müsaadenizle bendeniz o işi yaptım. Artık yapamazsınız" diye bir baba nasihatı verdi. Vakıa ilk önce çok kızdım, fakat bilâhare "Bülbül" manzumesi bu söze hak verdi. Şiir Yahya Kemal'le bitmiyor, burası muhakkak, ama ben bu işi pek beceremiyorum.
Sayfa 55 - Dergâh Yayınları
Edebiyat