- Bir görsen sen de çok seversin. Pek zeki ve bilgili kızlar. Üstelik o kadar da güzel şeyler ki... Birer şiir kadar...
- Bir imha savaşı kadar da güzel mi?
Ayşe onun bu gibi garipliklerine alışık olmakla beraber yine neşesini kaçıran bir hayrete düşerek bakmaktan da kendini alamadı:
- İmha savaşı güzel bile olsa bir kızın güzelliği ile onun arasında nasıl bir benzerlik kurabiliyorsun?
- Kızların güzelliğini şiire benzetmiştin de...
- Evet?
- Şiir ince sanatlardan birisi olduğu için şiirin güzelliğini kızların güzelliğine benzettin. Harp sanatı ince sanatların başında gelir. En güzel örneklerini de imha savaşlarında bulabilirsin.
Ayşe, kocasını kırmamaya çalışarak itiraz etti:
- Kabul ama bu ince sanat kan ve ölümle doludur. Bir genç kızın güzelliğine benzer mi?
İsmet Özel, aşağıdaki dizeleriyle yukarıdaki bahse son noktayı koymuş gibi görünüyor. Özel, Atsız'ı okumuş mudur? Kim bilir? Belki de...
"Güzel olmasına güzeldi
Ama bunu söylemek
Dile denk düşmüyor nedense Çünkü denilmez
Silahlı bir birliğe bakıp:
Ne de güzel bir ordu!
Güzelse de güzel denilmez ordulara
Savaşı hatırlatan hiçbir şeyi gönül
Yatkın bulmaz güzel kelimesiyle anlatmaya." (Bir Yusuf Masalı)
Bir saatten beri belki bin gülle olduğumuz yere düştü. İhtiyatlar ve bütün tabur geri çekilmeye başlamış.
Ölmeyen askerler kaçıyorlar. Yalnız kaldım. Ben de gidiyorum.
Artık harp sayfasını kapamalı. Kaçamadım. Yirmi bir neferle esir düştüm.
(20 Ocak 1913)
Sayfa 145 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Ömer Seyfettin'in anlattıklarına bakılırsa ordu demeye bin şahit ister. Düzensiz, talimsiz ve acemi askerler... Emir komuta zinciri bozulmuş. Verilen emirler mütemadiyen değiştiriliyor. Muhaberât çok zayıf. Tecrübeli askerler harpten önce terhis edilmiş ne yazık ki. Çok büyük stratejik hatalar var. Sanki bile bile düşmana teslim edilmiş.
Ayın kaçı? Bugün ne? Bilmiyorum. Benimle beraber kimse de bilmiyor. Ne felâket yarabbi! Ric'atin, inhizamın en çirkinini gördüm. Bugün burada, Köprülü'nün önündeyiz. İkinci fırka kaçtı. Yalnız biz, nizamiye fırkası kaldı. Birden ric'at emri verildi. Hep kendimizi galip sanıyorduk. Meğer müthiş surette mağlûp imişiz. Toplar filân hep kaçtı. En nihayet bizim tabur kalmıştı. Biz de çekildik.
(23 Ekim 1912)
Sayfa 114 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Çatalca daki son savunma hattı hariç hiçbir yerde savunma kurulup düşman tutulamamış maalesef...İşkodra gibi birkaç şehir halk desteğiyle biraz dayanabilmiş zira ordu ile tüm bağlantılar kopmuş..
Maalesef hocam... İstihbarat zaafiyeti, basiretsizlik, küçük politik hesaplar, fikir ayrılıkları ve ordunun disiplinsizliği yüzünden savaşamadan kaybetmişiz Balkanları. Tam bir hezimet... Okurken Türk ordusunun içine düştüğü sefaletten, perişanlıktan ve intizamsızlıktan utandım. Fakat önemli bir ibret vesikası olduğu kanaatindeyim. Her ne kadar sadece zafer günlerini hatırlamayı/anmayı tercih etsek de aslında tarihin bu tarafı tam bir ders niteliğinde... 📚📜