İlker Güçer

İlker Güçer
@ilkergucer
müslümanca yaşamanın haysiyetine talip.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
130 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Ağaç'ı okuyorum; benim şiiri öyle aşağılık bir yere koymuş ki... Bir daha Necip'e yazı göndermek değil, hatta selâm vermek iştihası bile kalmadı.
Sayfa 36 - Dergâh Yayınları
Edebiyat
*Ağaç, Necip Fazıl'ın 1936 yılında 17 sayı yayınladığı edebiyat dergisidir.
Psikanaliz geldiğinden beri hemen herkes az çok hastadır.
Aşk bir nevi anormal duygudur, âşıklar da anormal hastalardır ama ruh hekimliği bakımından her büyük insan da az çok anormal sayılır.
Sayfa 179 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Edebiyat
"Psikanaliz geldiğinden beri hemen herkes az çok hastadır." (Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü)
- Bir görsen sen de çok seversin. Pek zeki ve bilgili kızlar. Üstelik o kadar da güzel şeyler ki... Birer şiir kadar... - Bir imha savaşı kadar da güzel mi? Ayşe onun bu gibi garipliklerine alışık olmakla beraber yine neşesini kaçıran bir hayrete düşerek bakmaktan da kendini alamadı: - İmha savaşı güzel bile olsa bir kızın güzelliği ile onun arasında nasıl bir benzerlik kurabiliyorsun? - Kızların güzelliğini şiire benzetmiştin de... - Evet? - Şiir ince sanatlardan birisi olduğu için şiirin güzelliğini kızların güzelliğine benzettin. Harp sanatı ince sanatların başında gelir. En güzel örneklerini de imha savaşlarında bulabilirsin. Ayşe, kocasını kırmamaya çalışarak itiraz etti: - Kabul ama bu ince sanat kan ve ölümle doludur. Bir genç kızın güzelliğine benzer mi?
Sayfa 70 - Ötüken Neşriyat
Edebiyat
İsmet Özel, aşağıdaki dizeleriyle yukarıdaki bahse son noktayı koymuş gibi görünüyor. Özel, Atsız'ı okumuş mudur? Kim bilir? Belki de... "Güzel olmasına güzeldi Ama bunu söylemek Dile denk düşmüyor nedense Çünkü denilmez Silahlı bir birliğe bakıp: Ne de güzel bir ordu! Güzelse de güzel denilmez ordulara Savaşı hatırlatan hiçbir şeyi gönül Yatkın bulmaz güzel kelimesiyle anlatmaya." (Bir Yusuf Masalı)
İlker Güçer bir yorumu yanıtladı.
Ve Ömer Seyfettin esir düşüyor...
Bir saatten beri belki bin gülle olduğumuz yere düştü. İhtiyatlar ve bütün tabur geri çekilmeye başlamış. Ölmeyen askerler kaçıyorlar. Yalnız kaldım. Ben de gidiyorum. Artık harp sayfasını kapamalı. Kaçamadım. Yirmi bir neferle esir düştüm. (20 Ocak 1913)
Sayfa 145 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Edirne'de 2.Ordu, Manastır'da da 3.Ordu vardı halbuki...
Ömer Seyfettin'in anlattıklarına bakılırsa ordu demeye bin şahit ister. Düzensiz, talimsiz ve acemi askerler... Emir komuta zinciri bozulmuş. Verilen emirler mütemadiyen değiştiriliyor. Muhaberât çok zayıf. Tecrübeli askerler harpten önce terhis edilmiş ne yazık ki. Çok büyük stratejik hatalar var. Sanki bile bile düşmana teslim edilmiş.
İlker Güçer bir yorumu yanıtladı.
"ikinci fırka kaçtı!.."
Ayın kaçı? Bugün ne? Bilmiyorum. Benimle beraber kimse de bilmiyor. Ne felâket yarabbi! Ric'atin, inhizamın en çirkinini gördüm. Bugün burada, Köprülü'nün önündeyiz. İkinci fırka kaçtı. Yalnız biz, nizamiye fırkası kaldı. Birden ric'at emri verildi. Hep kendimizi galip sanıyorduk. Meğer müthiş surette mağlûp imişiz. Toplar filân hep kaçtı. En nihayet bizim tabur kalmıştı. Biz de çekildik. (23 Ekim 1912)
Sayfa 114 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Çatalca daki son savunma hattı hariç hiçbir yerde savunma kurulup düşman tutulamamış maalesef...İşkodra gibi birkaç şehir halk desteğiyle biraz dayanabilmiş zira ordu ile tüm bağlantılar kopmuş..
Maalesef hocam... İstihbarat zaafiyeti, basiretsizlik, küçük politik hesaplar, fikir ayrılıkları ve ordunun disiplinsizliği yüzünden savaşamadan kaybetmişiz Balkanları. Tam bir hezimet... Okurken Türk ordusunun içine düştüğü sefaletten, perişanlıktan ve intizamsızlıktan utandım. Fakat önemli bir ibret vesikası olduğu kanaatindeyim. Her ne kadar sadece zafer günlerini hatırlamayı/anmayı tercih etsek de aslında tarihin bu tarafı tam bir ders niteliğinde... 📚📜