İlker Güçer

İlker Güçer
@ilkergucer
müslümanca yaşamanın haysiyetine talip.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
130 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Yamalı Kader
9/10
·173 syf.··
2025 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 00:00
Luan Starova’nın babasının anılarını anlattığı Babamın Kitapları, hem Osmanlı’ya hem Balkanlar’a hem de Cumhuriyet tarihine bakış açımda yeni ufuklar açtı. Yazarın babasının intibalarından ve fikirlerinden yola çıkarak Balkanlar hakkında anlattıkları gerçekten dikkate değer ve meseleye öteki yüzünden bakmayı sağlayacak derinliktedir. Bir yanıyla da Osmanlı ve hemen sonrası Balkan coğrafyasının sosyal tarihidir adeta. Starova’nın ailesinin hikâyesi çok dinli, çok dilli, çok kültürlü, gerçekte iki dünya arasında kalmış Balkanlar’ın hikâyesidir. Bu hikâye aynı zamanda Balkan halklarıyla kesişen kaderimizin, ortak geçmişimizin kırılma noktasının da bir anlatısıdır. Zira Starova’nın babası anne tarafından Türk, baba tarafından ise Arnavut’tur. 1920’lerde üniversite eğitimi için İstanbul’a gelmiş, burada anne tarafından akraba oldukları Fethi Okyar’ın ailesinin yanında kalmıştır. Dolayısıyla imparatorluğun dağılışını ve yeni Türkiye’ye giden süreci çok yakından gözlemleme imkânı elde etmiştir. Bir müddet İstanbul’da kalmak ve kendi Balkanlar’ına dönmek arasında derin bir ikilem yaşasa da kendi doğduğu topraklara geri dönmüştür. Daha rahat bir hayat yaşayacağına neredeyse emin olduğu, hep özlemini çektiği İstanbul’a ise bir daha hiç dön(e)memiştir. Starova’nın ailesinin öyküsünü okurken aslında bütün Balkan halklarının kaderini okur gibi oldum. Babaannenin Türk oluşu, ailenin Arnavutluk’ta başlayan hikâyesinin Makedonya’da devam etmesi ancak Balkanlı kaderi ile izah edilebilir, zannediyorum. Starova, anıları naklederken bölgenin imparatorluk, faşizm, komünizm geçmişlerine de sık sık değinmiştir. Özellikle Osmanlı’nın dağılışına ve yeni Türkiye'ye giden sürece genişçe yer ayırır. Çünkü baba, hayatını Osmanlı belgelerine adamış bir arşivcidir. Bu belgeleri okurken hep
Edebiyat
Babamın KitaplarıLuan Starova · Dergah Yayınları · 2021157 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Köprülüler yahut Uraj
8/10
·184 syf.··
2025 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 00:00
Arnavut yazar İsmail Kadare’nin Rüyalar Sarayı romanında Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme döneminde, devletin geleceğini tahmin etmek ve olası saldırıları, komploları engellemek için Tabir Sarayı isimli bir rüya bakanlığının kurulması anlatılır. Köprülü ailesinin bir ferdi olan Mark-Alem burada çalışmaya başlar. Bu devasa, devletin kaderini belirlediği söylenen kurum Mark-Alem’e başlarda soluk ve kasvetli gelir. Ancak Mark-Alem Rüyalar Sarayı’nda çalışmaya başladıktan sonra zamanla dış dünyadaki gerçeklikten kopmaya başlar. Bu durum romanda “Dünya o kadar gri ve sıkıcıydı ki onu kaybetme düşüncesiyle kendine eziyet etmeye değmezdi.” gibi cümlelerle ifade edilir. Öyle ki Mark-Alem bir izin gününde dışarı çıktığında kapıldığı bu düşüncelerden sonra ona yine bir izin günü verirlerse dışarı çıkmamaya karar verir. Romanın olay örgüsündeki en önemli vaka Köprülü ailesinin bir ferdi olan Mark-Alem’in seçtiği ama çözümleyemediği bir rüyanın Ana Rüya seçilmesidir. Bu rüyadan sonra devlet sıkıyönetim ilan eder, Köprülü ailesinden Vezir’in tertip ettiği ve Arnavut rapsodistlerin Köpürülü ailesinin destanını okuduğu bir akşam yemeğinde polisler Vezir’in evini basar. Rapsodistleri öldürür, Vezir’in kardeşi Kurt’u tutaklar. Kurt, serbest bırakılacağının düşünüldüğü bir anda beklenmedik şekilde idam edilir. Çünkü bu rüyadaki köprü, Köprülü ailesine; müzik aleti, rapsodistlerin bu aile için söyledikleri destana; kızgın boğa ise devlet için bir tehlikeye işaret etmektedir. Yazar, özellikle Köprülü ailesinin konuşmaları sırasında Osmanlı-Arnavut ilişkilerine sıkça atıf yapar. Özellikle __“Türkler mızraklarla ve kılıçlarla size hücum ettiğinde, siz Arnavutlar haklı olarak sizi fethetmeye geldiklerini sandınız ama onlar aslında tüm imparatorluğu size hediye olarak
Edebiyat
Rüyalar Sarayıİsmail Kadare · Jaguar Kitap · 2022433 okunma
Mete'nin Ordusunda Kendini Arayan Adam: Atsız
8/10
·308 syf.··
2025 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 00:00
I. Hayatın Kurgusu Hüseyin Nihal Atsız’ın “Ruh Adam” romanı otobiyografik, yer yer de fantastik izler taşıyan psikolojik bir romandır. Romanın başkahramanı Selim Pusat ile Hüseyin Nihal Atsız’ın hayatı arasında önemli paralellikler bulunmaktadır. Atsız gibi romanın başkahramanı Selim Pusat’ın da babası ve dedesi asker kökenlidir. Selim Pusat, kendinden rütbeli bir albayla girdiği fikri münakaşadan ötürü ordudan atılmıştır. Atsız ise henüz askeri tıbbiye öğrencisi iken Arap kökenli bir subayın kendisinden istediği selamı vermediği için askeri okuldan uzaklaştırılmıştır. Bundan sonrasında da Atsız’ın yaşamı ile Selim Pusat arasında bağlantılar kurmak mümkündür. Örneğin Atsız, askeri tıbbiyeden atıldıktan sonra girdiği üniversite asistanlığından da fikirleri dolayısıyla uzaklaştırılır. Bir süre öğretmenlik yapar, orada da sakıncalı görülünce Süleymaniye Kütüphanesinde uzman olarak çalışmaya başlar. Her ne kadar romanda Selim Pusat öğretmen değilse de eşi Ayşe Pusat öğretmendir. Bu noktada yazarın kişiliğini Selim Pusat ve Ayşe Pusat karakterleri üzerinde ikiye bölerek anlattığını düşünmek olası görünmektedir. Selim Pusat, romanın ikinci yarısında, yani ordudan uzaklaştırılıp cezasını çektikten sonra Atsız’ın kütüphanede çalışmasına benzer olarak harp tarihi ile ilgili evrakları inceleyen bir birimde çalışmaya başlar. Ayrıca Selim Pusat’ın, eşinin öğrencisi Güntülü’ye âşık olması da Atsız’ın öğretmenlik yaptığı sırada okula yeni gelen bir öğretmene âşık olmasını çağrıştırmaktadır. Nitekim Atsız’ın bu olay üzerine yazdığı söylenen “Geri Gelen Mektup” şiiri romanda aynen yer almaktadır. Sadece yaşanan olaylar itibarıyla değil, mizaç ve kişilik özellikleri bakımından da Selim Pusat Atsız’dan derin izler taşımaktadır. Zaman zaman meyletse de Atsız gibi Selim Pusat da
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Harp yahut Sefalet Günlükleri
8/10
·208 syf.··
2025 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 00:00
Kitap Ömer Seyfettin'e Dair, Balkan Harplerine Dair, Balkan Harbi Hatıraları ve Ekler olmak üzere dört bölümden oluşuyor. İlk bölümde Ömer Seyfettin'in hayatı, edebî şahsiyeti, eserleri ve eserlerinin Balkanlar ile ilişkisi hakkında kısa bilgiler yer alıyor. İkinci bölümde ise Balkan harplerinin sebepleri, sonuçları ve Balkan harplerinin öncesinde ve sonrasında yaşanan önemli tarihî hadiseler anlatılmaktadır. Üçüncü bölüm Ömer Seyfettin'in Balkan harbi esnasında tuttuğu günlüklere ayrılmıştır. Ömer Seyfettin savaşın seyri esnasında günlüğüne yaşadıkları olayları, zorlukları, sefaleti, ordudaki aksaklıkları anlatan kısa ama etkileyici notlar almıştır. Bu notlarda genel olarak askerlerin isteksiz, hissiz ve maneviyatsız oluşundan, âmirlerin iktidarsızlığından, verilen emirlerin sürekli değiştirilmesinden, ordunun intizamsızlığından, açlıktan, hastalıklardan, askerlerin bir kısmının Türkçe bilmemesinden, talimsizliğinden, hava şartlarının olumsuzluğundan (yağmur, kar, çamur), sıla özleminden ve esaret günlerinden bahsedilmiştir. Ömer Seyfettin'in anlattıkları arasında bir neferin açlıktan ölmesi, hayvan leşlerinin ortalığa saçılması, olumsuz hava şartlarına rağmen askerin pek çok kez açıkta yatmak zorunda kalması, cephane eksikliği, askerin çok kez düşmanla harp edemeden kaçması hakikaten hafızalardan silinmeyecek ve Balkan savaşlarının ne zorlu şartlar altında vuku bulduğunu gösteren örneklerdi. Gerçekten büyük sefalet imiş. Hem harp hem de sonrası, muhaceret... Tarihin sadece zafer sayfaları değil, hatta onlardan daha ziyade bu yanları da unutulmamalıdır. Asıl ibret almamız gereken sayfalar bunlardır.
Edebiyat
Balkan Harbi HatıralarıÖmer Seyfettin · Ketebe Yayıncılık · 2025437 okunma
"İki Dünya Arasında Bir Tarih"
8/10
·122 syf.··
2025 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 00:00
Balkan Tarihi Kısa Bir Giriş adıyla yayınlanan bu kitap, adında da belirtildiği üzere Balkan tarihi ile ilgili giriş düzeyinde özet bilgiler içermektedir. Kitap; Temel Kavramlar ve Önceden Bilinmesi Gerekenler, Avrupa’nın Tarihi Bir Bölgesi Olarak Balkanlar, Orta Çağ ve Türk Dönemi, Ulus Devlete Doğru ve 1945’ten Sonra Balkanlar olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümlerde Balkanlar adlandırması ve Balkan coğrafyasının Avrupa’daki yerine, demografik durumuna değinildikten sonra Orta Çağ ve Osmanlı dönemi boyunca Balkanlar tarihinde meydana gelen önemli tarihî hadiselere yer verilmiştir. Giriş mahiyetinde bir çalışma olduğu için Balkanlar’ın oldukça istikrarsız, sürekli iktidar mücadelesinin yaşandığı Orta Çağ dönemi ile ilgili oldukça öz ve özet bilgiler aktarılmıştır. Aynı durum hemen hemen Osmanlı dönemi için de geçerlidir. Fakat Osmanlı dönemi Orta Çağ'ın aksine Balkanlar'da uzun süreli sükûnetin sağlandığı nadir dönemlerden biridir. Bu dönemden bahsedilirken Pax-Ottotmanica-Müslüman Balkanlar (Osmanlı barışı) başlığının kullanılması da bunu açıkça göstermektedir. Kitapta Osmanlı fetihleriyle ilgili zaman zaman “işgal” gibi nitelemeler kullanılsa da olaylar ve olgular genel itibarıyla nesnel ve önyargıdan uzak bir gözle ortaya konmuştur. Nitekim kitapta Türk egemenliği dönemiyle ilgili olumlayıcı pek çok ifade bulmak da mümkündür. Örneğin yazar zorla Müslümanlaştırma, Osmanlı sonrası başarısızlıkların Osmanlı dönemine hamledilmesi gibi hususların yerel Balkan tarih yazımında abartıldığını söylemekten de çekinmemiştir. Kitabın Ulus Devlete Doğru başlığını taşıyan bölümünde iki dünya savaşı arasında Balkan coğrafyasında yaşanan gelişmeler anlatılmıştır. Burada özellikle Balkan halklarının Avrupalı güçlerin sayesinde bağımsızlıklarını kazanmaları
Tarih
Balkan TarihiEdgar Hösch · Runik Kitap · 05 okunma