Ne çok uyuduğunu buna rağmen ne çok uyumak istediğini fark etti. Halbuki eskiden uykudan nefret ederdi. O zamanlar uyku hayatının kıymetli anlarını çalıyordu.Yirmi dört saatte dört saatlik uyku dört saatlik hayatının elinden çalışması demekti.Nasıl da çok görürdü uykuyu!Oysa şimdi çok gördüğü şey hayattı artık Hayat güzel değildi; tatsızdı, acıydı.En vahimi de buydu. Yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir
Salgın başladığı gibi ansızın bitti, hasarın niceliği de hiçbir zaman bilinemedi; saptanması olanaksız olduğundan değil, kendi felâketimizden duyduğumuz utancın bizim en olağan özelliklerimizden biri olduğundan.