İlkim

Bazen hepimiz o kanatları takıp, bilmediğimiz ama huzur bulacağımızı hissettiğimiz o uzak diyarlara uçmak istemiyor muyuz?
Reklam
Bazen hedefin kendisi değil, o hedefe giderken içinden geçtiğimiz bu 'ara duraklar' ve boşluklar bize en çok şeyi anlatır.
Bakış açısı
Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı kitabında dikkatimi çeken önemli şeylerden birisi de bakış açısı… kitabı okuduktan sonra bu konu hakkında birkaç şey yazmak istedim. Yaşanmış bir trajediyi değiştirmek imkansızdır. Olayın kendisi sabit kalır, ancak olaya hangi çerçeveden bakıldığı değiştiğinde, kişinin yaşadığı derin umutsuzluk yerini bir teselliye bırakabilir. Yeni bir bakış açısı, çekilen anlamsız bir acıya bir neden veya amaç yüklediğinde, o acı çok daha katlanılabilir hale gelir. Hayat her zaman başımıza gelenleri seçmemize izin vermez; hastalıklar, kayıplar veya felaketler yaşanabilir. Ancak tüm bu olanlar karşısında nasıl bir tutum takınacağımızı ve onlara hangi açıdan bakacağımızı seçmek tamamen bizim elimizdedir. Bu, dış koşulların bizden alamayacağı tek özgürlüğümüzdür. Çoğu zaman kendi düşünce kalıplarımızın ve inançlarımızın içine hapsoluruz. Çaresiz hissettiğimiz durumlar genellikle çıkış olmadığı için değil, olaylara sadece tek bir dar pencereden baktığımız için öyledir. Farklı bir bakış açısı, duvarda aniden beliren yeni bir kapı gibidir. Özetle bakış açısı; baktığımız manzarayı veya başımıza gelenleri değiştirmez, ancak bizim o manzaranın karşısında nerede durduğumuzu değiştirir. Ve sadece bu duruş değişikliği bile tüm iç dünyamızı yeniden inşa etmeye yetebilir. İnsanın Anlam Arayışı kitabında da bahsetmek istediğim bu durumlar tüm derinlikleriyle ele alınmış. Her cümlesi hayat dersi niteliğinde bir kitap…
Bazen mücadele etmek kadar, hayatın akışına teslim olmak da gerekmiyor mu?
Felsefe
Bazen sayfalar dolusu cümlenin arasından bir tanesi çıkar gelir
Sonu uçurum bile olsa, insan önünü görmek istiyor. Adı konulmamış sancılar, cevabı verilmemiş sorular ve o bitmek bilmeyen 'belirsizlik' hali... İnsanı asıl yoran yolun uzunluğu değil, yolun nereye çıkacağını bilmemek. Belirsizlik; durduğun yerde yorulmak gibi... Ne ilerleyebiliyorsun ne de tam anlamıyla durabiliyorsun. Kitapta da dediği gibi: 'Hiçbir şey belirsizlik kadar tüketici değil.' Zihnimizdeki o boşlukları doldurmaya çalışırken kendimizden eksiliyoruz.
Edebiyat
Reklam