Benim bir vatanım yok. Eğer bir vatanım olsaydı, bir an önce ondan kurtulurdum. Çünkü ben, yer diye adlandırdığınız küçük bir geminin değil, uçsuz bucaksız dünyanın çocuğuyum. Bütün yeryüzü benim olsa, sonra da Afrika'dan bir zenci gelip bir köşesini benden istese, hepsini ona verirdim.
Evet, kış biterdi. Ne kadar uzun sürerse bitsin, bir gün mutlaka son bulurdu bu çetin mevsim. Sanırım bunu bildiğimiz için tahammül edebiliyorduk ona. Ve geleceğine inandığımız için geliyordu bahar. Benim de inanmam gerekiyordu! Oturduğum balkonda, deniz kıyısında gelen dalga seslerini dinlerken burada şifa bulacağıma inanmalıydım. Eğer çabalarsam baharın yeryüzünden önce, kaldığım bu eve, yaşadığım bedene, taşıdığım kalbe geleceğinden emin olmalıydım.