Musa Carullah, sürgünü sebebiyle çok farklı yerlerde bulunup çok sayıda kişi ile görüşme imkanı bulmuş bir alim. Yaşadığı dönemde müslümanların sorunları üzerine düşünüyor fikirler üretiyor. Bu hususta hicap meselesi üzerinden de kadını ele aldığı bir kitap hatun. Kitapta islam hukukunda kadınla ilgili miras, şahitlik, nikah ve talak gibi belli başlı konulardan bahsediyor, bu hususlarda kendi fikirlerini açıklıyor. Üstünde özellikle durduğu konu ise hicap, aslında hicabın etrafında peçeyi, yani yüz örtüsü meselesini tartışıyor. Hicabın yanlış anlaşıldığını söylerken kendisi islam hicabı kavramını kullanıyor ve bunu iffetli olmayla açıklıyor. Anlaşılan ve uygulanan hicabı da şu sözlerle yeriyor:
“Şark toplumlarında hicabın meşruiyeti hep fitne korkusuna bağlandı. Hicap hep bu şekilde öğretile geldi. Şark ailelerinin bugünkü hallerine böyle bir hicap anlayışı sebep olmuş olabilir. Fakat fitne nerede? Havada fitne olmaz. Güneşin ışığında, bilginin aydınlığında fitne olmaz. Olsa olsa fitne erkeklerin gözlerinde, kalplerinde yahut dillerinde bulunur. İlle bir tedbir almak gerekiyorsa, erkeklerin gözlerine nikab, kalplerine adap, dillerine ceza kazım gelir.”
Kitapta genel olarak bu mesele üzerinden islamın kadına verdiği değer ve ehemmiyet konuları anlatılıyor. Yazarın sürgün döneminde Türkiye’de bulunmuş olması sebebiyle Türk toplumu üzerinden de çok sayıda örnekler veriyor. Yazarın 20. yüzyılın ilk çeyreğinde telif ettiği bu eseri günümüz meselelerini aydınlığa kavuşturmada bir yol açsa da bu konuda yeni çalışmalara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kitabı yayına hazırlayanın eski diyanet işleri başkanı Mehmet Görmez hoca olması da güzel olmuş. Başarılı bir çeviri ve sondaki eklerle de okuyucuyu bilgi yönünden tatmin ediyor.