Bir insan ne kadar kendine güvenirse güvensin, ne kadar yılmaz olursa olsun, çözemeyeceği bir çelişkiler yumağına her an düşebilir! Dün bir şey istersin; tutkuyla istediğin şeye bugün ölesiye bağlanırsın; yarın da onu istediğin için utanırsın, yüzün kızarır; bir gün sonra da istediğin yerine geldiği için hayattan nefret edersin.

“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg’u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?”