Bu adam onu seviyor muydu? Sanmıyordum. Benim gibi sevemezdi. Sadece onu, vücudunu kullanıyordu. Kathy'yi benim kadar önemsemesi mümkün değildi. Kathy için ölebilirdim ben.
Kathy için öldürebilirdim.
Nefretle yanıyordum. Bu adam yoktan çıkmış ve hayatımı istila etmişti. Bu hayatta benim için kıymetli olan tek şeyi çalmış, kandırmış ve bozmuştu. Canavarca, doğaüstü bir şeydi. Belki de insan bile değildi. Belki de beni cezalandırmak isteyen bazı kötü tanrıların kullandığı bir aletti. Tanrı beni cezalandırıyor muydu? Neden? Suçum neydi? Aşık olmaktan başka? Çok mu sevmiştim, çok mu yapışmıştım? Çok mu fazlaydım?
O ve Kate o kadar farklıydı ki, ay ışığında yıkanan bu karanlık arazi gibi tezatlarla doluydular. Ama onunla konuşmak o kadar kolaydı ki. Tully neredeyse gülümsediğini fark etti, hem de hayatının en kötü gecesinde. Bunun bir anlamı olmalıydı.
Komşusunun popüler olması Kate'in yabancılaşma duygusunu daha da artırmıştı. Bunun onu neden bu kadar etkilediğini bilmiyordu. Bildiği tek şey, her sabah otobüs durağında yan yana ama tümüyle ayrı dünyalarda durup aralarında derin bir sessizlikle beklerken, Tully'nin onu fark etmesi için yanıp tutuştuğuydu.
Ama bu hiç olmayacaktı.
Kardeşi her gün bu aptal espriye nasıl gülebiliyordu?
Soruyu sorar sormaz cevabını buldu: Çünkü onun arkadaşları vardı. Arkadaşların varsa hayat daha kolaydır.