📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tino Rossi, Les pecherus de perles
youtube.com/watch?v=3OP9yKv...
Döşemeleri sökülmüş, çürümüş, dökülmüş bu eski malikanenin her bir yeri vampirlerle dolu. Baş vampirin yanında Bolşevik İhtilali’nin ardından sürülmüş bir Beyaz Rus uşak, bir rahibe ve beş evlat var, General Augusto Pinochet’nin beş veledi. Bu beş evlat, burada, bu köşkte çünkü babalarının bu yorucu koşuşturmacadan epey sıkıldığı ve kendisine ‘’hırsız’’ diyen nankör Şili halkına pek gücendiği ortada (çünkü askerler katil olabilirler fakat hırsız asla!). Nitekim bu sükut-u hayal içerisinde, yaşamak, General Pinochet için o kadar çekici değil, uzun ömrü, kendisine hayatı boyunca ‘’hizmette sınır tanımadığı’’ halkının nankörlüğünü görmesini sağlayan bir lanet bahşetmiş, halbuki Salvador Allende, 1973 Eylül’ünde hemen oracıkta öldürüverilmişti!
İşte bu pek mahzun ölememe değil de ölmeyi arzulamamaktan sıkılma hali, Augusto Pinochet’yi, çocuklarını bir araya toplayıp ikiyüzelli senelik ömründe kimseciklerle paylaşmadığı; kimseciklere duyurmadığı mirasını, nihayet, çocuklarına ve karısına vermek üzere bir aile toplantısında bir araya getirme düşüncesine sevk eder. Çocuklar da bu sonsuz vampir yaşamından epey sıkılmış, mirasın, yani hak ettikleri onlarca paranın kendilerine bir türlü verilmemesinden bunalmışlardır. Kardeşlerden biri, artık, bu duruma karşın bir aksiyom, belki bir inisiyatif, alarak bu yolsuzluk malikanesinin olduğu işkence adasına gelmesi için muhasebeci görünümünde bir rahibe ayarlar; kadının görevi mirasın miktarının ve niteliğinin araştırılması gibi gözükmeliyken babalarının içindeki şeytanın ‘’kutsal ruh’’ aracılığıyla çıkarılmasıdır çünkü mirasla aralarındaki tek engel Pinochet’nin talihsiz sonsuz yaşamıdır dolayısıyla bu şeytan, generalin çocuklarınca ne pahasına olursa
Materyalist batı aklını her şeyin üzerinde tutan ilerlemeci bireyler olarak bağımsız düşüncenin ve beşeri bilimlerin sonunu getirmenin bedelini binlerce yıllık insanlık tarihini yalnızlaştırarak, ellerimizle biçimlendirdiğimiz bok çukurunda yapayalnız yitip giderek ödeyeceğiz
ve dahası artık çoğu insan sınıf siyasetini “old fashioned” bulmakta ve ne yazık ki temel sebep sınıfa inanmamak ya da onu reddetmek değil; çoğul olana, toplumun kaçınılmazlığına inanmamakta
Post-pandemi toplumunun yapayalnız insanları.. birbirimizi bulamamak değil birbirimizi bulmaya çalışmamak getirecek böylelikle sonumuzu