BATI CEPHESİNDE YENİ BİR ŞEY YOK
‘’Diplomasinin başarısızlığı, Temmuz 1914’te, bazılarının korktuğu, çoğunun hoşnutlukla karşıladığı Büyük Savaş’a yol açtı. Avrupa’nın her yanında yedek askerler üniforma giyerken, kitleler savaş ilanlarını alkışlarla karşıladılar. Ancak çatışmalar, kısa ve belirleyici bir savaş beklentilerini karşılamadı; tersine, dehşetli, bitmeyecekmiş gibi görünen bir savaş ortaya çıktı.’’
Williamson A. Murray / Cambridge Savaş Tarihi
Edward Berger’in yönetmeliğinde 2022 yapımı ‘’Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’’ esasında ‘’yeni bir şey’’ değil. Aynı isimli bir uyarlamanın 21. yüzyıl teknikleri ile beyaz perdeye bu yansıyışı, savaşın yıkıcılığını oldukça etkileyici yansıtmakla kalmamış aynı zamanda savaşın kimler ve neler için yapıldığını, onurun ve haysiyetin nasıl bir algı operasyonuyla yabancılaştırılan, içi boşaltılan kavramlara dönüştürüldüğünü de enfes bir sinematografiyle ele alabilmiş.
İşte savaş.. her coğrafyadaki haliyle sınır ayırt etmeksizin kan ve çamurla dolu ‘’kahramanlık’’ hikayeleri yazadursun, birbirinden habersiz her bir portre, üniforma renkleri ile tanış oldular ve işaretlediler düşman öğrendiklerini ve yok ettiler birbirlerini, ne için savaştıklarını bilmeksizin.. ‘’Yürüyen birkaç postal’’ın kaz kaçıran ve çiğ yumurta uğruna ölen öldürülen isimlerini film boyunca dahi hatrımda tutamadığım Alman askerlerinin gözünden anlatan Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, gri ve mavi; savaş kadar gri, gök kadar mavi temalarıyla ve kalitesiyle Come And See’yi anımsatmasıyla da oldukça başarılı buldum.
Savaş bitince postalcılar pabuç yapmaya, öğrenciler okullarına, eyerciler nallar vurmaya devam edecekler değil mi?.. Peki askerler ne yapacaklar? Askere savaş lazım. Savaşın ve yapay zaferlerin inşa edilmediği bir dünyada askere yer
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç
Sana diyeceklerim söylemekle bitmez
Yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar,
Adına düğümlendi
Bana yaşadığın şehirleri aç
Başka şehirleri özleyelim orada seninle
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
İkimize yetmez